AFRİN VE HİSTERİK MİLLİYETÇİLİK
Hükümet çevresi ve yandaş medya yaşamsal sorun haline dönüşmüş olan özelikle ekonomik sorunlar, eğitim ile ilgili sorunlar, kadınlara şiddet, taciz, tecavüz, kadın cinayetleri, çocuk gelinler,
Hamile çocuklar sorunu, demokrasi ve yönetim sorunlarına halkın ilgi-duyarlılığını(!)yoğunlaşmasını engellemek için sürekli yapay gündemler oluşturuyor. Bu bağlamda insanın aklına şu soru takılıp kalıyor: "Acaba hükümet, iç politik ihtiyaçlardan kaynaklı olarak mı Afrin'e operasyon düzenledi. Afrin operasyonu ülke gündemine öyle bir yerleşti ki, uzun süre gündemde kalacağı şimdiden belli oldu ve haliyle ülkenin gerçek, yakıcı sorunları da unutturuldu(!)
Elbette ki her devlet sınır güvenliğini sağlamak ve tehdit oluşturan unsurları ortadan kaldırmaya yönelik önlemler, tedbirler alır. Ancak, askeri operasyon ile Suriye'nin bir kenti olan Afrin’e girmek, ileride telafisi mümkün olmayan birtakım diplomatik sorunlara hatta devletlerarası bir savaş ya da işgale bile neden olabilir. Emperyalist devletlerarasında bir güç dengesi olduğundan(!)
Şimdilik ya da ileride çıkarlarına yarayacak bir koz elde etme mülahazasıyla Türkiye'nin Afrin askeri operasyonuna sessiz kalıyor olabilirler.
Afrin nihayetinde Suriye'nin bir kenti. Bu operasyonun Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik bir saldırı algısı oluşturması olasıdır. Çünkü Türkiye'yi kendi topraklarında bir operasyon düzenlemesi için Suriye hükümeti davet etmedi, çağırmadı.
Hatırlarsanız ABD, dönemin Irak devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in Kuveyt işgaline sessiz kaldı, sonra da bunu bir koz'a dönüştürerek "Irak, kitle imha silah sahibi, Saddam diktatör, Irak'a demokrasi getireceğiz" argümanları ile Irak'ı fiili olarak işgal ve tarumar etti, Saddam'ı astı, Irak'ın toprak bütünlüğü parçalandı, sayısı bile tam olarak belirlenemeyen sivil ve masum insanlar öldü. Özellikle ABD emperyalizmi ve bazı batılı emperyalist devletler Irak'ın petrol gelirlerini doğrudan ya da dolaylı olarak emperyalistlerin çok uluslu şirketlerine aktardı, aktarmaya devam ediyor!
Afrin operasyonunun bir sakıncası da, operasyonun ileri aşamasında meskûn mahalde çatışmalar yaşanması kaçınılmaz olacağı için, sivil ve masum insanların ölümüne yol açabilecektir.
Bu durum ise, zaten ülke içinde Türkler ve Kürtler arasında var olan gerginlik, duygusal kopuş artarak toplumsal huzursuzluk derinleşecektir.
Emperyalist bağımlılık ilişkisi, uygulayan vahşi kapitalist ekonomik sistem ve bunun sonucu oluşan gelir dağılımındaki adaletsizlik gittikçe derinleşirken, baskı-zulüm de artıyor.Ülke nüfusunun %1'i ülke zenginliğinin %50'den fazlasını ele geçirmişken, işsizlik, yoksulluk, açlık ve sefalet yaygınlaşmış, ülkeyi artık OHAL koşullarında KHK' lar ile dahi yönetemez hale gelmiş olan AKP iktidarı siyasal, ekonomik, sosyal yönden düşüş trendine girdi ve bunu da dış politikanın silahla yapılması anlamına gelen savaş politikalarıyla Afrin'e operasyon ile aşmaya çalışıyor.Operasyonun nedenini de şöyle açıklıyorlar:sınır güvenliğini sağlamak, tehdit oluşturan unsurları yok etmek,
Ülkenin beka sorununu ortadan kaldırmak (ülkenin bekaa sorununu bilmem ama sizlerin kişisel bekaa ve ikbal sorunu olduğunu çok iyi biliyorum)
İnsana sormazlar mı? Maden Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve buna bağlı olarak da sınır güvenliğini çok istiyordun da neden Suriye'de cihatçı çeteleri,muhalifleri Esad'a karşı destekledin, neden Suriye işgalinde taraf oldun?!
