“ Yeni Malatya spor’u bu hale düşürenlerden hesap sorulsun “SPOR“ Yeni Malatya spor’u bu hale düşürenlerden hesap sorulsun “ÖRNEK REKLAM · 970×90
BIST14.501
DOLAR48,08
EURO56,09
ALTIN7.165
BITCOIN3.784.650
30° MALATYA
reklam
K
Konuk Yazar
13 Mart 2016 · 268 okunma

KOÇGİRİ’DEN MARAŞ’A… ÇORUM’DAN SİVAS’A…

 

 

Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet tarihinde yaşanan Alevi katliamları ‘bir grup insanı yok etmek’ kavramıyla açıklanamaz. Bu katliamlarda amaç, hedef alınan insan topluluğunu yani Alevileri inançsal, kültürel tüm insani değerleri ile birlikte yok etmektir. Hukuk bu durumu “Soykırım” diye adlandırır.

Bizans, Selçuklu ve Osmanlı döneminde yapılan Alevi katliamlarını saymazsak, cumhuriyet tarihinin katliamları Koçgiri ile başlar. Farklı olup kimlik, kültür, dil ve inancın gereklerini isteyen her kim var idiyse, “Yok edilmeliydi!” Tanzimat, İttihat ve Meşrutiyet döneminde mayalanan “Ulus devlet” modeli “Türk/İslam” kimliği üzerine kurulmuştu. İşin tuhaf yanı, ne “Türküm, dinim cinsim uludur!” diyenlerin Türklüğü, ne de İslam dini adına oluşturulacak olan kurumların İslam’ı temsili “hakiki” değildi! Bir tek “hakikat” vardı, o da, “Cumhuriyet kurulacak!” Cumhuriyetin etnik kimliği Türk, inançsal kimliği de “Müslüman” olacaktı. Üstüne üstlük “Cumhuriyet laik olacak, laikliğin ve cumhuriyetin güvencesi de Aleviler” olacaktı! Bu “büyük proje”nin öncesinde, “Cumhuriyet tarihi boyunca baş belası” olacak olan Ermeniler için tedip, tenkil ve tehcir yoluyla “lüzum eden yapılmıştı.” Rumlara 6-7 Eylül 1955’e kadar “hoşgörü” ile yaklaşan Cumhuriyet zihniyeti bu tarihte “hoşgörüyü” bir kenara bırakarak tedip, tenkil ve tehcire talanı da eklemiş ve Rumları “anasından doğduğuna pişman etmişti!” Gel gelelim şu “Kürtler ve Aleviler n’olacaktı?” Nüfusları da “Azmaz değil!” hani…

Dağlı, “Sergerde Kürt” ile “Şaki Kızılbaş” bir olsa “Alimallah başa mı çıkılırdı?!” Bu tanıma en “müsait yer” Koçgiri’ydi. Oradan başlanacaktı, öyle de oldu. Koçgiri katliamı Kürt Alevi kimliğini “kökünden kazıma” girişimiydi. Koçgiri’den sonra yapılan tüm katliamlar bu zihniyetin devamından başka bir şey değildir. Alevi inanç kimliğini “yok etmenin” amacı neydi?... Aleviliğin özünde barındırdığı devlet dışı örgütlenmeye dayalı ocak yapısını esas alması ve İslam dininin tipik “biat” ilişkisi dışında sorgulayan bir niteliğe sahip olmasıydı. Dolayısıyla “Cumhuriyet Alevilere bir ayrıcalık tanımalıydı.” Bu ayrıcalığın adı laiklikti ama laiklik ilkesi ve ilkenin gerekleri 1937 yılında kabul edilene kadar zaten “Türk-İslam” için gereken kurumsal yapılar ve toplumsal zihniyet devlet eliyle çoktan oluşturulmuştu. “Hilafet ve saltanatın kaldırılması, şeriatın hüküm sürdüğü hukuk sistemine son verilmesi” ve “Sistemin modernist, pozitivist, oryantalist” zihniyeti “din ve vicdan hürriyet için teminat” olarak Alevileri cezbetse de, tüm bunlar yapılacak katliamlar için önleyici birer unsur olamayacaktı. Zira laiklik diye “gericiliğe karşı” her derde deva kabilinden sunulan sistem kendi içinde inkarı örgütlemişti. Ki bu sistemin modernizmin pozitivist, oryantalist gericiliğinden başka bir şey değildi.

Türk-İslamcılıkta “Türk etnik kimliği; Ermeni, Rum, Kürt kimliğinin ötelenmesi, itelenmesi ve aşağılanması üzerine bina edilmişken, İslam inanç kimliği de devletin cansiperane “Hanefilik” kurgusu -ki Ebu Hanife’nin Hanefiliği ile alakası yoktur- üzerine bina edilecekti. Bu anlamda “birinci tehlike Alevilik”ti. “Tekke ve Zaviyeler Kanunu” ile Alevilik yasaklandı, Alevi dergahlarını kapatıp Aleviliği yasaklı bir inanç haline getirdi.

