İki partili sistem!
31 Mart yerel seçimlerinde AKP nin ele geçirdiği sistem, HDP nin uyguladığı strateji sayesinde çatırdamıştır. CHP 25 yıldır kazanamadığı büyükşehirleri HDP sayesinde, hanesine yazdırmıştır.
Yazdırdı da ne oldu derseniz; bildiğim kadarı ile HDP sayesinde kazandıkları belediyelerde, HDP ye bir çöp dahi vermemiştir. Hatta güya karşı oldukları AKP, MHP den kadroların atamalarını yaptılar, iyi parti ile zaten ortaklar.
Son tezkere meselesinde yine “ülkenin bekası” için CHP, sadece AKP nin öne sürdüğü “beka” davasının arkasına takıldı. Dünyada bir iki uyduruk ülke hariç, hiç kimse bu beka meşalesini yemedi. İlk kez bütün dünya kürdü konuşur oldu.
CHP içinde “demokrat” nitelikli insanların “ya bu işte bir yanlışlık var” tepkilerine, CHP yönetimi hemen soruşturma açıyor.
Bu tutumu ile “içi yana yana “ AKP nin iç politika hesaplarına payende olmadığı ortaya çıkmış oluyor. İçi “yandığı” bir kurgu olduğu anlaşılıyor.
Sistem hızla iki partili bir yöne doğru giderken, bir yandan sistemin bütün partileri, diğer yandan HDP de odaklanan barış, demokrasi ve eşitlik mücadelesi.
HDP ve diğerleri! Durum budur!
***************
Nasıl bir Cumhuriyet?
Bu gün “Türk” Cumhuriyeti 96. Kuruluş yıl dönümü. Bakıyorum bizim “solcu” ve “Aleviler” ne kadar da mutlu! Yaşasın Cumhuriyet! Babında Mesajlar paylaşıyorlar, ne diyelim, mutlulukları daim olsun!
Mesela Kılıçdaroğlu bile bu günkü Cumhuriyette mutlu değil, bazı konuşmalarında “Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandıracağız” der.
Demek ki, bu sistemde bir sorun var.
Bu sorunu da sistemi kuran partinin genel başkanı söylüyor, diyor ki Demokrasi yoktur.
Tarihe baktığımızda, Mahmut Esat Bozkurt cumhuriyetin niteliğini şöyle açıklamıştır: Türk bu ülkenin yegâne sahibi ve efendisidir! Saf Türk olmayanların hakları, Türk’e hizmet etmek ve köle olmaktır.
Bu felsefe yönetime hâkim oldu ve Türk’ün dışında kalanlara hem katliamı hem asimilasyonu dayattı.
Anadolu da yaşayan Ermeniler yok edildi, katliama tabi tutuldu, tehcire zorlandı ve tehcir edildi.
Kürt’ler, Asimilasyona tabi tutuldu.
Şark ıslahat planları devreye konularak, bütün kürd yerleşim yerlerinin adları değiştirildi.
Sayısız katliamlar düzenlendi. En basitinde, kürd çocukları ilkokullarda sırtlarında sopa kırılarak, Türkçe öğretildi.
Zorunlu “iskân” a tabi tutuldu.
İradeleri hep yok sayıldı. Kürdün içinde satın aldıkları adamları ile “vallahi biz kardeşiz” dedirttiler.
Yaşasın Cumhuriyet! Bakın fırsat eşitliği var, isteyen her şey olabiliyor, dedirttiler. Ama bunlar sadece kürd olamadılar.
Alevilerin durumu tam bir trajedidir. Cumhuriyet Aleviliği yasaklamıştır. Diyaneti kurup, sunni inancı esas almıştır.
Dersim, Koçgiri, Zilanda katliamı yapılmıştır.
On binlerce Alevi yok edilmiştir.
Alevi geleneği yasaklandığı için, Şehirlere göç eden Alevi nüfusu hızla Sünnileşmiştir.
Cumhuriyet düşüncesini sakatlayan, yüz yıldır sorunları çözemeyen anlayış bu günde devam ediyor. Bu faşist ve ırkçı anlayışta, bazen Türkçülük, bazen siyasal İslamcılık öne çıkıyor.
Bazen de ikisi cumhuriyetin demokratikleşmesine karşı bu günkü gibi ortak oluyor.
İşte bizim solcu ve Alevilerin “bizim” dedikleri Cumhuriyet!
Biz ne istiyoruz? Demokratik cumhuriyet!
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

