Kürtlerin sorumluluğu ve geciktirilmiş doğum
Almanlar, Avrupalı diğer uluslar ile mukayese edildiğinde nüfus üstünlüklerine rağmen Avrupa’da siyasi birliğini gerçekleştiren-Sırbistan ve Romanya gibi az nüfuslu ulusları saymazsak-son ulus olmuşlardır.
Bunda, Alman ulusunun üzerinde yaşadığı coğrafyanın dağlık ve engebeli olmasının rol oynamıştır.
Coğrafyanın dağlık ve engebeli olması, Alman toplulukları arasındaki ulaşım ve iletişimi, dolayısıyla ekonomiyi, sanayileşmeyi, şehirleşmeyi ve burjuva sınıfının oluşmasını geciktirmiştir. Ayrıca, dar bölgelere sıkışmış ve birbirlerine karşı dirençli hücrelere dönüşmüş 38 küçük devletçiğin oluşmasına neden olmuştur. Ki bu da, devletçikler arasında gümrüklerin oluşmasına dolayısı ile de ekonomik birliğin ve siyasi birliğin gecikmesinde önemli rol oynamıştır.
Bu nedenledir ki Almanlar, ulusal birliklerini gerçekleştirebilmek için önce bu devletçikler arasındaki gümrükleri kaldırarak işe başlamışlardır-Avrupa Birliğinde olduğu gibi-peşinden ekonomik birliklerini ve ulusal birliklerini kurmuşlardır.
Sonrası malum;
Almanya, baskılanmış potansiyeliyle dünya sahnesine çıkmıştır.
Önce Avrupa’da bölgesel bir güce, peşinden de küresel bir güce dönüşmüştür.
İki dünya savaşının görünen müsebbibi olmuştur.
Ancak, iki dünya savaşında da diğer küresel güçlerin Almanya’nın sahip olduğu bu potansiyeli törpüledikleri de bir gerçekliktir.
Şimdi buradan Kürtlere ve Kürdistan’a bakacak olursak;
Kürtlerin ve Kürdistan’ın durumu da Almanlara ve Almanya’ya benzemektedir.
Kürtler de Ortadoğu’da diğer halklarla mukayese edildiğinde Araplardan sonra bölgede en büyük nüfusa sahip olmalarına rağmen hala ulusal birliklerini sağlamış değillerdir. Bunun en önemli nedeni de Almanlar ve Almanya’da da olduğu gibi Kürtlerin üzerinde yaşadığı Kürdistan coğrafyasının da dağlık ve engebeli olmasıdır.
Ayrıca Kürtlerin ve Kürdistan’ın, 1.Dünya savaşı sonunda zamanın süper güçleri İngiltere ve Fransa tarafından dört parçaya bölünerek dört ayrı devletin hegemonyasına sokulmuşları, yine Kürtlerin, dün mayınlı bugün ise jilet telli bariyerlerle, duvarlarla ve hendeklerle tahkim edilmiş sınırlarla birbirlerinden koparılmaları ve tecrit edilmeleri, bunlar yetmemiş gibi bugün de Kuzey Kürdistan coğrafyasında yapılan güvenlik! amaçlı barajlarla Kürtlerin birbirlerinden uzaklaştırılmaya çalışılması, yine yapılan kalekollarla Kürt halkının iradesini kırmaya yönelik baskılarla Kürtlerin ulusal birlikleri engellenmiştir. Ve engellenmektedir.
Tabii bunların hiçbiri bugün Kürtlerin ulusal birliklerini sağlayamamasına mazeret olamaz.
Kürtlerin acilen ulusal birliklerini sağlamaları gerekmektedir.
Bu hem Kürtlerin kendisi için hem de bölge ve dünya barışı için elzemdir.
Kürtlerin ulusal birliklerini sağlaması mutlaka eski dünyanın ulus devlet anlayışı ile Almanya örneğinde olduğu gibi olmasını gerektirmemektedir.
Kürt Özgürlük Hareketi bunun nasıl olacağına dair demokratik ulus ideolojisi ile sınırsız ve hiyerarşisiz; herkesin eşit ve özgür olduğu bir siyasi yapı ile çözüm getirmektedir.
Ki, bu çözüm yüzyıllardır bölgemizde sürdürülen tekçi kimliğe dayanan siyasi iktidar mücadelelerin de bitirilmesine önemli katkı sunacaktır.
Ancak, bu noktada görev yine Kürtlere düşmektedir.
Neden derseniz?
Çünkü bugün bölgemizde devam eden ve dünya barışını da tehdit eden savaşlar özellikle Kürtlerin gasp edilen hakları ve Kürdistan üzerindeki paylaşımlar temellidir.
Kürtlerin kendi haklarına sahip çıkmaları bu savaşı bitirecektir.
Bunun ilk adımı da şüphesizi ki Kürtlerin ulusal birliklerinin yolunu açacak olan Kürt Ulusal Kongresinin gerçekleştirilmesidir.
Kürt Ulusal Kongresinin birlik içerisinde alacağı kararla ortaya koyacağı irade bölgeye ışık tutacak ve bölgenin geleceğini aydınlatacaktır.
Şöyle ki;
Kürtlerin ekseriyetinin bir ulus devlet peşinde olmadıkları açıktır.
Yine Kürtlerin tüm halklarla eşit statüde birlikte yaşamak istedikleri de açıktır.
Buradan hareketle Kürtlerin birlik içerisinde kendileri gibi düşünen haklarla birlikte olma iradelerini güçlü bir şekilde ortaya koymaları sorunun çözümüne büyük katkı sunacaktır.
Esasen bu düşünce aynı zamanda Abdullah Öcalan’ın da düşüncesidir.
Ancak, Abdullah Öcalan hâlihazırda özgür değildir. İmralı da tutulmaktadır. İmkânsızlıklar içerisinde düşüncesini anlatmaya ve uygulamaya çalışmaktadır. Ama karşısında NATO ve NATO ülkesi olan bir devlet ve onun Başbakanı bulunmaktadır. Ki, bunların bugün Kürtlerin ve Ortadoğu’nun yaşadığı sıkıntıların mimarları oldukları da bir gerçekliktir. Bu noktada Ecevit’in,” Öcalan’ı neden bize teslim ettiklerini anlamış değilim” sorgulamasını burada anmakta yarar var.
Buradan hareketle;
Bir; Öcalan’ın özgürlüğü Kürt sorununun çözümü için ve dolayısıyla da bölgesel ve küresel barış için elzemdir.
İki; Kürt Ulusal Kongresinin bir an önce yapılması Kürtlerin onursal bir meselesi olmakla birlikte bu, Kürtlerin birlikte yaşadığı halklara karşı da bir sorumluluğudur. Çünkü Kürt sorunu bölgenin istikrarsızlığında kullanılan önemli bir unsurdur.
Üç; yapılacak olan Kürt Ulusal Kongresinin, NATO gerçekliğini ve bunun karşıtlığının Suriye’de ve Ukrayna’da ortaya koyduğu performansın ve bugün gelinen noktada ABD ile İran’ın dahi çıkarları için bir araya gelebildikleri gerçeğinden hareketle geniş perspektifli ve çok alternatifli çözüm yolları geliştirmeleri gerekmektedir.
Dört; Gecikmenin ya da geciktirilmiş doğumun, Almanya örneğinde de olduğu gibi faturasının çok ağır olabileceği ve felaketler getirebileceğinin de herkes tarafından iyi hesap edilmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

