Binler Faşizme Direniyor
Adalet için yola çıktılar.
17 gündür yürüyorlar.
Ve yürüdükçe büyüyorlar.
İki haftada 20 bin kişiye ulaştılar.
40 derecede atılan adalet çığlığı boşa gitmiyor.
Büyüdükçe büyüyor, çığlıklar her geçen gün yükselmeye devam ediyor.
Çünkü adalet çığlığı içinde vicdan sahibi olan, adaletsizliğe dur demek isteyen kişilerin tek yürekle demokrasi katillerine dur demek için inatla yürümeye devam ediyor.
Hangi ideolojide, hangi inançta olursa olsun hukuksuzluklara, adaletsizliklere karşı atılıyor adalet çığlığı.
Çünkü adalet çığlığı sadece bir kişi için değil herkes için atılıyor.
Hukuk için atılıyor.
Adalet için atılıyor.
Eşitlik için atılıyor.
Adalet çığlığı İnsanlar görüşlerinden dolayı cezaevlerine atılmasın diye atılıyor.
Adalet çığlığı gazeteciler baskı görmesin diye atılıyor.
Yaptıkları haberlerden dolayı cezalandırılmasın diye atılıyor.
Adalet çığlığı, işinden gücünden olmasınlar diye atılıyor.
Adalet çığlığı, siyasetçiler konuşmalarından dolayı içeride olmasınlar diye atılıyor.
Bu çığlığı atanlar gün geçtikçe büyüyor, gün geçtikçe sesleri daha gür çıkmaya başlıyor.
Herhangi bir parti ayrımı, görüş ayrımı olmaksızın, memlekette adaletin bittiğine inanan ve bu adaleti tekrardan geri getireceğiz diyerek meydanlara çıkmış vicdanlı ve onurlu insanlar toprağa gömülmüş adaleti tekrardan canlandırmaya çalışıyor.
Şucusun, bucusun demeden hep beraber yürüyorlar.
Adalet için tek yürek yürüyorlar.
Faşizme karşı yürüyorlar.
Demokrasi için yürüyorlar.
Özgürlük için yürüyorlar.
Hak, hukuk, adalet için yürüyorlar.
Bunun için de adalet çığlığı küçümsenemez.
Yaz sıcağına rağmen binlerce insanın adalet için günlerce yollarda olan onurlu insanlarla dalga geçmeye çalışan, küçümseyen kişiler emin olsun ki yapmış oldukları yorumların yollara dökülen gübrelerden farkı yoktur.
Bu direnişe kimse dudak bükemez.
Kimse küçümseyemez.
Günümüzde 'Adalet'in sadece kadın ismi olarak kullanıldığı bir dönemde kimse bu mücadeleye alaya alamaz, küçümseyemez.
Adaletsizliğe karşı hep birlikte kenetlenme zamanıdır.
Tek adam rejimine karşı adalet çığlığı atma zamanıdır.
Artık ortak bir tavır sergileme zamanıdır.
Her dilde adalet çığlığı atma zamandır.
Şimdi akademisyenlerin, öğretmenlerin, gazetecilerin, siyasetçilerin ve haksızlığa, zulme uğramış tüm kesimler için hep beraber adalet diyerek bir olma zamanıdır.
*************
ATATÜRK DEĞİL DE CUMHURBAŞKANI BÜSTÜNE SALDIRI GİRİŞİMİ OLSAYDI...
Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde sarıklı şalvarlı adam demeye dilimin varmadığı bir yaratık elindeki kesici bir aletle ve Atatürk büstüne saldırıyor.
''Dinimizde Putperestlik yoktur'' diyerek yaptığı çirkin hareketi savunmaya çalışıyor.
Son zamanlarda bu tarz olaylar çok görmeye başladık farkındaysanız.
Canlı yayında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün annesine küfür etmeler, Atatürk'e hakaret etmeler, Atatürk'ün büstlerine kaldırmaya çalışanlar ve son olarak bu çirkin olay.
Putperestlik bir nesneye bir görüntüye tapmadır. Ancak bu ülkede kimsenin Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e taptığını düşünmüyorum.
Atatürk ülkenin kurucu lideridir bundan dolayı her ülkede olduğu gibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün resimleri heykellerinin olması gayet normaldir.
Tıpkı Amerika Birleşik Devleti'nin ilk başkanı olarak tarihe geçmiş olan George Washington gibi.
Başkentinin ismine bile Washington olan bir ülkeden bahsediyorum farkında mısınız?
Bu halkın Atatürk sevgisini bitiremeyen yobaz zihniyetler Atatürk'ün heykellerine saldırarak halkı tahrik etmeye çalışsalar da Atatürkçüler bu oyunlara gelmez.
Laikliği tehlike olarak gören bu zihniyetin arkalarındaki güce güvenerek yapmış oldukları bu saldırılar hiçbir zaman unutulmayacaktır.
Polislerin bu saldırgana karşı göstermiş olduğu nazik tavırları başka protestoculara karşı da gösteriyorlar mı acaba?
Merak ediyorum.
Mesela, Semih Özakça ve Nuriye Gülmen için eylem yapanlara,
Maaşlarını almak için grev yapan belediye işçilerine,
Adalet ve Vicdan nöbeti tutan milletvekillerine...
Bir de şunu merak ediyorum.
Bu saldırgan Atatürk'e değil de Cumhurbaşkanının büstüne onu da geçtim resmine saldırmaya teşebbüs etmeye kalksaydı bu şekilde nazik bir muamele görür müydü?
