BASİRETSİZ, ŞAŞKIN ?SOL? UN KEMALİZMİ!
Bu konuda çok yazılıp, çok değerlendirme yapıldığına kuşku yoktur. Bazı sol hareketler, Kemalizmi devrimci, bazı sol hareketler, zayıf antiemperyalist hareket, bazı sol hareketler ise Türk milli burjuvaziyi yaratma hareketi, bazıları ise Kemalist hareketi, tekçi, ırkçı bir hareket olarak görürler.
Tarihi olayları kendine özgü somut ve nesnel koşullar içerisinde değerlendirmek en doğru olanıdır elbette. Peki, nedir bu nesnel koşullar? Feodal bir Osmanlı imparatorluğu, çökmüş bir sistem,1.Emperyalist paylaşım savaşında yenilmiş bir devlet ve buna bağlı olarak büyük toprak kaybına uğramış, bağrında birçok ulus devlet doğmuş, ayrıca da işgal edilmiş bir ülke.
Bu sistemin üst yapısı içinde çıkmış bir Kemalist hareket. Sistemin içinde çıkmıştır, çünkü Mustafa Kemal aynı zamanda Osmanlı ordusu subayıdır. Aşağıdan yukarı örgütlenmiş bir halk hareketi değildir.
Kemalist hareketin içinde olduğu dönem, Feodalizmin burjuvazi tarafında tasfiye edilip, yerine Ulus Devletlerin kurulduğu dönemdir. Bu dönemi iyi kavramadan ve burjuvazinin tarihsel misyonunu anlamadan, Kemalist hareketi de anlamak ve analiz etmek zordur.
Marksizm de bu tür hareketleri, yani burjuvazinin feodalizmi tasfiye etme hareketine ilerici bir konum yüklediğini de hepimiz biliriz. Bu açıdan bile baktığımızda Kemalist hareketin, feodalizmi tasfiye ettiğini söylemek mümkün mü? Bence hayır, çünkü toprak reformu yapılmamıştır, nüfusun ezici çoğunluğunu oluşturan köylülüğe ağa zulmü yanında bir de jandarma dipçiği eklenmiştir. Yani Marksist bakış açısı ile de Kemalist hareket, feodalizmi tasfiye eden bir konuma sahip değildir. Ayrıca Osmanlıda burjuva sınıfı da yok denecek kadar cılızdır. Kemalist harekete yön veren etkenler iç etkenler değil, dış etkenlerdir. En önemli etken ise ülkenin işgal edilmiş olması ve dünyada moda olan Ulus Devlet oluşturma fikridir.
Emperyalizmin henüz tekelci kapitalizm sürecini tamamlamadığı ve Finans kapitalist sistemin ulusal çitleri yıkıp, ülkelerin bir iç olgusu haline gelmediği dönemdir, ulus devletlerin inşası.
O gün kapitalizmi geliştirmek için ulus devlete gereksinim vardı, bugün bu gereksinim söz konusu bile değildir, çünkü global finans kapitalist sistem, nitel aşama kaydetmiş, ulusal Pazar bırakmamıştır. Bu sistemde tüm ulusal pazarlar sistemin bir parçası olmuştur. Kapitalizmin insanlığa kötü bir armağanı olan ulus devletler ise hem geçerliliğini hem de zamanını doldurmuştur.
Ulus devletler insanlığın hiçbir sorununu çözmediği gibi, insanlığın başına bela açmıştır. Çünkü ulus devlet sistemi, kendi içinde barındırdığı diğer azınlıkları ya asimilasyona tabi tutmuş, ya katliama tabi tutmuş ya da baskı altına almıştır. Uygulandığı her ülkede de zulümden başka bir şey üretmemiştir.
Global kapitalist sistem için ulusal çitleri söz konusu olmadığı gibi,bu çitler yalnızca halklar için örülmüştür,yapaydır ve anlamını da yitirmiştir.Buna mukabil olarak,diyebiliriz ki,ulus devlet sistemleri silah demek,savaş demek ve acı gözyaşı demektir.Bu anlamda ulus devlet sistemini savunmak,en hafif deyimle gericilik olmasa bile ilericilik hiç değildir.
Kemalist hareketin, olumlu yanları ve kazanımları var mıdır? Elbette ki vardır. Halifeliğin sonlandırılması, yönünü klasik Arap ümmetçiliğinde Avrupa ya dönmüş olması, sakat yanlış ta olsa Laisizmi benimsemiş olması olumluluktur. Bu olumlulukta sosyalist sola ekmek çıkar mı? Net olarak söylemek gerekir ise çıkmaz.Çünkü Mustafa Kemalin yaptığı dönüşümlerden daha fazlasını özellikle Avrupa burjuvazisi yapıyordu zaten.Üstelik kilisenin yaşam üzerindeki etki ve karar verme gücü ile Feodalizm de tamamen tasfiye ediliyordu.
Cumhuriyetin ilanı ile birlikte, işgal edilmiş bir ülkenin, işgalci güçlere karşı mücadelede halkın büyük bir bölümünün desteğini alan Mustafa Kemal hareketi, ilk meclisin kurulup ilan edilmesi ile oldukça çoğulcu ve demokratik davranmış,1921 anayasası ile halkların kendi renkleri ve kimlikleri ile de temsil edilmesi imkânı sağlanmıştır.
Bu demokrasi yalnızca 2 yıl sürmüş ve 1924 faşist ve tekçi anayasa ile halklara, inançlara, azınlıklara ve hatta sosyalistlere karşı kıyım ve zulüm başlamıştır.
Kurulmak istenen tekçi ve ırkçı sistem önce Komünistlerden işe başlamış, Rusya da sürgünde yaşayan Mustafa Suphi ve 15 yoldaşı sistemin kirli işlerinde kullandığı Topal Osman tarafında, Karadeniz de boğdurularak öldürülmüştür. Yönetim kadrosunun çok önemli bir kısmı yok edilen TKP, bu süreçte sonra sistemin uşaklarının eline geçmiş, uzun yıllar, Kemalist harekete destek vermiştir.
İşte Türkiye sol hareketi de bu durumda çok etkilenmiştir. Dersim katliamını bile Komünist Enternasyonale ‘Feodalizmin Tasfiyesi’ olarak rapor eden TKP, işbirlikçi, şovenist tahlilleri ile, kim ne derse desin, sol ve sosyalist hareketin Kemalizm’e bakış açısında da sapmalar ve yanlış değerlendirme yapmalarının esasını oluşturmaktadır.
68 Devrimci hareketlerinin çoğunda bile Kemalizm etkisini görmek mümkündür.
Atatürk ün bazı sözleri;
Komünizm Türk milletinin en büyük düşmanıdır, görüldüğü yerde ezilmelidir.
Bir Türk dünyaya bedeldir.
Ne mutlu Türküm diyene
Türkiye Türklerindir
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Türkün Türk ten başka dostu yoktur.
Biz, milletseveriz ve Türk milliyetçisiyiz.
Temel felsefesini kendi sözleri ile açıklamış olan Atatürk, Türk milliyetçilerinin sahiplenmesi ve düşüncelerini savunmaları anlaşılır bir şeydir.
Kendine sol veya sosyalistim diyenlerin, Kemalizm etkilenmesi, hatta isimlerinin önüne Komünist diye yazanların’ Kemaliz mi’ tek kelime ile Sosyal şovenizmdir.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

