KURAN OKUMANIN ANAHTARI
|
Gazetemiz yazarlarından Sami Varol yeni bir yazı dizisi yazmaktadır. Bu yazı dizisi her hafta devam niteliğinde olacaktır. SONNOKTA Kura’nı okumanın ve anlaşılmasına yardımcı olacağı kanaatinde bulunmam nedeniyle her surenin öz anlamlarını yazmaya çalışacağım. İnşallah… Geçen sayılardan devam…. |
HÛD SÛRESİ :
Hûd, peygamber ihtiyarlatan sûredir. Sûrenin ana fikrini şu ayet beyan eder: “ senin Rabbin halkı ( birbirine karşı ) doğru dürüst davrandığı sürece, ( sadece ) sapık inançları yüzünden uygarlıkları helâk etmez “. Küfre meydan okuyan sûreler içinde ilk sırayı hûd sûresi alır.
YUSUF SÛRESİ :
Sûre’nin ana fikri “bir kişiden ne çıkar?” sorusunun cevabıdır: İman, ihlas, ilim, liyakat, ehliyet, iffet, gayret sabır ve sebatla bir kişi koca bir topluma istikamet verir. Sûre tüm muhataplarına mesaj veren sembollerle doludur. Bunların 1.si “gömlek” sembolüdür. Kıskançlığın şahidi olan kanlı gömlek, arkadan yırtılan iffet gömleğidir. Hz. Yusuf’un Züleyha ile geçen kıssası iffetin şehvete galip gelmesini anlatmaktadır.
Özetle kıssa şunu der: en güzel kariyer planlamasını Allah yapar; kariyer planlamasını Allah’lı yapan kazanır.
RA’D SÛRESİ :
Sûre’nin ana teması, varlığın Allaha dönük yüzüyle tevhit, varlığın mahlukata dönük yüzüyle çok kutupluluk yasası ve çoğulculuktur. Tüm pasajlarda söz bir biçimde varlığın bu yasasına getirilir. Maksat muhataba hayatın ilâhî yasalarını öğretmek, mücadelesini o yasalara rağmen değil o yasaların yanında verdirmektir. Sûre muhatabını, varlığın tamamını bir kitap gibi okumaya çağırır. Afakî ve enfüsi ayetlerden söz eder. Anlamsızlık ve amaçsızlık demeye gelen tek dünyalığı, meydan okuyucu bir üslupla reddeder.
Sûre, muhataplarının kimliğini de açıkça dile getirir: bunlar Rablerini ve yeniden dirilişi inkâr eden ilahî tehdide karşı küstâhça meydan okuyan ve mucize talep eden, Allah hakkında tartışan, Allahtan başkalarına yalvarıp yakaran, Allah’la olan ahidlerini bozup, birleştirilmesi emredileni koparan, Allah’ın elçisiyle alay eden Allah’a ortak koşan, tasavvurlarının kendilerine kurduğu tumturaklı tuzağa düşen, dünya ve ahirette azabı hak eden, Hz. Peygambere “sen Allah tarafından gönderilmedin” diyen kimselerde. Bu ayetler, sadece ilk inkârcı muhatapları değil tüm zamanların inkârcılarını tasvir eder.
Sûre, insanın vahyi, tabiatı ve kendisini okumasıyla ilgili mesajlar içermektedir. Bu okumanın nihayi amacı, sûrenin 11. ayetinde şöyle ifade edilmiştir; “ bir toplumun bireyleri kendi iç dünyalarını değiştirmedikçe, Allah da o toplumun gidişatını değiştirmez”. Bireysel ve toplumsal değişmenin ilahî yasası budur.
