CHP KURULTAYI
Partimizin 37. olağan kurultayı bu hafta sonu yapılacak. Genel merkez bu süreci iktidar kurultayı olarak kodladı ve açıkladı.
Takdir edersiniz ki kurultay partimizin en büyük ve en üst karar merciidir.
Kurultay, partinin geçmiş 2 yılının muhasebesi ve gelecek 2 yılının tartışılıp belirlendiği bir süreçtir. Sol partilerde kurultaylar sadece parti meclisini veya genel başkanı seçmek için değil, partinin geleceğe dair politik ve siyasi yolunu çizmek için toplanırlar. Peki tüm bu bilgiler ışığında bu kurultaydan bir iktidar yürüyüşü çıkar mı.? Bence çok zor.
Şöyle ki:
1 - İlk sorun Kurultay delegelerinin sayısal dağılımı meselesi. Parti yönetmeliğimize göre doğal kurultay delegeleri hariç diğer kurultay delegeleri il kongrelerince milletvekili sayısını 2 katı oranında belirlenir. Örneğin 80 bin oy alınan ve 6 vekili olan Malatya nın kurultay delegesi sayısı 12'dir.
Buna karşın 5000 civarı oy aldığımız ve 12 vekili olan Diyarbakır'ın ise delege sayısı 24,yine çok çok az oy aldığımız ve 6 vekili olan Mardin in ise delege sayısı12,
5 vekili olan Batmanın delege sayısı 10, 6 vekili olan Erzurum’un delege sayısı12 vs vs... Aslında ilk sorunda burada başlamakta zira partinin oy alamadığı, taban tutamadığı illerden bu kadar delegenin seçilmesi ve doğal olarak partinin kaderine etkide bulunması gayri mantıki bir durumdur.
Örgüt bilinci ve parti kültürü olmayan, bu bölgelerden gelen delegeler maalesef partinin kaderine yön vermekte. Kısacası kurultay delegesi belirlenirken illerdeki alınan oya ve üye sayısına göre sayı belirlemek yerine bu tarz bir yöntemin tercih edilmesinin temel amacı partiyi tabandan koparmak ve bu sayede liyakat sız kurultay delegeleri ile partiye istenildiği gibi yön vermektir.
2 - İkinci önemli sıkıntı birinci maddede arz ettiğim delegelerin hemen hemen bir çok ilde demokratik yöntemlerden ziyade benim adamım mantığı ile seçilmesi. Bununla birlikte bu seçimlere genel merkezin vekil ve genel başkan yardımcıları eliyle müdahale etmesidir. Kurultay delegelerinin belirlendiği hemen hemen tüm il kongreleri blok listeler ile yapılmakta ve kurultay delegeleri bu listeden çıkmaktadır.
Takdir edersiniz ki blok listelere girebilmenin tek koşulu genel merkezi genel merkezden daha çok savunmaktır. Liyakat göre değil sadakate göre belirlenen bu listelerden çıkan kurultay delegelerinin sağlıklı bir karar vermesinin mümkün olmayacağı kanaatindeyim.
Meşru yiteni parti tabanından değil genel başkan veya genel başkan yardımcısı veya vekilden alan kurultay delegesinin önceliğinin parti değil mevcut statükoyu korumak olacağı şüphesizdir.
Bunun en net göstergesi daha kurultaydan aylarca önce birçok ilden kurultay delegesinin çıkıp daha hiç bir aday çıkmadan, proje ve hedeflerini açıklamadan genel merkezi destekleyeceğini belirtmesidir.
Bu tavır aslında mevcut sistemin nasıl çürüdüğünü bize göstermektedir. Bir ilin kurultay delegelerinin kurultaydan aylar önce biz şunu destekleyeceğiz demesi sol/sosyal demokrat partinin teamüllerine aykırı bir durumdur.
Zira kurultay delegeliği partinin en değerli payesi olup, bu payeyi alan kişinin adeta bir futbol taraftarı gibi peşin hükümlü olması akla ziyan bir durumdur.
Kısacası tüm ülkede olduğu gibi demokrasi kavramı maalesef bizim partide de sadece bir yanılsamadan ibaret.
Parti içi statükoyu var edenler tarafından seçilen delegelerin dönüp tekrar kendilerini seçmesini demokrasi diye bize dayatanlara en güzel cevabı ziya paşanın şu mısraları vermekte "SEN HERKESİ KÖR, ÂLEMİ SERSEMMİ SANIRSIN"
Bu hal ve şart içinde aday olan sn. Aytuğ hocaya ve Sn ilhan Cihanere naçizane tavsiyem çekilmeleridir. Bu şartlarda sadakatleri test edilmiş delege ile yapılacak olan seçim demokrasi değil tam tersine faşizmin dik alasıdır.
Sonucu belli bir seçimde çoklu adaylık sadece bu atmosferi yaratanlara meşruiyet sağlamaktan öteye gitmeyecektir.
NOT: Önemle arz etmek isterim ki eleştirim liyakat sahibi, partiye yıllarca emek vermiş delegelere değildir. Bu hususun altını kalınca çizmek isterim.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

