KURAN OKUMANIN ANAHTARI
Gazetemiz yazarlarından Sami Varol yeni bir yazı dizisi yazmaktadır. Bu yazı dizisi her hafta devam niteliğinde olacaktır. SONNOKTA
Kura’nı okumanın ve anlaşılmasına yardımcı olacağı kanaatinde bulunmam nedeniyle her surenin öz anlamlarını yazmaya çalışacağım. İnşallah…
NİSÂ SÛRESİ :
Sûre, “Kadınlar” anlamına gelen nisâ adını girişinde yer alan kadının hak ve sorumluluklarını dile getiren ayetlerden alır.
Sûre’nin bütününde maksat 5 temel emniyeti korumaktır:
1. Can emniyeti
2. Akıl emniyeti
3. Din emniyeti
4. Nesil emniyeti
5. Mal emniyeti
Sûre’nin ana konusu adâlet ve hukuktur. Hukukun temelinin “insanlık” ortak paydası ve sorumluluk ahlâkı olduğunu vurgulayan bir ayetle başlar. Sonra aile hukuku çerçevesinde yetimlerin hakkını gözetmeyi emreder. Kadın hukuku, miras ve vasiyet hukuku, evlilik hukuku, kasıtlı – kasıtsız cinayet hukuku, Müslümanlar arası ihtilaf hukuku sırasıyla işlenmiştir.
Namaz hükümleri ve temizlik ahkâmıyla ilgili âyetler gelir. Kitap ehlinin sapmaları dile getirilir. İktidar ve güç ahlâkına ilişkin tüm zaman ve mekânlarda geçerli ilkeler konulur. Savaş ahlâkına ilişkin hükümler gelir.
Sûre her fırsatta ahlâk ve akide arasındaki kopmaz bağa dikkat çeker. Haksız kazanç yemenin çirkinliği ve Müslümanlar arası muhabbetin gerekliliği vurgulanır. Miras hukukuna dair Kelâle âyetiyle son bulur.
MÂİDE SÛRESİ :
Mâide “gök sofrası anlamına gelir”. Sûre kurallar ve sınırlar sûresidir. Sûrenin maksadı, insana kontrollü ve kurallı yaşama disiplini kazandırmaktır. Zira, bir sınır yoksa hiç sınır yoktur.
Sûre Allah – kul arasındaki sözleşmelere sadâkat gösterme talimatıyla başlar. Helâl ve haram gıdanın sınırları çizilir.Haccın sembolleri hatırlatılır. İçki, kumar, fal okları gibi cahiliye kalıntıları temizlenir. Abdest, gusül ve teyemmüm ile temizlik ilâhi talimatın konusu olur. Kısas, şahitlik, yemin, kefaret gibi hususlarda konulan kuralların tümü de tek bir hususu hedefler: adâlet.
Sûre’nin zirvesi şu ayettir: “bugün dininizi sizin için kemâle erdirdim ve size olan nimetimi tamamladım ve (Allah’a) teslimiyeti sizin hayat tarzı olarak benimsedim”.
EN’ÂM SÛRESİ :
En’âm sûresi “sığırlar” anlamındaki adını, icat edilmiş sahte kutsallıktan söz edilen âyetlerden alır.
Sûre’nin ana fikri tevhiddir. Varlık, insan ve kâinat açısından tevhidi bütün boyutlarıyla işler. Evcil hayvanlar gibi ahkâma dair görülen pasajların arka planında da bir dip akıntısı gibi hep tevhid hassasiyeti yer alır. Özellikle 71-82 de Uluhiyet, 83-90 da Rububiyet, 91-94 de Nübüvvet, 95-107 de Vahdaniyet delilleri gösterilir. 108-117 de bu delilleri reddeden inkârcı tipin hastalıklı iç dünyası tahlil edilir. 118’den Sûre’nin sonuna kadar, yiyecekler konusunda ki bâtıl inanç ve hurafeler üzerinden kitlelerin sürü psikolojisi tahlil edilir ve hurafenin tevhidin düşmanı olduğu örnekler üzerinden işlenir.
Sûre’de anlatılan oğul İbrahim ve baba Azer, sûre’nin görünen kahramanlarıdır. Fakat asıl kahramanlar bu 2 tarihi şahsiyet üzerinden verilen tevhid ve şirktir. Tevhid ile şirk arasındaki mücadelenin hiç bitmeyeceği gerçeğini vahiy bu üslûpla dile getirir.
A’RÂF SÛRESİ :
Sûre girişin ardından sözü, ilahî kelâma atıfla Âdem ve şeytan örneğine getirir. Kıssa üzerinden verilen öğüt açıktır. Âdem’de günah işledi, iblisde. Fakat Âdem günahını itiraf ederek “ adam “ oldu, iblis ise günahında ısrar ederek “ şeytan “ oldu. Ve bu ikisi, bütün bir insanlık için iyinin ve kötünün prototipi oldu. Tüm muhataplara verilen öğüt ise şudur: kimi model alırsanız onun gibi olursunuz. Kime benzerseniz onunla aynı akıbeti paylaşırsınız. Nitekim şeytanın izini takip eden âd, hûd, semût, lût ve meyden toplumları helâk oldular.
Musa Âdem’in izinden Firavun şeytanın izinden yürüdü. İyiler ve kötüler zamanın bu diliminde bir daha karşı karşıya geldiler. Sonunda Allah’ın yasası gereği iyiler kazandı.
Fakat kazanan iyiler başarıyı Allah’ın iyiliğe ödülü olarak görme yerine İbranî ırkı onu müktesep hakkı gibi görerek şeytanın düştüğü tuzağa düştü. Musa, tevbesiyle, kulluğuyla ve teslimiyetiyle Âdem’in izini izlerken kavmi ırkçılığıyla, hataya ısrarıyla ve Allah’a baş kaldırısıyla şeytanın izini izledi. En sonunda, vahiy taşımakla onurlandırılan Müslüman İsrail oğulları Yahudileşip çıktı. Sûre gafillerden olmamanın formülünü veren ayetlerle son bulur.
Devamı gelecek sayıda
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

