KİMİN ÇATISI?
10 Ağustos 2014’te 12. Cumhurbaşkanını seçeceğimiz seçimler var.
Bu seçimin bundan öncekilerden farklı tarafı, ilk defa Cumhurbaşkanını halkın seçecek olmasıdır. Yani Cumhur kendi başkanını kendisi seçecek.
Bu durumu demokrasi adına atılmış önemli bir ön adım olarak görebiliriz.
Çünkü Cumhurbaşkanını belirlemek için halk oy kullanacak ama oy kullanacağı adayı yine parlamento bir başka deyişle parti genel başkanları belirlemişlerdir bu açıdan bakıldığından da anti demokratik bir durum söz konusudur.
Selahattin Demirtaş’ın adaylığının belirlenme biçimini bir kenarda tutarsak diğer adayların belirlenmesi yine genel başkanların tek adamlık durumundan öteye gitmemiştir. Zira CHP Genel başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu adayının ismini açıkladığında bırakın parti tabanını CHP’li Milletvekillerinin dahi bu isimden haberdar olmadıkları ortaya çıkmıştır. Parti içerisindeki yükselen sesler karşısında ise, ben risk aldım diyerek sorumluluğu tamamen tek başına üstlenmiştir.
Demek ki bu cepheden baktığımızda çatının CHP tarafı kapsayıcı değildir, ne yağmurdan ne güneşten kendi tabanını koruyacak gibi görülmemektedir.
Bundan dolayı da her geçen gün gerek Milletvekillerinden gerekse bu güne kadar CHP’ye oy veren başta Aleviler olmak üzere kendi tabanından rahatsızlıklarını dile getirenlerin sesleri her geçen gün daha bariz bir şekilde yükselmektedir.
Parti içerisindeki ulusalcı kanat partinin yüreğine hançer saplanmıştır diyebilmektedir. Parti Meclisi toplantısında genel başkan ( belki de parti tarihinde ilk defa ) despotlukla suçlanmıştır. Hatta alternatif bir aday çıkarma girişimleri belki de genel başkan korkusu ve oturdukları koltukları bırakma riskini göze alamadıkları için şimdilik ötelenmiş gibi görülmektedir. Ama tüm bu gelişmeler önümüzdeki süreçte CHP’nin eskisi kadar rahat olamayacağını ve olası dağılmalara zemin oluşturacak gelişmeler olarak algılanabilir.
Aynı gelişmeleri MHP içinde söyleyebiliriz.
MHP Genel başkanı Bahçeli’de sözüm ona bir takım görüşmeler yaptı, STK’ların, siyasi partilerin fikirlerine başvurdu, sonuçta o da Ekmeleddin İhsanoğlu’na evet dedi.
Peki, MHP kendi tabanına bu ismi ne kadar tartıştı, ya da kendisi bu ismi önceden biliyor muydu? Yani “çatı aday” belirlediklerini iddia eden iki muhalefet partisinin genel başkanları kura kura yalnızca kendilerinin altına sığabilecekleri iki kişilik bir çatı kurdular.
Bu çatının altında, insan hakları yok, özgürlükler yok, Kürt halkının taleplerine cevap yok, Alevilerin taleplerine cevap yok, uluslararası ilişkilerin iyileştirilmesine dair bir olgu yok, yok yok yok…
Öyleyse ne var bu çatının altında, yaklaşık on iki yıldır bütün seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan’a karşı kaybetmenin hırsı var. Sırf RTE karşıtı tutumdan öteye gitmeyen tabansız bir öç alma projesinden başkaca hiçbir şey yoktur.
Bundan dolayıdır ki, seçim kazanabilmenin kriteri olarak Recep Tayyip Erdoğan profilinde bir aday belirlemenin en doğru yol olduğu sonucuna varmışlar her iki muhalefet partisinin liderleri. Sünni mezhebinde, sağcı ve muhafazakâr bir aday profili olarak ta Ekmeleddin İhsanoğlu ismi biçilmiş bir kaftandır onlar için.
Bu temelden bakarak belirlenen “çatı aday” da halkın çatısını oluşturamamıştır.
Bu çatı Recep Tayyip Erdoğan’dan seçim intikamı almak için her yolu mubah gören CHP ve MHP’nin Genel başkanlarının çatısı olmaktan öteye geçememiştir.
Halk, Recep Tayyip Erdoğan ve kafa olarak bir birlerinden farklı düşünmeyen kendi deyimleri ile birisini kazıdığında altında diğerinin çıktığı Ekmeleddin İhsanoğlu seçeneklerinden birisine oy vermek zorunda bırakılmak istenen seçeneksizlikle karşı karşıya bırakılmak istenmektedir.
Ama unutulmamalıdır ki bu seçimlere üç aday girmektedir.
Diğer bir seçenek olarak ta Sayın Selahattin Demirtaş bulunmaktadır.
İnsan hakları savunucusu, Kürt özgürlük hareketinin yılmaz savunucusu, Alevilerin tüm taleplerinin birlikte mücadele ile elde edilebileceğini her platformdan söyleyerek Alevilere kucak açan, emekçilerin haklarını savunmanın kendi mücadelelerinde ayrı tutulamayacağını hep savunan, 2 Temmuz’da Sivas’ta Madımak katliamını lanetleyebilen, halkın içerisinde tam bir halk adamı olan Sayın Demirtaş seçeneksizmiş gibi gösterilmeye çalışılan tüm ötekileştirilmişlerin Cumhurbaşkanı adayı olarak önemli bir seçenektir.
Ne Recep Tayyip Erdoğan ne de eğreti çatı bizim çatımız değildir diyenlerin kendi çatılarının altında birleşerek dayatmalara karşı güçlerini göstermeleri için çok önemli bir seçimle karşı karşıyayız.
Ötekileştirilmiş, yok sayılan halk, dayatma çatılara boyun mu eğecek?
Yoksa kendi çatılarını, kendi geleceklerini inşa etmek bilinciyle mi sandık başına gidecek, seçim sonucunda göreceğiz.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

