Duvara toslama!
Suriye “iç savaşı” son günlerini yaşıyor. Arap baharı sürecinde sıra Suriye geldiğinde,
ABD, ab, Türkiye ve Körfez Arap ülkeleri bir kampta yer alarak, Suriye de sanki diğer Arap ülkelerinin paçalarında demokrasi akıyormuş gibi, Esadı da Esed yaparak Rejimin üzerine çullanıverdiler.
Esedi yıkıp, Işıtçı ve bilumum insanlık düşmanı, kadın köle pazarı kuran, kafa kesen barbarlar sürüsü ile Suriye’ye demokrasi getirmeye kalktılar.
Bunu gerçekleştirmek için bu barbar sürülerine dünyaca, silah, para ve lojistik yardımında bulundular. Öyle ki, bu barbarlığa dâhil olmayan Kürtlerin üzerine ışıdı saldılar. Işıd işe Kobanede başladı.
Kobanede yenilince Ezidilerin yaşadığı Şen gale saldırdı.
Yakaladığı erkekleri öldürüp, kadınları köle pazarlarında satışa çıkardı.
İşte bu köle pazarının olduğu önemli merkezlerden biridir İDLİP.
Emperyalist barbarların büyütüp beslediği cihatçı terörist gruplar, İDLİPE sıkıştılar. İDLİP onların son kalesidir. Suriyeli olmayan binlerce kelle avcısı yamyam sürüsü ile doludur.
Gelinen aşamada, Rusya’nın son İDLİPE barbar sürülerine karşı başlattığı savaş, aynı zamanda Suriye topraklarında üstlenmiş bütün yabancı unsurların da “IŞID a karşı mücadele için buradayız” yalanında kelimenin tam anlamı ile duvara toslamasıdır. Yalanın sonudur.
ABD, AB nin İDLİP te “Kimyasal silah kullanılacak” iddialarının ardında yatan esas neden orada kalma gerekçelerinin Rusya tarafından yok edilmesi yanı sıra olası göçtür.
Sahtekâr emperyalistler zaten orada insanlar, Müslümanlar birbirlerini yıllarca öldürsünler diye ordalar.
Tüm emperyalist barbarların hesapları Suriye’de duvara tosladı.
Darısı bütün mazlum halklara.
****************
İdamı bunun için istiyorlar!
İran’da önce devrimci ve sol güçlerinde desteğini alarak iktidara gelen pis sakallı, kalpaklı , yalancı ve sahtekar mollalar, bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış İran’ı 1978 yılında bu güne binlerce aydın, devrimci ve kürdü imha ederek bu günlere geldiler.
Barbar molla rejimi, İran’ı açık hapishaneye çevirdiler. Toplumsal muhalefette en küçük bir kıpırdanma kanla, katliamla bastırdılar.Hiç bir uluslarası sözleşmeye tabi olmayan bu insanlık düşmanı kalpaklı mollalar, en dinamik muhalif güç olan Kürtlere karşı dönem dönem taktik geliştirerek, belli sınırlar içinde tutmayı denemiş ve bundan kısmen başarılı olmuştur.
Dün İran KDP sinin Erbil sınırları içindeki kampına füze yağdırarak bir çok parti üst düzey sorumlusunu katledip, aynı gün yine üç Kürt genç aktivisti idam etmesi, Suriye’de Kürtler Lehine değişen dengelerin kendi ülkesindeki Kürtlere karşı bir gözdağı niteliğindedir.
Ülkemizde çocuk istismarlarını bahane ederek, “idam isterük “diye nara atanların kurmak istedikleri sistem tam da İran molla sistemidir. Nasıl ki, bir Kürt muhalif gencin bir şiir okuması idam cezası ile sonuçlanıyor ise esas istedikleri budur.
İpi barbarın eline verirsen, babasını tanımaz!
*************
İttifaklar sorunu!
