BİLEMEZDİM...
Ilık rüzgârın gülen güle ne fısıldadığını,
Taşla mermerin şehre ne kattığını
Bilemezdim...
en uzun düşümü hangi yaşımda uzattığını,
gecenin uykusuzluğunda eritilmiş gümüşten
zamanın yüzünü nerde nalladığını...
Üçadalar kumsalında bir ekvator sıcağı güneşten
vücudumun hangi kısmını sorguya alacağını,
bilemezdim...
nehirdeki sabah havasının hangi göçebe kuştan
en çok heyecanlandığını,
türkü söyleyerek yılın son gecesini,
hangi meyhanede geçireceğimi
bilemezdim...
sonbahar kırağının hangi saçaklarda,
çiğli çayır çimenlerde ışılayacağını,
en çok sevdiğim fistanı kimde tanıyacağımı,
hangi tunç memelerin kaçamaklarda
başlangıç ile sonumu,
hayatın hangi çemberinde unutacağımı,
bilemezdim...
bir ananın kaybettiği yavrusunu
hangi göçmen köyde bulduğunu,
vadide döllenmek zorunda olan her şey sonunda doğmakta iken,
yasak sevişmeye sesi kesilmiş beni
hangi acıklı göllere doğru taşıyacağını
bilemezdim...
her haliyle de duymazlıktan gelen sizlerle
neler paylaşacağımı,
neler söyleyeceğimi,
binlerce ses arasında bilinmeyen bir giz dağılırken
bocalamadan, yolumu bulmayı
bilemezdim...
Ey benim tatlı belam, güzel acım
ey, anlamsız dünya,
imzaladığım iki dize arasında
seni sınırsız bir yıldıza dönüştürüyorum.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

