Hiç ağa babamız olmadı!
Bu ülkede devrimciler en temiz insanlardır.Hiç birinin ağa babası yoktur. Yoktur çünkü tanımadıkları insanların derdini kendi derdi olarak gördükleri gibi, ağababalık ta sökmez bu ideolojiye zaten.
Servetleri bir hırka bir lokmadır! Çoğu bu sistemde istediği makama, istediği ekonomik pozisyona gelme potansiyeline sahip olduğu halde devrimcilik gibi zor bir şeyi tercih eder.
Devrimcilik tarihi; yukarıda saydığım niteliklere sahip, çoğunun rüyasında bile göremeyeceği makamlara sahip olmayı elinin tersi ile itmiş kendini halkına adamış canını seve seve vermiş, ölüme giderken bile bir an olsun nedamet getirmemiş yiğit devrimciler ile doludur.
Deniz Gezmiş ve arkadaşları üniversiteyi yönetirken, Abdulah Gül ve arkadaşları korkusunda üniversiteye gidemiyorlardı. Biri duruşunu canı ile ödedi, diğeri bu ülkede gelebilecek her makama geldi. Biri anarşist, terörist oldu, diğeri ülkenin kaderini değiştirecek makama oturdu. Törenlerle geldi, törenlerle gitti, hala devlet kendisine bakıyor, köşklerde yaşıyor. Ya Deniz Gezmiş? Kıyaslama kabul eder mi bu iki kişilik arasında.
6. Filoyu denize dökerken devrimciler, gerici faşist güruh “allah, allah” diye saldırırlarken, kim kimin ağa babasıydı?
Kahrolsun emperyalizm Yaşasın tam bağımsız, demokratik Türkiye mücadelesi derken, “ Gomonostlar Moskova’ya” diyenler, bizi Moskova’ya sürenler, şimdilerde Moskova’nın eteğine yapışmalarına ne demeli peki?
Yine Gomonost Çin’e el aman dileyip, avuç açmalarına ne diyeceğiz?
Ulan sizin fırıldaklığınız kitaplara sığmaz! Kendinize bakın! Bizim ağamız da babamız da halkımızdır. Bİz birileri ağalık babalık yapsın diye değil, o zihniyeti yıkmak için mücadele verenleriz!
Yıllarca ABD üretimli bir ilkokul mezunu meczubun sümüklü mendilini ağzına atma yarışında olan devrimciler değildi, sizdiniz siz!
***************
Kriz aşıldı mı?
Bu soruyu okuyan haklı olarak diyebilir ki; kardeşim krizin yansıması henüz olmamışken nerde aşılsın, doğrudur bende o görüşteyim, krizin ekonomiye yansıması henüz olmadı.
Gel gör ki AKP yetkililerinin ekonomik krizi bir rahibe indirgemeleri, ardında kimi yetkililerin anti Amerikancı kesilip, milliyetçilik soslu vatan, bayrak edebiyatı yaparak krizde siyasal rant elde etmek istediklerini biliyoruz.
Krizin rahiple bir ilgisi yoktur, kriz yapısaldır. Üretime dayalı olmayan rant ve talan ekonomisinin duvara toslamasıdır. Olan net olarak budur.
Türkiye ekonomisi dışa bağımlı montaj ekonomisidir. Örneğin Türkiye’de montajı yapılan birçok otomobil markalarının parçalarını döviz olmadan alabiliyor musun? Alamıyor musun? Sorunu basit olarak anlatmak gerekirse sorun tam olarak budur. Şu pozisyona bakılınca merkez bankası döviz rezervleri de oldukça azalmış durumdadır. Yani ister dolar ister Euro olmadan siz dışardan hiç bir yedek parça almanız söz konusu bile değildir.
Sorun bu! Elinde döviz var mı yok mu? Veya karşılıklı “takas” yapacak yerli ve milli bir ürününüz var mı yok mu? Ben bilmiyorum, bilen varda yazsın.
ABD de Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu ulusal sermayeyi, uluslararası sermayeye karşı destekleme ve koruma altına alma politikalarının dünya tekelci kapitalist sistemine de bazı olumsuz yansımaları olacaktır.
Ulus içi sermaye ile ulus dışı sermayenin savaşında kimin kazanacağı henüz belli değildir. İşte Trump iktidarı ABD ulus içi sermayesinin temsilcisidir. Bu durum aynı zamanda dünya kapitalizminin yeni bir bunalımıdır. Krizin öncelikle Türkiye gibi kırılgan olarak tabir edilen ekonomilerde baş göstermesi neden değil, sonuçtur.
Bu krizin devrimciler açısında neden ve sonuçları elbette vardır. Nedenleri belli ama sonuçları da bizce bellidir, ancak yansıması anlamında henüz belli değildir. Rant ve talan ekonomisinin iflasıdır, olan.
Her ekonomik krizde olduğu gibi fatura klasik anlamda çalışan ve üreten kesime kesilecektir.
Bu krizde çıkış yolu oldukça sancılı olacaktır, 16 yıldır ülkeye rant ve talan ekonomi mantığını egemen hale getiren AKP ve destekçisi MHP birinci dereceden sorumludur. Bu sorumluluktan kaçmak için rahip krizi derinleştirilerek sanki rahip meselesi çözülse ekonomik kriz son bulur(!) gibi bir imaj yaratılıp, boyun eğmiyoruz(!)Algısı yaratılıp, işin faturası nı her zaman en iyi yaptıkları şeyi yaparak “başkalarına” yüklemeye çalışıp, “ mağduru” oynuyorlar.
TL ile dış alım ve satım yapabilen bir mekanizma varsa krizi atlatmak çocuk oyuncağı olur, böyle bir mekanizma olmadığına ve TL nin uluslararası dolaşımda yeri olmayan bir para birimi olduğuna göre kriz nasıl aşılacak peki?
Henüz kriz yaşandı mı?
*******************
Kaliteli Biberin gazı!
Cumartesi günü 700. hafta oturumuna desteğe gittiğimizde, oldukça yoğun bir polis önlemi alınmıştı.
Üç arkadaş beraber alana doğru yürürken, sanki Urfa isotunda yapılmış, yeni nesil biber gazı genzimizi yakmaya başlamasıyla “arkadaşlar gazın kalitesi değişmiş dedim” ben bu tadı bilirim, önce gözün etkilenir ama bu öyle değil, bunda önce Boğaz etkilendi, farkında mısınız dedim. Arkadaşlarda şaşkın şaşkın bana baktılar, evet demeye kalmadı tısır, tısır hep beraber öksürmeye başladık.
Diyeceğim o ki, ekonomik kriz biber gazındaki kaliteli seçimi etkilememiş, önce nefesinizi kesmeyi hedeflemişler!
Bizden de onlara nefesimizi kesmeye gücünüz yetmez!
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

