BAHÇEDEKİ ATEŞ VE BEN....
Biliyordum
adım gibi biliyordum
gideceğini...
belli gideceksin de;
kuşları da mı götüreceksin yanında?
Barguzu bahçesinin dallarından
tahta saçaklara sinen tüm yağmur kuşlarını da mı?...
boş kalacak yuvalarında ıslık sesleri kesilecek
Ya karadutları, kızılcıkları...
ayvaların gülmediğini,
narların ağlamadığını göreceksin..
git o zaman...
yaz serinliklerimi de al git.
içindeki çölün damarlarına boşalt...
gideceksin biliyorum.
anılarımı yad edeceksin.
Gideceksen git defol...
ve pınarları kuruyacak bu ateşin sanıyorsun
küller bir gün uçacak,
her yalnızlık haşır haşır dolacak,
Sen gideceksin
ve bilmiyorum
niye bulutların da seninle gideceğini söylüyorsun!
gidiyorsun da!
hiç kimsenin anlayacağını da bilemiyorum
herkesin tanrısı niçin kendisine çalışır..
işte gideceksin öylece..
en büyük vurgunun da;
uzaklaştıkça kalbimde büyüyen gerçeğin olacak.
her rüyanın köşesinde
tek tük yorgun adımlarla,
düşümde bir kabus olup,
her sabah beni kendine uyandıracaksın.
gitmeye gideceksin de;
yine öyle gelecek sesin...
ve ben gelemeyeceğim hiçbir zaman sana
çünkü sen benden gitmiyorsun.
sen giderken;
ben kayıyorum ateş çukurunun kenarındaki taşlardan.
azımsadıkça seni bir ozanın dingin defterinde
öylece çoğalıyorsun kalemlerimde.
ne zaman kendimi yazmak istedimse
hep sen konuştun o çağın tanıklığına.
nedendir bilmiyorum
çocukken seni konuşmak isterken,
kendimi dinliyordum hep..
şimdi gidiyorsun ya;
hiç kimseyi duyacak sesim kalmadı…
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