Cumhuriyeti kuran “elitler” için “ulvi bir gaye” daha vardı… “steril kentler” oluşturmak!... Buradaki “sterillik” Türk-İslam kimliğinin hakim olduğu ve günümüzde “mahalle baskısı” diye tabir edilen devlet eliyle oluşturulmuş toplum projesiydi. Cumhuriyet tarihi boyunca yapılan katliamlar derinlemesine incelenirse bu katliamlar bir anlamda “devletin sosyo-psikolojisini kentlere hakim kılma” projesidir. Çok kimlikli, çok kültürlü, çok inançlı kentler hedef alınarak “tek tip” toplum ve insan yaratma gayesi hedeflenmiştir. Maraş, Malatya, Sivas, Çorum bu projenin en bariz örneğidir. Bu kentlerde Kürtler, Türkler, Ermeniler, Çerkezler, Aleviler, Sünniler, Hıristiyanlar bir arada yaşarken Türk ve İslam dışında neredeyse hiçbir kimlik kalmamıştır. Dolayısıyla Koçgiri ile başlayan katliamlar sürecinin ana gayesi “Türk-İslam” kimliğini “tek kimlik” haline getirmektir. Bu “tekçilikte” devletin sağı DP, AP, MSP, MHP, ANAP, AKP ve türevleri görüş birliği içinde oldukları gibi devletin solu ve türevleri de görüş birliği içindedir. Devletin sağı ile devletin solunun tüm çekişmeleri, devlet nimetlerini kendileri ve destekçilerine pay etme çatışmasıdır. Devlet sağının paydaşları kasaba eşrafı olan, zahire tüccarlığından gelen “Anadolu Kaplanları’dır.” Devletin solunun paydaşları ise asker ve sivil bürokrasi ile tahrirat katipliğinden gelen, büyüyememiş memurcuklardır. Ayrıca her ikisinin ortak bir paydaşı vardır ki o da müteahhit sınıfıdır. “Büyük burjuvazi” diye tabir edilen sınıf ise devletin tonton çocuğu olmaktan kurtulamamış, bir türlü “devlet mekanizmasını tümden” ele geçirememiştir. Zira devletin Türk-İslam beşiğinde büyüyen “besleme burjuvazi” Avrupa’da ve dünyanın çeşitli yerlerindekinin aksine asker ve sivil bürokrasinin “emir erliği” rütbesinden kurtulamamıştır. Zaman zaman “asi çıkışlar” yapsa da “büyük burjuvazi” olmamıştır!

Sermayenin eko-politiği

açısında Maraş, Malatya, Sivas, Çorum katliamlarında dikkat çeken unsurlardan biri de 1960’lı yıllarla birlikte başlayan “kentleşme” projesinde “sermayeyi kimin kontrol edeceğidir.” 1960’lara kadar köylerde yaşayan Aleviler kentlerde önceleri hizmet sektörünün ayak işlerini yapar konumda idiler. Giderek “küçük esnaflık” gibi işlere el atan Aleviler “Anadolu Kaplanları” için rakip olmaya başladılar. Etnik, inançsal, sosyal ve siyasal olarak farklı olanın “sermaye edinmesi tehlikeliydi!”

Bu çerçeveden baktığımızda Koçgiri’den Maraş’a, Çorum’dan Sivas’a kadar katliamcıların amacı aynıdır. Asıl sorun “yok edilmesi” düşünülen grubun etnik ve inançsal kimliğinin sosyolojik ve siyasal yaşama yansımasıdır. Amaç, hedef alınan insan toplumunu tüm insani değerleri ile birlikte yok etmektir. Bu durum evrensel insanlığın ve onun tarihi değerlerinin yarattığı hukukta “jenosit/soykırım”dır.

Şu belirlemeler hiç tartışmasız doğrudur. Maraş ve Çorum katliamı 12 Eylül askeri faşist darbesini “meşru kılmanın” aracıdır. Ama Türk-İslamcı, tekçi, inkarcı zihniyet bundan çok fazlasını amaçlamış ve amaçlarını da büyük oranda gerçekleştirmiştir. Malatya ile başlayıp Sivas, Maraş ve Çorum ile sürdürülen katliamlar zinciri Türkiye’nin sadece etnik ve inançsal tablosuna etki etmemiştir. Demografik yapıyı da büyük bir sirkülasyona uğratmıştır. Öyle ki Türkiye içinde göçle sınırlı kalmayan zorunlu hareketlilik Avrupa ve diğer dünya ülkelerine kadar bir “diasporaya” dönüşmüştür.

