Faşizmin sinsiliği!, Ona Sayın(!) diyeceğim , Hileli enflasyon
İç kamuoyunu bir tarafa bırakalım. Dünya kamuoyuna rağmen 3 Büyükşehir belediyesini bir dünya yolsuzlukla anılan, hiç bir “soruşturma” yapılmayan hırsız kayyumların yönetimine zorbalıkla bırakılması AKP/ MHP faşizminin ne kadar “gözü kara” olduğunun bir göstergesidir.
İçlerinin yanıp tutuştuğu Ankara ve özellikle rant kapısı olarak gördükleri İstanbul’a “çökme” mutlaka gizli gündemlerinde sürekli olacaktır.
Ankara ve İstanbul için zaten söylediler, “ Kazansalar dahi görevden alırız” hatırlayın!
İşin berbat tarafı birde yaptıklarını “demokratik” “hukuk” sosuna bulaştırıp, nerdeyse “halk kayyumlarla birlikte şenliklere başladı” diyecekler! Buda faşizmin Gobelsten miras aldığı propaganda taktiğidir. “ yalanı büyük söyle” taktiğidir.
Hiç bir demokratik ülkede olmayan, seçilmişin, atanmış tarafından görevden alınması “kayyum” ucubesi aynı zamanda bir anayasal sorundur!
Hiç bir güç seçilmişi görevden alamamalıdır! Hele uydurma gerekçeler ile herkes bu şekilde suçlanabilir! Seçilmiş suç işleyebilir mi? Evet işleyebilir! Böyle bir durumda en üst hukuki yargılama yapılır, suça hukuk karar verir. Demokratik ülkelerde uygulama örnek alınır.
Henüz seçimlere 4 yıl var, bu süre içinde bütün belediyelere el koyabilirler ve bunun önü açık.
Hele İmamoğlu’nun “haddinizi bilin” restini unutacaklarını sananlar, net bir şekilde yanılıyorlar.
Sinsi faşizm; sadece zaman kolluyor!
Kılıçtaroğlunun; “Bu HDP meselesi değil, demokrasi sorunudur” belirlemesi yerindedir. Ancak CHP sokaklarda olmayacak belirlemesi aptal dananın kasabın bıçağını yalamasıdır.
AKP/ MHP saray faşizmini geriletecek tek seçenek, sivil itaatsizliktir! Bu eylemlerin şiddetten uzak durması önemlidir. Şiddet azgın faşizmin şiddetini meşrulaştıracaktır, çünkü.
Şimdilik bu itaatsizlik eylemlerinin öncüsü HDP dir. Faşizmin orantısız şiddete başvurması bu eylemlerin yayılma korkusudur.
Kayyumlar gidene kadar demokraside yana olan herkes sesini yükseltmelidir.
Aksi halde sinsi faşizm sizi affetmeyecektir!
************
Ona Sayın(!) diyeceğim!
Davutoğlu, eski defterleri açarsam insan yüzüne bakamazlar dedi. Bu defter 7 Haziran- 1 Kasım 2015 tarihi arasındaki toplu kitle katliamları defteridir. Defterlerinin kirli işlerle dolu olduğunu biz “aptallar” zaten biliyoruz.
Suruç katliamı
Ankara gar katliamı ve
İki polisin faili meçhul şekilde öldürülüp, çözüm sürecinin sonlandırma gerekçesi yapılması.
Her tarafta patlayan serseri bombalar.
İşin en vahimi, bu bombaları patlatanların “devletin” gözetimi altında faaliyet sürdüren IŞIDI barbarlarını “takip” eden sorumlu kamu görevlisi hiç kimsenin soruşturmaya uğramamış olması.
Toplumun büyük bölümünün “ürkütülüp” ne oluyoruz? Aman AKP ye verip kurtulalım noktasına getirilmesi stratejisi maalesef başarılı oldu.
Az çok ekonomisi düzgün olan, parama biraz daha para katabilir miyim “sınıfı” idi, hedef kitle.
Hafızalarımızı yenilemek anacı ile, 7 Haziran’da çoğunluğu kaybeden AKP, CHP ile “yalanda” ucu bucağı belirsiz koalisyon görüşmeleri sürdürdü, arka bahçede Bahçeli ile anlaşarak erken seçim kararı aldılar. İşte ne olduysa bundan sonra oldu.
HDP mitinglerinde bombalar patladı, HDP nin görünür olmaması gerekirdi. Öylede oldu! HDP kitlesel katliamlara “önlem” olarak, mümkün olduğu kadar sokakta uzak durdu.
Davutoğlu sicilini “temize” çıkarmak için o karanlık tarihi, dönemin Başbakanı olarak, açıklamak zorundadır. Burada hiç bir devlet sırrı söz konusu değildir. Devlet halkının katledilmesine yatakçılık yapamaz!
Kendisi Selahattin Demirtaş’a “artık ona Selahattin demeyeceğim” demişti.
Çünkü Selahaddin Eyubi ismi takılmıştı Seloya.
Bende kendisine buradan açık çağırı yapıyorum: Şu defteri aç! Açmaz isen siyasette hiç bir karşılığın olmaz, çünkü söylediğin şey yenilir, yutulur şeyler değil. Hatırla sende Ankara Gar katliamı faillerini gizlemek için “kokteyl” örgüt peyda etmiştin, hedef şaşırtmak için!
Açıkla söz!
Sana Sayın Davutoğlu diyeceğim!
*******************
Hileli enflasyon!
İstanbul seçimi sonunda hemen ardında başlayan zam yağmuruna rağmen, enflasyon rakamları “düşük” çıktı yinede. Düşük çıkması gerekirdi çünkü emekli zamları belli olacaktı. Olan oldu ve memur emeklisine % 6 diğer emeklilere de % 5 zam “uygun” görüldü.
Daha henüz ayını doldurmamış CİK ( Cumhurbaşkanı istişare kurulu) üyelerine % 38 zam yapıldı. Yani yılını filan doldurmuş değiller, bir ay önce göreve başlamışlardı.
Bu üyelerden Bülent Arınç ise bu durumu eleştirenlere “Edepsizler” dedi. Çünkü kendisi çok edepliydi, aldığı “üç kuruşluk” maaş onların gözüne batmıştı. Ayrıca vatandaşın 6 aylık enflasyonu % 5 iken, kendilerine gerçek enflasyon uygulanmıştı. Buna tepki gösterene de “koyun” değil edepsiz denirdi.
Halkın meşhur deyimi ile “böyle saça böyle tarak” gerisini söylemem! söyleyemem bana ve benim gibi düşünenlere "sinkaf " yakışmaz
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

