İşçi sınıfı nerede?!!!
Dün Bakırköy halk pazarında, asgari ücretle geçinen milyonlar için önemli bir miting vardı.
Mitingin adı da, İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ! Mitingiydi.
Üstelik te Asgari ücret “pazarlığının” yapıldığı bu günlerde yapılıyor olması mitingin zamanlaması konusunda önem arz ediyordu dolayısıyla problem yoktu.
Gel gör ki; Bakırköy Pazar meydanı polis bariyerleri ile yarıya düşürülmüştü.
Orada çok mitinde katılan biri olarak, ilk defa böyle bir şeyi görüyordum.
Alan yarıya bölünmüştü ve girişler sadece bir yönde veriliyordu.
Mitingde ise işçi sınıfımız yok gibiydi.
DİSK’e bağlı sendikaların bir kaçı sembolik katılmışlardı.
Zaten Türk-iş tek liste girdiği genel kurula AKP yalakası başkanı yeniden seçiyordu.
Üstelik bu başkan, kameralar karşısında, işçileri AKP ye “satarken” yakalanmıştı.
Hak iş hiç yoktu.
Geriye 30- 40 yıldır işçi sınıfını “öncü” kabul eden irili ufaklı sosyalist yapılar kalmıştı.
Onların da en kalabalığı 300-500 kişilik kortejlerdi.
Yine iyi kötü KESK kitlesel katılmıştı.
Üstelik onların da büyük çoğunluğu “asgari ücret” üstü maaş alıyorlardı.
Manzara oldukça iç karartıcı ve kötü idi. Alan dolmadı. TKP ve diğer ulusalcı “sol” hiç katılmamıştı.
Gerçekliğimiz bu!
Buna rağmen abartılı değerlendirme yapanlar, işçi sınıfı meydanlardaydı! Gibi asparagas haber yapanların, reel olanı gizlemeleri bir işe yaramıyor! Manzara içler acısıydı.
İşçi sınıfı ağalarının yanında(mı?)!
***************
Sizde hiç vicdan yok mu?
Bu ülkede yapacağınız en kolay siyaset yapma biçimi HDP ye saldırmaktır. Sonra, muhalefete muhalefet etmektir. Hele saldırdığınız HDP ise size “teşvik” kredisi bile verirler
Son olayda, yani Demirtaş’ın cezaevinde hayati tehlike sınırında bir rahatsızlık geçirmesi nedeni ile bir çok “HDP” li ilk iş olarak, kendi partisini suçladı. Bu suçlamayı yapanların kimi bilinçli, kimi eksik bilgi veya bilgisizlikten yaptı.
Suçlamaların bazıları;
Demirtaş gözden çıkarıldı!
Genel Merkez neden olayı kamuoyunda gizledi!
Demirtaş’ın koltuğuna oturanlar, onu siyaset dışı bırakmak istiyor!
Daha bir sürü ipe sapa gelmez, suçlama ve sistemin HDP yi yıkma projesine kimi bilerek, kimi arkadaşlarımız bilmeden ortak oldular.
Halbuki işin aslı; Sayın Demirtaş’ ın kendisi avukatları ve hem avukatı hem kız kardeşi vasıtası ile olayın kamuoyunda duyulmasını istememiştir. Bundan dolayı da avukatları suçlanan HDP genel merkezine haber vermemişlerdir.
Bu olayda fikir sahibi olmadan, HDP yi suçlayanlara en hafif tabir ile “hata” yaptılar, deyip geçelim! Peki ya bilinçli olarak HDP li görünüp te HDP ye saldıranlara ne diyeceğiz?
İşte size yakın bir örnek: Partisinin iki dönem milletvekilliği yapmış, bu dönemde Batman da belediye başkanlığı için kendi ismini ortaya atmış ve bu isteği kabul edilmemiş olan Mehmet Ali Aslan ipe sapa gelmez “koltuk” eleştirisi ile istifa ettiğini ve HDP nin asıl misyonunda koptuğunu söyleyerek, yani HDP yi “pasif” bularak istifa etti,
Peki, şimdi kimlerle anılıyor! Kiziroğlu Ahmet’le! Bu muydu derdi bu arkadaşın! Galiba Kiziroğlunun Ortadoğu’yu felakete sürükleyen neo Osmanlıcılığı bu arkadaşa daha cazip gelmiş. Bu arkadaşın “eleştirisinde” samimiyet var mı?
Yine Müslüm Doğan( ki bu ayrı bir felaket) 24 Haziran seçimlerinde aday yapılmadığı için istifa etti. Sağda solda HDP genel merkezi karaladı. Partinin çizgisinde “sapma” olduğunu söyledi.
Şimdi kininle ismi anılıyor! Kiziroğlu Ahmet’le!
Bu mu doğru çizgi? Demek ki bu örneklerde de anlaşıldığı üzere, samimiyet, mücadele, sahiplenme kaygısı yoktur böylelerinde.
Son olarak; bir ay içinde 350 üye ve yöneticisi siyasi soykırım operasyonlarına tabi tutulmuş, çoğu tutuklanmış bir partiye dil uzatmanız için ya vicdan yoksunu “koltukçu sunuz” ya da körsünüz, ya da sistemin bir parçasısınız.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