Başta Maraş Katliamı olmak üzere tüm katliamlar için istatistik bilgiler, grafikler vb. yapılabilir, matematiksel veriler de tespit edilebilir. Ama bu açık ve aleni tablo ortadayken bu verileri sergilemek beyhudedir? 74 yıl sonra Dersim Katliamı ve Pir Seyit Rıza için Başbakanın “özür dileme” biçimi bile bir özrü gerektiriyor. Dersim için “gerekirse ve devlet geleneğinde böyle bir şey varsa ben özür diliyorum!” diyen zihniyet bugün Madımak, Maraş Katliamı anması için yasaklama kararı vermekte, Mazgirt İlçesinde yapılan katliam anıtını “Hazine arazisine yapılmış” diye yapımı engellenmektedir. “Katletmek serbest, anmak ve anıt yapmak yasak!”

Yerli yersiz “yüzleşme” diyen ve liberalizmin Türk-İslamcılıkla ittifakında elini ovuşturarak pay bekleyenlerin, hükümetin demokrasi ibresine göre demokrasicilik oynadıkları gün gibi ortada. AKP Hükümeti Türk-İslam odaklı “Yeni bir anayasa” hedefliyor.

Tam da bu noktada “Eşit Yurttaşlık” hakkı edinmek için mücadele yürüten Alevi toplumu ve Alevi kurumlarına “Ilımlı olun!” tavsiyesi yapılıyor. Hani AKP Hükümeti “Alevi Açılımı” yaptı ya! Başbakan “Ali’yi sevmek Alevilikse ben de Aleviyim!” demedi mi? Diyanet İşleri Başkanı lütfedip cemevlerimizi ziyaret etmedi mi? Kimilerine göre “Bunca gürültüye ne gerek var? AKP zaten gerekeni yapıyor!” Bizim Hak aşıklarımızın bir tabiri vardır. “Yüz bin kere de yoğursan derya kumu desti olmaz!” AKP derya kumudur. Derya kumundan “Desti olmaz!”

Yerel seçim, Cumhurbaşkanlığı seçimi, genel seçim… Süreci için her türlü ince hesabı yapan AKP neden Alevilere hak versin? Neden Aleviliği bir inanç olarak tanısın? Bu AKP’nin siyasal doğasına aykırıdır. Ortadoğu ve Arap Dünyasına İslam Hamiliği yapan “Yeni Osmanlıcı” Başbakan ve AKP için Alevilik ve Aleviler her zaman “Tehlikedir!”

Bizlerin kurumsal olarak, Alevilerin toplumsal olarak yapması gereken AKP’nin gündemine eklemlenerek yürümek değil, gündem belirlemektir. Gündem belirlemek için şu “Alevilik nedir?” tartışmasını bir yana bırakmalı ve Yolumuzun, erkanımızın gereklerini yapmalıyız. Aleviliğin tanımını Ulularımız, velilerimiz, aşıklarımız, sadıklarımız yapmış. Alevilik Hak yolunda hakikat arayışıdır.

İnancımızı yaşamak ve yaşatmak için “Devletin Aleviliği resmen kabul etmesini” beklemek beyhudedir. Biz inancımızın gerekleri doğrultusunda örgütlenelim, devlet ve hükümetler isterse kabul etmesin! Öncelikle örgütlenme sürecinde emek sunmuş, hizmet etmiş tüm canlara ihtiyacımız var. “Gelin canlar bir olalım!” düsturu her zaman günceldir. Cem evlerimizi inancımızın gereklerine göre donatmak, yol ve erkânı gerektiği gibi yürütmek de temel sorumluluklarımızdandır. Alevi inancında temel olan pir/dede/ana makamıdır. Pi/Dede/Ana makamı olmaksızın Alevilik yaşayamaz. Pir/Dede/Ana makamı gereken saygıyı görmelidir.

Aleviler olarak çok önemli bir avantajımız var. Biz solun bütün renklerini bir araya getirebiliyoruz. Bu anlamda sosyal demokratlardan, sosyalistlere kadar uzanan sol yelpazeyi toplumsal barış, eşit yurttaşlık ve ekonomik anlamda yaşanabilir bir Türkiye için birliğe davet etmeliyiz. Davet bizden hizmet siyaset kurumundan! Bunu sağlamak zor ama imkansız değil!...

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.
BAŞKAN GEÇİT GELECEĞİN BİLİM ADAMLARI İLE BULUŞTUGÜNDEMBAŞKAN GEÇİT GELECEĞİN BİLİM ADAMLARI İLE BULUŞTUÖRNEK REKLAM · 970×90

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.