Onlarda biliyor ki bu toplumun en az %80'i? milliyetçilik potansiyeli taşıyor. Amaç dış düşman algısı oluşturmak, yoksul - emekçi halkın çocuklarını Afrin'e göndererek milliyetçiliği köpürtmek suretiyle iktidar olarak yeniden toparlanmak, kendi kitlesini konsolide etmek hatta yeni oy devşirmek.
Hedef 2019 Başkanlık seçimini kazanarak,
zaten var olan tek adam rejimini iyice tahkim etmek!!!
Bir insanın kendi ulusunun hak ve çıkarlarını savunması gayet doğal ve insanidir. Bu açıdan milliyetçilik hoş görülebilir ama şovenist milliyetçilik, ırkçılık hoş görülemez çünkü ırkçılık insanlık düşmanı bir tutum ve davranıştır.
Bayrak üzerinden milliyetçi hamasetlerle vatan, millet, Sakarya edebiyatı yaparak ülkeleri yoksul-emekçi halka cehennem, kendilerine de cennet yapan kurnaz, ahlaksız, düşük karakterli ve kan emici,soyguncu,halkı da köleleştirmek suretiyle kişisel çıkar, ikbal peşinde koşan insanlar vardır ve maalesef her dönem de var olmuşlardır. Bayrak, yalnız birilerinin, bir toplumsal kesimin değil, bütün ulusun ortak değeridir. Ulusun değerini sömürmek isteyenlere de dur demek bir yurttaşlık görevidir. Bayrak, bir devletin bağımsızlığının, egemenliğinin simgesidir ama bayrak, bazen milliyetçiliği köpürtmek bazen de bütün pisliklerin üzerini örtmek için siyasal bir çıkar, amaç içinde kullanılmaktadır.
Bayrağı ne zaman, nerede ve kime karşı sallamak gerektiğinin akılcı yolunu, yöntemini, eylemini belirleyecek olanlarda gerçek yurtseverler, devrimcilerdir.
Emperyalist işgalde bayrağı ilkin sallayacak olan, bayrak üzerinden milliyetçiliği kullanarak çıkar sağlayan sözde vatansever özde ise vatan haini olanlar değil yine devrimciler olacaktır!
1969'da devrimciler Amerikan 6. Filoya bayrak sallar, Amerikan askerlerini Dolmabahçe'de denize dökerken, şimdi bayrak sallayan sözde vatanseverler devrimcilere saldırdı ve 6. Filoyu kıble yaparak şükür namazı kıldı. İnsana sormazlar mı, sen değ ilmiydin daha birkaç yıl önce "milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık" diyen. İnsana sormazlar mı, 2003 yılında Türk askerlerinin başına çuval geçiren ABD'ye karşı ne yaptın?
Hadi, ABD emperyalizminin Türkiye'deki onlarca üssünü kapatın, çok uluslu şirketlerin Türkiye’deki üretim, pazarlama, ticaret alanlarını kısıtlayın, emperyalist bir güce dönüşen Nato' dan çıkın...Anti emperyalist duruş sözle değil, eylemle olur.
Emperyalizm dünya halklarının; kapitalizm de yoksul-emekçi halkın düşmanıdır. Bu açıdan emperyalist devletler ile iş tutanların sonu hep hüsran olmuştur. Bu ister bir örgüt isterse devlet olsun fark etmez. Emperyalistler çıkarları için kullanışlı olanları bir süre kullanır ve artık işine yaramayacağını gördüğü, miadının dolduğunu anladığı zaman onu satar ya da bir çöp misali tarihin çöplüğüne atar...