Ekonomik kriz olmasaydı yerel seçimlerin erken yapılacağı kesindi. Kesindi çünkü 24 Haziran seçimleri sonrası toplumda oluşan karamsarlık, moral bozukluğu, CHP içinde başlayan koltuk tartışmaları AKP-MHP faşist ittifakı için ele geçmez bir fırsattı.
Türkiye ekonomisini sarsmış ve sarstığı kadarda etkisi henüz vatandaşın cebine yansımamış olan kriz, AKP balonunu söndürmüştür. Büyük halk kitleleri gidişatın hayra olmayacağının farkında ve bilincindedir.
HDP ve CHP nin başta büyük şehirler olmak üzere, yerelde AKP/ MHP faşizmini çembere alma, daraltma ve yerelde nefessiz bırakma gibi bir sorumluluğu vardır. Başta İstanbul olmak üzere birçok büyük şehri almak içten bile değildir.
Bunun için HDP cephesi önce kendi dışındaki sol ile bir mutabakat oluşturup, CHP ile de ilkeli bir ittifak aramalıdır. Bu zor bir iştir, zor olduğu kadar da tarihi bir sorumluluktur.
Esas CHP nin alışılagelmiş tutumunu değiştirip, HDP ile cesaretli, açıkça ittifaka girmesi gerekir.
Faşist cenahın, “bölücüler ile iş birliği yapıyor” tantanalarına kulaklarını tıkayıp, kendi içindeki ulusalcı faşist tayfaya da aldırış etmeden bu yolu açmalıdır. HDP böyle bir ittifaka hayır demeyecektir, ancak tüm problem CHP cephesinde kaynaklıdır.
Şu anlayış bitmelidir: HDP ile yan yana görünmeyelim anlayışı!
Yıllardır hep aynı şey yapılıyor zaten, üç beş çığırtkan faşistin oyu olmayıversin!
HDP hiç bir gizli kapaklı iş birliğini kabul etmez ve etmemelidir. CHP nin bir kesiminde yaygın olan, “örtülü iş birliği” fikri doğru ve kabul edilir bir durum değildir.
Açık faşizme karşı, açık güç birliği!
******************
İşte böyle!
Ne kadar doğru bilmiyorum ama önemli kalemler 30 Ağustos resepsiyonunda ikram edilen tuhaf isimli meyve kokteyllerini yazdılar.
Öyle tuhaf ki cehaletimi bağışlayın, bende ilk kez böyle meyve isimlerini duydum. Bir tuhaflıkta “yerli ve milli” demagojisi yapanların gavur mu gavur meyve isimlerini resepsiyonun flaş içecekleri olmasıdır.
Bir diğer tuhaflık ise, bu içeceklerin oldukça fazla maliyetli olmasıdır. Yazılanlar doğru ise 1 bardak Ejder suyu 120 TL imiş.
Bu tuhaf içecekler şöyle:
-Ejder meyveli Smothie ( lehria tohumu eşliğinde.
- Efuli ( luçi meyvesi eşliğinde)
- Zencefilli somonlu suçi ve diğerleri.
Bunların hepsi hem yerli hem milli, aslında biz cahil kalmışız!
Starex meğerse bir meyveymiş! Bu meyveyi yüzbinlerce hacı amca gibi bende ilk kez duydum.
Ayrıca tüm yabancı döviz cinsinde paraları tam olarak alt(!) ettiğimiz şu günlerde bu ekonomiyi yöneten kadroya helal olsun! Lafımı olur! Yerli ve milli (!) içecek Ejderin, suşinin,luçinin!, starexin! Aslında bunların hepsi Malatya’da yetişiyor, yabancı güçler kendi markası yapmışlar!
Gariban ne mi içsin?
Deve sidiğinin her derde deva olduğunu söyledi, yobaz! Buyurun afiyet olsun!
Birde şarbonlu et, oda çok çok afiyet olsun, yiyin!
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