İBRAHİM SÛRESİ :
Sûre’nin ana teması Allah’a kayıtsız şartsız teslimiyettir. İnsanın Allah huzurunda ki esas duruşu tasvir edilmektedir. Sûre,Kur’an’ın bütününde görülen geçmiş – gelecek, dünya, ahiret, iman-amel, gösterge-hakikat, afak-enfüs arasında bağ kuran bir akıl inşa etmeyi amaçlar. Bu amacı en güzel veren âyetler toprak-kök,kök-meyve bağlarını iyi –güzel,kötü-çirkin örneğinde ortaya koyan 24-27. ayetlerdir. Bu Kur’a’ın en dikkat çekici pasajlarından biridir. Güzel söz kökü toprakta sabit dalları duaya duran eller gibi semaya yükselmiş güzel ağaca, çirkin söz de kökü yerinden sökülüp yerini yurdunu kaybettiği için cüruf haline gelmiş, kuruyup çürümüş ağaca benzetilmiştir. Bu benzetmeler üzerinden sözü gücüne dikkat çekilmektedir. Ancak sözün güçlü olabilmesi için, onun hakikatin toprağında neş’et etmesi gerekir. Hakikatten kopan söz, toprağından kopan ağaç gibi çürür.
Sûrenin son konusu, hakikaten neş’et eden hak söze sırtını dönenleri bekleyen feci akıbettir. Bu akıbetten kurtulmanın tek yolu aktif bir akletme yeteneğine sahip olmaktır.
HİCR SÛRESİ : Ana konusu insandır. Bu nedenledir ki insanın elementer kökenine ilişkin Kur’an da ender kullanılan terimler bu sûrede yoğunlaşmıştır. Sûrede işlenen diğer konular şöyle sıralanabilir: emsali sûreler gibi meydan okuyan bir ûslupla vahiy, beşeri boyutu sürekli vurgulanan nübüvvet, insanlığın kolektif bilincini oluşturan tarih, insanın ebedi istikbali olan âhiret, bir kitap olarak takdim edilen kitap ve insanın esas duruşu olan tevhit.
Sûre hem vahyin kayıtlı tabiatına atıf yapan el-Kitap oluşuna, hem de vahyin sözlü bir hitap olma vasfını dile getiren Kur’an oluşuna dikkat çekerek söz girer.
Verdiği helâk olmuş uygarlık örnekleriyle, muhataplarının hafızasını tazeleyen sûrenin ana konularından biride peygamberlik kurumudur. Bu çerçevede, vahyin şahsiyet inşa edici fonksiyonunun en çarpıcı iki örneği bu sûrede yer alır.
NAHL SÛRESİ :
Sûre “bal arısı” manasına gelen adını 68. ayetinden alır. Ortalama ömrü birkaç ay olan arının bir yaratılış amacı olsunda, ilahî bir şaheser olan insanoğlunun bir yaratılış amacı olmasın mı ?
Sûre, muhatabında sorumluluk ahlâkı inşa eder. Baştan sona insanı Allah, insan ve tabiatla olan ilişkisini işler. İnsanı çevresindeki varlıkların amacını düşünmeye davet eder. İnsanı yer yüzündeki fiziki hayatı için gerekli olan tüm donanımın Allah tarafından yaratıldığı vurgulanır. Dahası, manevi ve ahlâki donanımdan mahrum bırakılmadığı imâ edilir. Bu donanımı kullanım kılavuzu olarak vahye dikkat çeker. Peygamberlik kurumunun amacının insanın Allah’ı ve eşyayı yanlış anlamasını önlemek olduğunu ihsas eder. Sahte ve çarpık bir “ kader “ inancının ardına saklanarak kişisel sorumluluğu kurnazca inkâra kalkışanların maskesini düşürür.
Evrensel doğru, iyi ve güzele ulaşmak için bireysel ve sosyal ahlâki ilkelere dikkat çeken sûre, doğruları savunmanın her zaman ve zeminde geçerli olan usulünü ortaya koyar.
İSRA SÛRESİ :
Gece yürüyüşü anlamına gelen sûre; “Ve Biz, her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık”. âlinde ki anahtar ayettir. Sûre daha sonra insan – Allah ve insan – insan ilişkilerinde uyulması gereken akıdevi ve ahlâkî kuralları hatırlatır.
Nübüvvetle başlayan sûre, sözü anlamın kaynağı olan Allah’a getirerek son bulur. Müebbet yolcu olan insan için peygamberlik kurumu rehberliği, Allah ise yolun sonunu ifade eder. Sözün özü; insan Allah’tan kaçamaz. Devam edecek
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

