EKONOMİK REFAH İÇİN; HANGİ DİL, HANGİ DİN, HANGİ IRK ?...
Toplumun yaşam standardını yükseltmek seçilmişlerin asli görevedir.
Ekonomik özgürlüğü olmayan bireyler sadaka kültürü ile seçilmişlere biat ettirilirlerse daha sonraki dönem biraz daha sadaka verene biat eder ve önceki idare edenlere ihanet edebilirler. Tarihin her sayfasında, her ülkenin dini ve siyasi geçmişinde olduğu gibi...
Bir zamanlar bir yerlerde bir dönem din ile birliktelik ve bütünlük sağlanmaya çalışılmış olsa bile bu eksende başarı elde edilememiş, üstüne üstlük sürekli kavgalar, savaşlar hatta katliamlar süregelmiştir.
Ancak modern ve ekonomik kalkınmasını sağlayarak sosyal devlet ilkesini yasa ile hayata geçirmiş ülkeler bunu başarmışlar, hatta dini inançlarını da yönetimde konuşmaz, tartışmaz, dayatmaz, bireyler istediği inanç ritüelini uygulayarak yaşarlar.
Verilen sosyal yardımlar birer yasa ile düzenlenmiş ve yardımlar zorunlu hale getirilmiş bir sosyal devlet ilkesi durumuna getirilmiş halk verilecek yardıma göre asla oy vermez. çünkü bilir ki kendisine verilenler zaten kendi hakkı, kendi malıdır. .
Geri kalmış ülkelerde ise; her seçim öncesi sadaka türünden dağıtılan erzak, para, iş bulma vaatleri ile biat ettirilerek, küçük ve kısa süreli çıkarları kazanç olarak değerlendiren bireyler kendilerini ve hatta çocuklarının geleceğini ipotek altına attıklarını düşünseler de bunun kısa gün karı olduğu gerekçesiyle itaat ederler...
Perde arkasında bir de arsalar üretirler , ormanlık, yeşil alan gibi kamu arazilerinden.
Bunları yine kendi çevrelerinden yarattıkları kişilerle geriden gizli ortak olarak binalar dikerler siteler, mahalle, rezistans ve hatta küçük şehirler görünümünde yerleşim alanları yaratarak nüfuz ve yağmur yağar gibi para ve rant elde ederler. Kamuya ait üretim merkezlerini ya yok eder, ya çıkar çevrelerine ucuza kapatırlar..
Siyaseti elden bırakmak da istemezler; hesap vermemek, yargıdan kaçmak için dokunulmazlık kalkanına yedi sülalesi ve şürekasını dahi çekerler siyasi zırha...
Hani dindarlardı !7
O eski dönemin eli öpülen dönemin başbakanınca beğenilen o dünyanın birçok geri kalmış İslam ülkelerine okullar açan "Hoca Efendi" şimdi "kendi uygunsuz, kanunsuz icraatlarını perdeleme için uydurulmuş "Paralel Yapı"... oldu bitti...
Gücü elinde tuta Himen karakteri gibi "Güç bendeee..." diyerek yeni bir kendi paraleli yapısını da oluşturur.
Görülüyor ki; bütün bu gelişmelerin başlangıç sürecinde kullanılan bir din olgusu vardır.
Dini temel alarak siyaset yapanların tümü hüsrana uğramıştır. Bugün bir tane gelişmiş, halkı mutlu ve refah içinde bir tek islam ülkesi neden yoktur. az gelişmiş olan ülke oranı da %43 dür.
Siyasette din ile aldatıldıkları için. Sosyal devlet olmanın ilkelerini yasa olarak çıkarıp bir zorunluluk haline getirmedikleri muhtaç ettikleri için..
"Siz Bana din ile refaha ulaşmış bir toplum gösterin, Bende size devrim ile geri kalmış bir toplum göstereyim" Ernesto Che Quevara..
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