Emperyalist devletlerin güdümündeki bir savaşta, çok uluslu şirketlerin kasalarına, silah tüccarlarının da cebine para akmaktadır.
Bütün mülahazalardan arınık olarak şunu belirtelim ki, dünya siyasal tarihi göstermiştir ki hiçbir halk, hiçbir ulus emperyalistlere dayanarak, onların yardım ve desteği ile özgür ve bağımsız bir devlet kuramaz. Emperyalistler, çıkarı olmadan hiçbir harekete hamilik yapmaz. Bağımsız ve özgür bir devlet ancak bir ulusun kendi iradi kararı,gücü ile kurulur.Bir devletin bağımsız ve özgür yaşamasının olmazsa olmazı da anti emperyalist bir dış politikadır!!!
Adına ister Afrin operasyonu, ister Afrin savaşı diyelim, bu savaş halkların savaşı değil, halkların savaşı emperyalist işgal güçlerine ve burjuvaziye karşı sınıf savaşıdır.
Yazımı, Afrin operasyonunun durdurulması konusunda bütün milletvekillerine gönderilmiş ve basında yayınlanmış olan mektupla noktalıyorum.
Aralarında eski bakan, milletvekili, yazar, aydın, yönetmen, oyuncu, senarist, gazeteci, demokratik kitle örgütü ve kadın kurumları temsilcilerinin bulunduğu 170’i aşkın isim, Afrin operasyonunun durdurulması, sorunların diyalogla çözülmesi için imzaladıkları mektubu Meclis'teki tüm milletvekillerine e-posta yoluyla gönderdiler. Milletvekillerine gönderilen mektup şöyle:
“Biz aşağıda imzası bulunan yurttaşlar, elinizdeki yetki ve taşıdığınız sorumluluk nedeniyle milyonlarca insanımız adına size sesleniyoruz.
Ülkemizde ve bölgemizde savaş değil sulh ve sükûn istiyoruz. Sınırlarımızı korumanın ve beka sorunu yaşamamanın en iyi yolunun karşılıklı dostluk ve iyi komşuluk bağlarını güçlendirmek olduğuna inanıyoruz.
Güvenliğimizin milyarlara mâl olan silahlanmayla, gencecik insanların yaşamı pahasına ve on binlerce aileyi yersiz yurtsuz bırakacak bir savaşla değil, karşılıklı müzakere ve işbirlikleri üzerinden sağlanacağını, üstelik bunun mümkün olduğunu, tecrübe ile biliyoruz.
Türkiye’ye bir tehditte bulunmayan, Suriye toprağı olan Afrin’e silahlı müdahalenin bölgemize ve ülkemize barış ve güvenlik değil, daha büyük sorunlar, yıkım ve acı getireceğini, Kürt yurttaşlarımızı da yürekten yaralayacağını biliyoruz.
Ortadoğu’yu bir vekalet savaşları cehennemine çevirmiş olan yabancı devletlerin oradaki askerî varlıkları bile uluslararası hukukun ihlaliyken, onların arasına katılmak gibi bir niyet ve bu yönde atılacak adımlar ülkemizi sadece hüsrana uğratacak, on yıllarca telafisi mümkün olmayacak toplumsal, siyasal, ekonomik ve insanî kayıplara yol açacaktır.
Yurttaş kimliğimiz ve sorumluluğumuzla, halkımızın ve tarihin önünde siz yetki sahiplerini uyarıyor, sesimize kulak vererek sağduyulu davranmaya, savaşı derhal durdurmaya ve sorunu diyalogla çözmeye davet ediyoruz.
Saygılarımızla.”
Dünya halklarının eşit koşullarda özgür, bağımsız ve onurlu yaşayacağı, halkların kardeşleşeceği; savaşsız, sömürüsüz bir dünya ideali ile...
Umutta kalın, dirençli olun.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

