GÜNÜN KONUSU SOL BİRLİK!
Herkesin hoşuna gidecek şeyleri yazmak benim de çok istediğim bir şey olduğunu belirterek, yazıma başlamak istiyorum. Bu durum niyetten ziyade, gerçek olgular üzerinde olayları değerlendirmek gibi bir sorumluluktan kaynaklıdır.
Solda birlik diyince hemen CHP, HDP ve diğer sol güçlerin akla geliyor olmasından başlayarak, önce neden böyle bir birliğin mümkün olmadığını açalım:
CHP cumhuriyeti kuran bir parti olarak, defalarca değiştirilmiş, yazboz tahtasına çevrilmiş olan tekçi, ırkçı, faşist Anayasayı yapan, esasında bugün AKP tarafında slogan haline getirilip, adına da RABİA dediği, Tek devlet, tek millet, tek dil, tek vatan diye somutlaştırdığı sistemin kurucudur.
Bir konuşmasında Kılıçtaroğlu bu tekçiliğe vurgu yaparak,’Bizim de bunlarla bir sorunumuz yok kardeşim, Rabia da nerde çıktı’ demiştir. CHP nin gerek Kürt sorunu, gerek Alevilerin talepleri konusunda üç maymunu oynadığını, genlerine yerleşmiş olan tekçiliğin, bu sorunların çözümü konusunda milliyetçi refleks gösterdiği bir sır değildir. Bu refleksleri gösterirken, vatanın bütünlüğü, devletin bekası gereği böyle davrandığını da kendi yetkili ağızları söylüyor zaten.
Devletin bekası, vatanın bütünlüğü söz konusu ise gerisi teferruattır, dedi Kılıçtaroğlu birçok konuşmasında. Sanki Kürt sorunu çözülür ise devletin bekası tehlikeye girer gibi bir algı yönetiyorlar.
Alevi sorunu daha da büyük bir faciadır. CHP nin programında buna ilişkin bir kelime göremezsiniz. Cumhuriyetin kuruluşunda kısa bir sonra yasaklanan Alevilik, aslında yasalar özerinde hala yasaktır. Resmi bir sıfatı yoktur. Bunu kim yapmıştır Alevilere 1927 yılında tek başına iktidar olan CHP ve Atatürk yapmıştır.
Tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin kanun gereği, ALEVİLİK YASAKLANMIŞTIR. Alevi dergâhlarının mallarına da devlet tarafında el konmuştur. Bildiğim kadarı ile hala bu mallar Alevilere verilmemiştir. Devletin din işlerine h,ç bir şekilde karışmaması gerekir iken din devlet tarafında finanse edilerek, alevinin dışlandığı ve olmadığı, Sunni inancına dayalı Diyanet işleri kurulup, devletin eline teslim edilmiş ve ÇAKMA bir laik sistem oluşturulmuştur. İşte gerçek anlamda laiklik ile ilgisi olamayan o çakma sistem bugünlere gelmemizin en büyük neden ve sonucudur.
Bunları neden anlatıyorum? Nedeni şu: Esas olarak alevi kitlesi desteğine dayanan CHP nin Alevilere ne büyük tarihi kazıklar attığının bu gerçeklerden habersiz olan insanlarımızı acaba araştırmaya, sorgulamaya sevk edebilir miyim diye yazıyorum. Koşulsuz, şartsız CHP ye destek sunan toplumumuzun, büyük bir yanılsama ve aldatmaca ile yüzleşmesi artık kaçınılmaz olmuştur. Yüzleşme yapmadıkça doğruyu bulma şansımız yoktur.
Bu günün CHP sine gelince; değişen çok bir şeyin olmadığını söylemek abartı olmaz. CHP sol potansiyel kitlede oy alır, sağcılar da CHP yi yönetir. Merkezin oyunu alacağız, sol oylar tek başına yetmiyor (kim dediyse! Maalesef bunu birçok CHP li ağızdan duymak mümkün) argümanına dayanarak, oy aldığı kitle ile hiçbir ilgisi olmayan ‘merkez sağcılar tarafında temel politikaları belirleniyor. Buna en iyi örnek, ANAP, Doğru yol, refah partisi gibi partilerde politika yapıp ta şimdi CHP nin en yukarısına yerleştirilen insanlara bakmak yeterlidir. Biri gitti, Aytun Çıray, genel başkan yardımcısıdır, adam diyor ki; ben zaten Sosyal demokrat değildim ki, haklı! CHP evrensel değerlere sahip bir Sosyal Demokrat parti olma becerisini gösterebilse idi, o zaman taktik ittifaklar v.s konuşulabilirdi. Zaten bu günkü noktada olmazdı.
