“ Yeni Malatya spor’u bu hale düşürenlerden hesap sorulsun “SPOR“ Yeni Malatya spor’u bu hale düşürenlerden hesap sorulsun “ÖRNEK REKLAM · 970×90
BIST14.501
DOLAR48,08
EURO56,09
ALTIN7.165
BITCOIN3.784.650
30° MALATYA
reklam
K
Konuk Yazar
21 Aralık 2020 · 1,7B okunma

EKMEK GETİRİR EKMEK GÖTÜRÜR

 

 

              Hükümete itimat edenler, ileri memleketlerin, sanıldığı gibi ileri olmadığına, hemen hepsinin bir vesile bizi kıskandığına inandı uzun süre.

               Sadece onların mı? Ülke sıfatı kazanmış birçok başka memleketin de birleşerek bir arada ya da zıp çıktı gibi tek tek hükümetimize, bağımsızlığımıza, külliyemize savaş açtığını düşündü durdu.

            Gel gör ki şu virüs ortaya çıktığından beri ki bir yılı doldurdu neredeyse, (Bizde daha 9 aylık, geç geldi bize, karıştırma) hangi memleketin ileri, hangisinin kıskanç, hangisinin içten pazarlıklı, hangisinin şüpheli, hangisinin kuvvetli, hangisinin cılız olduğu meydana çıktı

             Evde oturunca mı daha iyi anlaşılıyor, fırını kesip ekmeği evde yapınca mı, dükkanı kapatıp kirayı düşününce mi, işe gidemeyince mi, orasını bilemedim, hükümetimizin bizim yanımızda olmadığı anlaşıldı.

                Haset memleketlerin vatandaşlarının yanında olduğu, ‘dediğim dedikçaldığım düdük’ yerine, aldıkları kararları yurttaşlarını en az incitecek şekilde devreye soktukları ve sandığımızın aksine çok paralarını milletiyle paylaşmaktan imtina etmedikleri görüldü.

 

Ne yapalım? Kader diyelim, öncekiler yanımızdaydı da ne oldu?

 

                 Büyük Atatürk bize vatanı armağan etti, İsmet Paşa babasız bırakmadı ama onun zamanında da yufka açılıyordu en nihayetinde. Paşa’dan sonra gelenler, şimdikiler gibi önce yancılarından başlayarak hep başkalarının yanında oldu.

               Virüsün memlekete geldiği değerli basın mensuplarına açıklamasından sonra, muhalefetin 5’li çete dediği müteahhitlerinden birinin 9,5 milyar lira vergi borcunu sildiler. Eskide kalmasın aklın, kalacaksa şöyle diyeyim, tam 9 katrilyon 500 trilyon lira.

              Dedik ki iyi başladılar, müteahhidin 9katrilyon 500 trilyon lirasını bir kalemde çizen hükümet, bizim için neler yapmaz? İşini kaybeden, dükkanını açamayan, işe gittiğini sanıp yarım mesai ile dönen, işçisi, memuru, emeklisi, öğrencisi bir heyecanlanıp durduk.

          Uçak biletlerinde KDV’nin sıfırlanması da Allah için heyecanımızı arttırmıştı. Alamanlar dümdüz Euro veriyor ahalisine,‘Tatile gönderecekler cemi cümlemizi’ diyenlerimiz oldu, samimi insanlarız sonuçta.

                    Aslında hızlı davranıp İBAN numarası vermişti. Kulak asmadık, iyi de yaptık. Nerede ne toplandı, nereye gitti, kime harcandı, duyan varsa gazetemize göndersin ahaliyle paylaşalım. 15 Temmuz şehit ve gazileri için toplanan paralar gibi olmasın da…

                Umutla beklerken, halimizi, ahalimizi kıskanmayan 150 memlekete yardım yaptığını işittik hükümetimizin, nutkumuz tutuldu. Gözümüz yok o yardımlarda da “Keşke aralarında biz de olaydık” dedik, Allah şahit.

               Neyse uzatmayayım, hükümetin yanımızda olmadığını anladık. Buna karşı gelenleri, pankart yazıp eylem yapanları, polise direnip üstünü başını yırtanları gösterdi televizyonlarımız. Gösterir göstermez, kapatılırız kaygısıyla ya Reis’in konuşmasından “Bunlar” ile başlayan bir bölüm yahut da İçişleri Bakanı’nın ağzından “Teröristler” lafı geçen kısmı gözümüzün içine soktular.

