EZEN-EZİLEN ULUS-ŞOVENİST MİLLİYETÇİLİK VE IRKÇILIK
Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz hafta Irak-İran sınırında 7.3 büyüklüğünde meydana gelen depremde çoğunluğu Kürtler olmak üzere yüzlerce insan yaşamını yitirdi, binlerce insanda yaralandı. Deprem sonrası şovenist milliyetçi, şovenist ırkçılar, kendi sosyal medya hesaplarından utanç verici, insanlık dışı paylaşımlar yaparak Kürtlere olan öfke, kin ve nefretlerini kustular. Bunlar, insanlıktan nasibini almamış olan şovenist milliyetçi, şovenist ırkçı, faşist, ayaktakımı mahlûkatlardır. Bu tipler her şey oldu ama yalnız insan olamadı. Bunların düşünsel arka planını öğrenmek için(gerçi bu tipler düşünmez ve sadece öğrenmiş ya da öğretilmiş olan ezberler ile önyargılı hareket ederler) İsterseniz, önce kavramların tanım ve açıklamasını yaptıktan sonra konuya değinelim.
"Şovenizm, bir kişinin ait olduğu herhangi bir grubun körcesine, aşırı/abartılı taraftarlığını yaptığı ve özellikle de bu taraftarlığın rakip gruplara karşı garez, nefret ve saldırganlık içerdiği durumları kapsar. Yaygın örnek olarak: etnik şovenizmi, bölge şovenizmi, mezhep şovenizmi, spor takımı şovenizmi gibi fanatizmin özel biçimleri sayılabilir".
Stalin,"ulusal ve ırkçı şovenizm, yamyamlık dönemine ait insanlık düşmanı adetlerin bir kalıntısıdır" der.
"Milliyetçilik, maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı, ulusçuluk, ulusalcılık, nasyonalizm. Milliyetçilik, sadece bir ideoloji değil, bir yaşayış ve bir duruş tarzıdır"(TDK)
"Irkçılık. İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek, bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti"(TDK)
Şu bir gerçek ki, izlenen ayrıştırıcı, ötekileştirici, kutuplaştırıcı politikalar, söylemler halklar, uluslar arasında şovenizmi körüklüyor. Bu politika ve söylemler, öğretilmiş ezberleri, önyargıları,
Öfke, kin ve nefreti besliyor... İzlenen şovenist ırkçı, mezhepçi politikalar aynı zamanda emperyalist devletlerin de işine yarıyor. Çünkü emperyalist devletler, "böl, parçala, yönet" stratejisi üzerinden halklar, uluslar arasında kaotik ortam, gerginlikler, çatışmalar, iç savaş oluşturarak, o ülkeye müdahale etme düşüncesi hatta açık işgale yeltenebiliyorlar. Ortadoğu'da ve birçok ülkede olduğu gibi...
AKP hükümetlerinin çeşitli adlarla ifade ettikleri "Kürt açılımı "ile Kürtlere birtakım siyasal, demokratik hakların tanınması söylemleriyle Kürtlerin oyalandığı bir süreçten sonra, müzakerelerin sonlandırılmasının akabinde Kürtlerin yaşadığı illeri, ilçeleri abluka altına alarak tankla, topla yerle bir ederek yüzlerce masum sivil insanların ölümüne neden oldular.
Bunun ardından da, Kürtlerin özgür iradesi ile seçmiş oldukları HDP eş genel başkanlarını, birçok milletvekillerini, belediye başkanlarını hapse attılar, belediyelere kayyum atadılar.
İşte bu süreç içerisinde Türkler ve Kürtler arasındaki gerginlik, duygusal kopuşların ivmesi artarak, şovenist milliyetçilik ve ırkçılık tavan yaptı.
Sosyal çevremizde bazen rastladığımız Kürt ve Türk milliyetinden olan hatta aralarında arkadaşlık, dostluk bağı bulunan, belki aynı ideoloji mensubu iki insan…
Örneğin "ezen-ezilen ulus" tartışması yaparken ya da sosyal medyadaki siyasi bir paylaşım, aktüel bir olay karşısında yorumlara, ileri sürülen düşüncelere bakacak olursak, her iki milliyetten olan insanlar en objektif bir düşünce ortaya koyduğu ya da en küçük bir uyarı, eleştiri yaptığı zaman bile bir hakarete, yaftalamaya maruz kalabiliyor. O anda sizin fikriniz, ideolojinizin, siyasi kimlik hatta kişiliğinizin hiç mi hiç önemi yoktur!
Sizi her an "olmadığınız, hatta karşı olduğunuz bir şey" olarak ilân edebilirler. Zaten ilişkide haliyle o noktada biter.
Şunu da belirtelim ki, bu insanların gerçek anlamda ve mutlak olarak şovenist milliyetçi, ırkçı olduklarını söylemek mümkün değildir ama o andaki duygusal çıkışları, tepkileri, ileri sürdükleri söylemleri ile şovenist milliyetçi, ırkçı yaklaşım içinde olduklarını söylemek pekâlâ mümkündür!