Bazı arkadaşlarımızın, CHP özüne dönsün, şu, şu insanlar küsmüşler, onlar gelirse CHP uçar gibi sığ değerlendirme yapmalarını hayretle okuyorum. Bu arkadaşlar CHP çizgisini kavramış değillerdir. CHP de diğer sistem partileri gibi, Milliyetçilik yarışı yapıyor mu evet yapıyor. Dokunulmazlık oylamasında tutumunu bir kez daha hatırlayalım; Anayasa ya aykırı ama evet! Tezkere konusu yine böyle bir saçmalık; destek veririm ama gelecek cenazelerden AKP sorumlu! Bunun tutarlılıkla bir ilgisi var mı? Veya sosyal demokrat bir politika ile ilgisi var mı? İnsana sormazlar mı bu ne perhiz, ne lahana turşusu diye!
Bütün bu handikaplar içerisindeki bir CHP nin sol cenahta görülmesi, yalnızca bir aldatmadan ibaret olur. Sol tabanda oy alıyor mu evet alıyor. Bazı sol kökenli arkadaşlarımız var mı evet var. Bunun böyle olması tamamen gerçek sol güçlerin dağınıklığında kaynaklanıyor. HDP ve diğer irili ufaklı sol güçler, bir hayal gibi de olsa tek çatı altında birlik oluşturabilirlerse, kitleler bu birliğe yönünü dönecektir.7 Haziranda bunu gördük ve yaşadık. Böyle bir potansiyel vardır. Üstelik HDP tüm sol kesimleri kapsamamıştı.
Tabi karizmatik lider Selahattin Demirtaş faktörünü de bir tarafa not etmek gerekir, alınan bu başarıda. Denecektir ki, HDP zaten bir güç diğer toplam yüzde bir bile etmeyecek solun ne faydası olacaktır? İşte birlik sorununa yüzdelik olarak bakmak bile başlı başına sorunludur, sorunludur çünkü HDP nin Türkiyelileşme projesi sistemi ürkütmüştür ve HDP nin tüm Türkiye genelinde demokratik siyaset yapması, kendisini halka anlatmasının önü birçok kez kandırılmış faşist, gerici güçler tarafında ‘Kürt teröristler’ aldatmacası ile kesilmiştir.
Birçok yerde binaları kundaklanmış, yakılmış, araçları kurşunlanmış oda olmamış, mitinglerinde bombalar patlatılmıştır. İşte bütün bu gerçekler ışığında az olsun benim olsun değil, çok olsun herkesin olsun mantığı ile HDP dışı kalan sol ve sosyalist kesim, tüm ön yargılarını, komplekslerini bir tarafa bırakarak, yan yana durabilme basireti göstermezler ise tarih karşısında sorumlu olacaklardır. Bu yan yana gelme kitleler içerisinde bir sinerji yaratacak, yeniden bir umudun tohumu atılmış olacaktır.
Kimse kendisini fesih etmesine gerek yoktur. Böyle bir şey de yanlış olur zaten. HDK (halkların demokratik kongresi) benzeri bir yeniden yan yana gelmenin yolu neden kapalı olsun? Adı önemli değildir, yeter ki çok fazla boğmadan ve detaya da girmeden asgari müştereklerde anlaşılabilsin.
Bu asgari müşterekler bellidir, DEMOKRATİKLEŞME! Bu bile başlı başına birlik olmak için yeter ve artar. HDP nin genel başkanı bir çok kez kendi ağzında,’Bizim ayrı bir devlet kurmak gibi bir projemiz yoktur’ demiştir.
Hiç kimse HDP yi bölücülük ile suçlayamaz.
HDP projesi bellidir, Ortak vatan, Demokratik Cumhuriyet. Bu proğramı beğenmeyen sol ve sosyalist yapılar var ise dayatma yapmadan, her yapıyı temsilen bir kişi demokratik bir tartışma platformu oluşturarak, çoğunluk görüşü esasına dayalı ve herkesin sahiplendiği demokratik bir program üzerinde birleşmek zor değildir.
Bu tür birliklerin örneği Avrupa da çok fazladır. Podemus (ispanya),Syriza (Yunanistan) daha birçok örnek verebiliriz. Dikkat edilir ise bu ülkelerde de CHP türü (üstelik onlar sosyal demokrat) partiler bu birlikte yer almazlar. Her solcunun, sosyalistin, HDP linin bu birliği oluşturmak için, katkı sunması vicdani ve sol bir görevdir. Herkesin bu ertelenmez konuyu gündemine taşıması şahsi olarak en büyük dileğimdir.
Şimdiden bu duvara bir kiremit koyacak herkesi selamlıyorum.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