                 İçimizdeki çok sıkıntılılardan birçoğu yurdun değişik memleketlerinde sokağa çıkma yasağını da unutarak intihara kalkıştı. Devletin ve polisin şefkatli eli anında yanında belirdi. Sivas’ta H.Ç. isimli bir yurttaş çok şükür intihardan vaz geçirildi.

                Karakola götürüldü, nasihat edildi. Sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal ettiği için 3 bin 150 TL ceza kesildi, makbuzu eline verilip eve gönderildi. Karakoldan çıkarken, bekçinin “Bu da sana ders olsun anarşik” dediği duyuldu.

                Hangisine ağlayalım, hangisine gülelim şaşırdık. İmdadımıza TBMM’de canlı yayınlanan bütçe müzakereleri yetişti. Müzakere denince hemen coşma, atanmışların seçilmişlere fırça atma günleri. Gazetemiz bu durumu dünkü nüshasında “Bütçe görüşmesi değil fırçalama seansı” manşetiyle görerek, sayın abonelerine duyurmuştu.

 

                 Atanmış sayın bakanlar, muhalefetin “Millet aç, aç” çıkışlarına sert mukabele ettiler. Yaptıkları ve yapacakları ultra, mega, silver, gold, platinyum, premium işleri anlatırken, onları can kulağı ile dinlemeyen muhalefet milletvekillerini, zaman zaman kürsüyü yumruklayarak, zaman zaman da yanlarında getirdikleri grafiklerle, fotoğraflarla mahcup etmeye çalıştılar. Baş edemediler.

                     Muhalifler bağırınca, iktidarı oluşturan sessiz çoğunluk gaza geldi. Kürsüye çıkmaya utanan, yerinden bile söz alıp bir çuval inciri harcarım diye korkan iktidara mensup çoğunluk vekiller, bu kez muhalefet sözcülerine laf attı.

 

Son örneğini vereyim, TBMM tutanaklarından;

 

Engin Altay(CHP): Millet aç deyince hoplamayınarkadaşlar, millet aç, perişan. Evet, herkesin midesinebir şey giriyor. Kuru ekmek giriyor.

Şahin Tin (AK Parti): O zaman aç değil demek.

Engin Altay (CHP): Kuru ekmek… Bu tutanağı alacağım, bu tutanağı alacağım, bak, göreceksin, milletten özür dileyeceksin.

Şahin Tin (AK Parti): Sen kendin dedin, ‘Midesine ekmek giriyor’ dedin.

Engin Altay (CHP): Milletin midesine kuru ekmek giriyor sadece diyorum, beyefendi diyor ki ‘O zaman aç değiller.’

Hazin. Tek kelimeyle hazin. Utanmanın yer ile yeksan olduğu anlar.

 

Yandaş müteahhidin 9,5 katrilyon borcunu sil, kuru ekmek yiyen vatandaş “Demek ki aç değil” diyerek gerim gerim geril. 

Ekmeğe, aşa muhtaç hale getirilenlere bir de kolayından terörist damgası yapıştırılmıyor mu, ben ona yanıyorum.

Süleyman Demirel’in “Tencerenin götüremeyeceği hiçbir iktidar yoktur” sözlerini, oturduğu yerden laf soktuğunu sanan vekile hatırlatayım.

*******************

X HOCA SİZE PEK BÜYÜK GELİR

 

               Bu mesleği yapanların işi zordur. Canlı yayına çıkmak, laf üretmek, teşhiste bulunmak, durumu anlatmak. Spikerlerin, programcıların halinden anlarım.

Anlayışlı olmak lazımdır. Ama bu da bir yere kadardır. 

               Yayıncı kuruluşun güler yüzlü programcısı, gizleyemediği taraftarlığını büyük bir gafla bir üst noktaya taşıdı.

                 Karagümrük müsabakasında Fatih Terim’in bizim bile duyduğumuz küfürlerini, küfürlü müdahalelerini, kırmızı kart gördükten sonra hiç olmaması gereken yerde olmasını, sahaya girip hakeme efelenmesini savunmaya çalışmak da bir iştir.

                İştir, anlarım. Terim, nikâh şahitliğini yapmış o da dayanamamış, ölçüyü kaçırmış, körleşmiş derim. Terim’i savunurken, Türkiye’de futbol konuşuyorsak ve futbolun neyini, neresini konuşuyorsak ilk 10’a yazacağınız, yazmak zorunda olacağınız, isteseniz de istemeseniz de zikredeceğiniz Sergen Yalçın’dan X Hoca diye bahsedemezsiniz.