************
Merve Kavakçı Uğradığı Siyasi Zulmün Karşılığını Alıyor
1999 yılında yemin töreninde başı kapalı olduğu için ''Bu kadına haddini bildirin'' diyerek hedef gösteren rahmetli Ecevit'e ses çıkartmayan, Meclisten atılmasına, vatandaşlıktan çıkarılmasına alkış tutanlar, seyirci kalmakla yetinenler bugün utanmadan Merve Kavakçı' nın büyükelçi yapılmasına bas bas bağırıyor.
Neymiş efendim bir Şeyhin ayaklarının dibinde oturup avuç açmış...
Neymiş, ABD'ye bağlılık yemin etmiş.
1999 yılında Merve Kavakçı' ya yapılan siyasi zulme sessiz kalanların bu tür eleştiriler yapması samimiyetten uzak siyasi etiklikten uzak bir durumdur.
Merve Kavakçının siyasi ideolojisini beğenmiyor olabilirsiniz, yapmış olduğu açıklamaları beğenmiyor olabilirsiniz ancak o gün yapılan siyasi ahlaksızlığa ses çıkarmayanlar bugün Merve Kavakçının büyükelçi olarak atanmasına ses çıkartmaya hakları yoktur.
Siyasette rövanşist olmak kimseye yarar getirmez.
O dönemde DSP iktidarlığında mütedeyyinlere yapılan haksızlıklar hukuksuzluklar kat be katı bugün kendisini mütedeyyin olarak gören siyasi iktidar tarafından yapılıyor.
Bugün yaşanılan siyasi zulmü göz önüne getirerek 1999 yılında Merve Kavakçı' nın yaşamış olduğu zulümleri anlamaya çalışmamız ve ona göre yorumlamamız gerekir.
Kavakçı o dönemde kendisine sosyal demokrat diyen bir parti tarafından uğramış olduğu haksızlıkların bugün diyetini alıyor.
Merve Kavakçı geçmişte kendisine yapılan siyasi zulmün diyeti olarak büyükelçi olmayı hak etmiştir.
***********
GÜRSEL EROL İHALE AĞZIYLA KONUŞMAYA DEVAM EDİYOR
Ak Parti Genel Başkanı Erdoğan'dan ''Aferin'' alan CHP Tunceli milletvekili Gürsel Erol, Adalet yürüyüşüne terörize eden, CHP Genel Başkanına iftiralar atan havuz medyası gazetelerinden biri olan Akşam gazetesine partisinden direktif vermesi tam da ona yakışan bir davranıştı.
Siyasetçileri, gazetecileri, akademisyenler içeri atarak, belediyelere kayyum atayarak, Fethullah Gülen Cemaatine her zaman karşı olan gazeteleri fetöcü yapan, ülkeyi OHAL ülkesine çeviren iktidara karşı olmadığını hatta ve hatta CHP'nin karşıtlığını yanlış gördüğünü söyleyen Gürsel Erol'un Sırrı Süreyya Önder ile meclisteki atışmasından sonra çıtayı hayli yükselttiğini görüyoruz.
CHP'nin yüzde 25'in üstüne çıkamamasının nedeni Gürsel Erol ve bu zihniyette olan milletvekillerinin ve il örgütlerinin sayesindedir.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun durumuna üzülmemek elde değil. Tunceli'nin taşında mıdır suyundan mıdır bilmem buradan milletvekili seçilen CHP'li vekiller partilerini zora sokacak çıkışlar yapmadan edemiyor.
Hatırlarsanız Hüseyin Aygün' de partisine zora sokacak açıklamalar yapardı. Ancak o Gürsel Erol gibi Ak Parti ile dayanışmayı önerecek kadar çıtayı yükseltmezdi.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir an önce partisinin ayağına oynayan bu zihniyetteki kişilerden partisini kurtarıp yüzüne iktidara dönen değil halka dönen, halkçı politikalar üreten, kendisine köstek değil destek olan kişilerle yürümesi gerekir.
Zulmün olduğu bu dönemde Kılıçdaroğlu'nun bir umut olduğunu düşündüğüm CHP'de Erol zihniyetindeki milletvekilleri görmek tüm demokratları üzmektedir.
************
MAÇKA PARKINDAKİ REZALET!
Maçka parkında kendine sözde güvenlik görevlisi diyen bir ahlaksızın parkta oturan kadınları kıyafetlerinden dolayı parktan çıkarmak istemesi hükümetin kadın politikalarında yaratmış olduğu enkazın örneklerinden biridir.
Bu ahlaksız güvenlik görevlisi kimlere yaranmak için bu hareketi yaptığını düşünmek gerekir?
Şort giydiği için tekme atılan, koşu yolunda şortla koştuğu için tacize uğrayan, eşinden boşandığı için katledilen kadınların sorumlusu olarak kimleri göstermeliyiz acaba?
Kadınla erkeği eşit konuma getirmenin fıtrata aykırı olduğunu söyleyenler,
"O kadın, kız mıdır kadın mıdır?" diyerek cinsiyetçilik yapanlar,
İşsizliğin artmasını kadınlara bağlayanlar,
Kahkaha atan kadın iffetsizdir diyenler,
Kadınlar için tek kariyerliğin annelik olduğunu söyleyenler,
Kadını ev süs olarak görenler...
Bu ve bunun gibi vakaların yaşanmasının tek nedeni bu söylemlerden cesaret alan aptalların fazlaca üremesidir.
Kadın hareketleri hiçbir zaman bu magandalara karşı geri adım atmayacağını bildiğimiz için ne bu sözleri söyleyenler nede bu sözlerden cesaret alan akıl yoksunları kadınları özgürlüklerinden mahrum edemeyecektir.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