Türk şövenist milliyetçileri, ırkçıları açısından nasıl ki, bütün Kürtler "bölücü, terörist, hain" ise, Kürt şovenist milliyetçileri, ırkçıları açısından da bütün Türkler, isterse, devrimci, sosyalist, komünist dahi olsa, şayet Kürt değilse "şovenist Türk milliyetçisi, ırkçısı bir barbardır".
Çünkü şovenizmde dogmatik bir düşünce ve aidiyet belirleyici olmaktadır. Bu açıdan, kendisinden olmayan herkes, kendisine ve ait olduğu gruba düşmandır algısı vardır!
Şovenist bir insan düşünmez, ezber yargılara, söylemlere, önyargılara dayanarak hareket eder. Onun için sadece "biz ve onlar "vardır. Özellikle de milliyet ve mezhep konusunda bu daha da bağnaz bir şekilde dışa vurulur.
Şunu özellikle belirtmek istiyorum ki, burada Türkler ve Kürtlerden değil hatta Türk ve Kürt milliyetçilerinden de değil, Türk ve Kürt şovenist milliyetçileri, ırkçılarından bahsediyorum.
Dünyada hiçbir ulus yok ki, o ulusun bütün bireyleri ırkçı olsun. Irkçı olan insan ve ırkçı olmayan insanlar vardır.Örneğin faşist Adolf Hitler, ırkçı bir politika izlemiştir ama o dönemin bütün Alman halkına hepsi ırkçıdıydı demek mümkün mü?!
Elbette ki, ezilen - sömürülen, hak ve özgürlükleri gasp edilmiş olan bir ulusun milliyetçiliği gayet doğal ve insanidir. Milliyetçilik hoş görülebilir ama şovenist milliyetçilik, ırkçılık hoş görülemez çünkü, ırkçılık insanlık düşmanı bir yaklaşım olup bir düşünce bile değil.
Malcolm X,haklı olarak ırkçılığı şöyle tanımlıyor : "ırkçılık, ideolojik bir düşünce değil, aksine, psikolojik bir hastalıktır".
Lenin, "ezilen ulusun milliyetçiliği olmaz" diyor ama ırkçılığı olur da demiyor...
Milliyetçilik, burjuva ideolojisidir. Elbette ki, ezen ve ezilen ulusların milliyetçiliği de birbirinden farklı olup, ezen ulus milliyetçiliği, egemen ulus olması nedeniyle onun devletinin toplum üzerinde oluşturduğu baskının, zulmün perdelenmesi amacıyla kullanılır ve ulusal çıkarların korunması yalanıyla şekillenir. Bu açıdan ezen ulus milliyetçiliği gericidir.
Ezilen ulusun milliyetçiliği ise, ezildiğinin, baskı-zulüm altında olduğunun, hak ve özgürlüklerinin gasp edildiğinin dışavurumu bağlamında olup, ezen ve egemen olana karşı bir başkaldırının ifadesidir. Aynı zamanda, gecikmiş bir burjuva demokratik devrim ideolojisini ortaya koyduğu, tarihsel süreç içinde çözüme ulaşmamış hedefleri gözettiği için göreli olarak ilericidir.
Ezilen ulus milliyetçiliği, egemen olan, baskı-zulüm uygulayan zorbalığa karşı eşitlik talebinde bulunduğu, gasp edilen hak ve özgürlüklerini istediği, bu açıdan demokratik bir öz taşıdığı için göreli olarak ilericidir!
Türk-Kürt şovenist ırkçılığı yanında, ülkemizde azınlık statüsünde bulunan milliyetlerden, dinlerden Ermeni, Rum, Yahudi yurttaşlara karşı ise ırkçı yaklaşım gösterildiğini bilmekteyiz. Bazı ırkçılar bu azınlıkların adını küfür gibi algılamakta ve hakaret edeceği kişiye karşı kullanmakta.
Azınlık milliyetlerden olan yurttaşlara yönelik 6-7 Eylül 1955 şovenist ırkçı, faşist saldırılar ülkemizin tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.
Dünya tarihi ve geçmişte ve de günümüzde yaşadığımız olaylar şunu göstermiş, kanıtlamıştır ki, bütün insanlık ve dünya halkları açısından en tehlikeli iki olgu, şovenist ırkçılık, dinci-yobazlıktır!
Son olarak şunu belirtelim ki, Sınıfa dayanmayan, lâikliği savunmayan ya da antikapitalist, antiemperyalist olmayan hareketler, kapitalist - emperyalist sistemin ve ağa-babalarının şamar oğlanı-kızı olmaktan başka bir konumu olamaz.
Çünkü sınıf savaşımı yani proletaryanın iktidarını hedefleme kapitalist - emperyalistler ve faşistlerin korkulu rüyasıdır. Ulusların özgürleşme ve bağımsız devlet kurmasında elbette sadece bir sınıfa dayanmak gerekmiyor ama emperyalist devletlerin güdüm ve desteği ile de zaten o hareketin nihai hedefi gerçekleşse bile bu kesinlikle bağımsız - özgür bir yapı arz etmeyecek, sadece bağımlılık ilişkisi içinde olduğu devletler değişecektir! !!
Umutta kalın, dirençli olun.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