X Hoca size bayağı büyük gelir. Haddinizi bilmenizi öneririm.

             Özür diliyormuş gibi yapıp, buna gelen tepkileri üzüntüyle izlediğinizi bildirmeniz de henüz dersinizi yeterince almadığınızın göstergesi. Bir futbolsever olarak söylüyorum bunu. Meslektaşlığı artık geçelim.

 

BEŞ DAKİKADA DEĞİL 11 DAKİKA’DA BEŞİKTAŞ

 

                  Erzurum, ligin en mutsuz, moralsiz takımı. Başkanı değişti, hocası değişti olmuyor. Gol atamıyor, çok gol yiyor, galibiyete hasret. Takım tam kadro İstanbul’da ama yetersiz bir kadro bu lig için.

                  Beşiktaş evindeki galibiyet serisini 4’e çıkarmak, averajını da düzeltmek istiyordu. Üstelik tüm rakipleri ona çalışmıştı, altın haftaydı Beşiktaş için…

                 Rossier cezalı olunca, kadronun Atiba’dan sonra her yerde oynayan ismi Necip sağ bekte, 11’deydi. Fener maçından sonra hazırlanan Necip pankartı güzel olmuş, stada da çok yakışmıştı. Sonuç olarak bu takımın en çok formasını ıslatan üçüncü topçu olarak Necip bir gerçektir.

              Erzurum’un kapanmaktan başka çaresi yoktu. İlk yarı bunu başardı. Beşiktaş’a kendi sahasında alan bırakmadı. Sahanın en rahat adamı Vida idi. Oyun kurma derdi de olmadığı için boş çayırda yürüdü durdu.

              Mavi beyazlıların forvet oyuncusu Ömer Şişman oğlu hava toplarında Aboubakar ile omuz omuzaydı gerisini siz düşünün. Çünkü Hüseyin Çimşir geçen her dakikanın Beşiktaş’ı panikleteceğini biliyordu ve bu havanın kendilerine getireceği bir golün altın değerinde olduğunu da.

              Beşiktaş, topa sahipti ama oyuna değildi ilk yarı. Tempo yapamayan, yeni varyasyonlar üretemeyen siyah beyazlı topçular bal yapmayan arı gibi oradan oraya koştu durdu. Tümüyle kaybedilmiş bir ilk yarı oldu.

İkinci yarı da farklı değildi.

               Bu kilidi açmak için bir mucize gerekiyordu, bu mucizeyi Halil Umut Meler yaptı. İcat ettiği penaltı, maçın kilidini açtı. Aboubakar de 7. golünü attı.

              Penaltıdan sonra o da takım da açıldı. Yine Aboubakar’ın başlattığı ve Beşiktaş’ın ilk kez bu kadar hızlı oynadığı pozisyonda Mensah, N’Koudou’ya ‘İkinci golü al da at’ dedi.

 O da siftahını yaptı.

                Topçu değiştirmeden üçüncü golü buldu Beşiktaş Vida’nın ayağından. Vida’nın gol vuruşu değme forvetleri kıskandıracak cinstendi. Santra yapıldı, Atiba, Rıdvan ve Aboubakar çıktı sahneye. Oya gibi işledikleri pozisyonda son vuruş hakkı Aboubakar’ın idi. Beşiktaş 11 dakika içinde 4 golle maçın fişini sağlam çekti.

               Alanya mağlubiyeti yaşanmasaydı daha büyük laflar da edilirdi ama sonuç itibariyle, 11 dakikalık oyunla ligin en çok gol atan takımı olup ‘Zirveye ortağım’ dedi Kara Kartal. 

Fener ve Alanya’dan bir maçı eksik Beşiktaş’ın gelecek günleri daha da umut veriyor.

              Bu maçta Aboubakar nefis golüyle Vida, her geçen gün oyununun üstüne koyan Rıdvan, Necip ve Josef’i de ayrıca kutlamak gerek.

Elbette kutlamaların en büyüğü Sergen Yalçın’a.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.
BAŞKAN GEÇİT GELECEĞİN BİLİM ADAMLARI İLE BULUŞTUGÜNDEMBAŞKAN GEÇİT GELECEĞİN BİLİM ADAMLARI İLE BULUŞTUÖRNEK REKLAM · 970×90

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.