“ Yeni Malatya spor’u bu hale düşürenlerden hesap sorulsun “SPOR“ Yeni Malatya spor’u bu hale düşürenlerden hesap sorulsun “ÖRNEK REKLAM · 970×90
BIST14.501
DOLAR48,08
EURO56,09
ALTIN7.165
BITCOIN3.784.650
30° MALATYA
reklam
K
Konuk Yazar
29 Aralık 2017 · 1,4B okunma

OHAL, KHK?LAR VE PARAMİLİTER FAŞİST ÖRGÜTLENME

 

 

 

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan 696 sayılı KHK’ nın 121.maddesi

    "Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır."

     Hükümet ve saray çevresinden yapılan açıklamalarda, bu maddenin sadece 15 Temmuz ile ilgili olduğunu,15 Temmuzu kapsadığını belirtmiş olsalar da,121. maddenin hiçte öyle olmadığı ortada.

    121.madde "...bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler..." ifadesinden anlaşılıyor ki, hükümete karşı bir darbe girişiminde, terör eyleminde hatta hükümet karşıtı en demokratik gösteri yürüyüşü, protesto eylemi yapanlara saldıracak olanlara "cezai muafiyet"(cezai sorumsuzluk) tanınacak.  Özellikle hükümet yanlıları bir kişiye, kişilere, gruplara, bir kitleye saldıracak, belki yaralayıp öldürecek ama "cezai muafiyet" tanınacağı için yargılanmaktan kurtulacak.

    Bu madde, 15 Temmuz gecesi sokağa çıkarak darbeci, terörist olduklarını iddia ettiği kişi ya da kişileri yaralayan, öldüren hatta bazı askerlerin başını kesen şahıslar için "cezai muafiyet" ile yargılanmamak güvencesi getiriyor. Bu şahıslar maalesef zaten bugüne kadar yargılanmadığı gibi, artık yargılanmama güvencesi ile ödüllendirilmiş oluyorlar.

    Peki, devletin kuruluş ve işleyişinin en temel amacı yurttaşların can ve mal güvenliğini sağlamak değil midir?

Eeee,bu görev sivil yurttaşlara,daha doğrusu paramiliter faşist çetelere  bırakılıyorsa, devletin görevi nedir?

Bu devlet faşist devlet değil midir?

    Devlet bir eylemi suç olarak belirlemiş ve bir yurttaşta şayet o suçu işlemişse, devletin görevi o yurttaşı yargıya intikal ettirmek., Devletin o yurttaşı yaralamak, öldürmek gibi bir yetkisi, görevi olmadığı gibi, hele hele sivil yurttaşlara böyle bir görev vermesi ve "cezai muafiyet" ile onu işlediği bütün suçları ile affetmesi, olsa olsa faşist diktatörlüğün hüküm sürdüğü devlette olur.

    Kaldı ki, suç ve suçlu kavramları görecelidir. Bir davranış, eylem kime ve neye göre suç. Aslında, devletin suç olarak gördüğü çoğu davranış ve eylemlerin bırakalım suç olmasını, meşruluğu, haklılığı vardır!

Örneğin, KHK ile işçilerin grev yapma hakları yasaklandı ve suç kapsamına alındı. Peki, işçilerin emeğinin hakkını almak için grev yapması meşru ve onurlu bir eylem değil midir?

Yine 696 sayılı KHK 'nın 121.maddesine bakacak olursak, serseri, ayak takımı faşist bir güruh işçilere saldırarak, belki yaralayıp, belki öldürerek "bunlar hükümet karşıtı vatan haini, terörist”i derlerse cezai muafiyetlerinin olmayacağı hakkında kesin bir hüküm var mı? Yok.

    En son yayınlanan 696 sayılı KHK’nın özellikle 121. maddesi çok tehlikeli bir içeriğe sahip olduğu gibi, olur olmaz insanın aklına Nazi Almanya'sını getiriyor.

    Adolf Hitler, Nazi partisi organlarının yardımcı polis olarak görev yapması gerektiği konusunda talimat vermesi ile birlikte, önceleri Hitler'in muhafızları olan SS ve Nazi partisinin sokak savaşçıları ya da Fırtına Birlikleri olan SA, polis yetkisine sahip olmuştu. Daha sonra da bütün polisler Gestapo'ya(Alman gizli devlet polisi)bağlandı.

     SS ve SA Nazilerin siyasal örgütlenmesi olup, SS' ler Hitler'in kişisel korumalığını yapıyor; SA' lar ise faşist partinin dayanışma ve ideolojisini yaymaya çalışan silahlı örgütlerdi. Heinrich Himmler'in başkanı olduğu SS üyeleri siyah gömlek giyiyor, yardımcı polis gücü ve toplama Kampı muhafızları olarak görev yapıyorlardı.(İtalya'da Mussolini'nin faşist birlikleri de kara gömlek giymişlerdir)

Bu üniformasız polisler, siyasi muhalifleri ve Nazi rejiminin yasaları ile politikalarına boyun eğmeyi reddedenleri belirliyor, Tutukluyor ve Almanya’da terör estiriyorlardı.

     15 Temmuz 2016'dan bu yana yaklaşık 17 aydır, zaten göstermelik olan meclis tamamen devre dışı bırakılarak, ülke KHK 'lar ile yönetilmeye başlandı. Bütün hak ve özgürlükler ortadan kaldırılarak özelikle muhalif insanların yaşam alanları kuşatıldı, düşünen ve düşündüklerini söz ya da yazı ile ifade eden aydınlar cezaevine dolduruldu. Yoksul - emekçi halk açlık sınırının altında bir yaşama sürüklendi.

İlkel, dinci, mezhepçi, gerici, hurafeci eğitim ile çocuklara ve gençlere köle olma statüsü reva görüldü. Ülkede yoğun bir yağma - talan uygulanıyor. Hırsızlık, soygun, yolsuzluk, rüşvet, ihalelerle komisyon sağlama, yurt dışına para transferi, A’ dan Z' ye bütün ürünlere sürekli zam almış başını gidiyorken, bunun üstüne birde bütün muhalifleri tehdit eden, gözdağı veren 696 sayılı KHK eklendi.

    Devlet ve hükümet tarafından göz yumulan, belki de desteklenen, mali kaynak aktarılan, devlette işe yerleştirilen itten, kopuktan, serseriden, ayak takımından oluşan güruhlardan paramiliter(yarı askeri) faşist örgütlenme ile Osmanlı Ocakları, Halk Özel Harekât(HÖH)...gibi yapılar oluşturuldu.

    Bunlar, hem görevleri olduğu düşüncesi ile olaylardan vazife çıkarmak suretiyle hareket edeceği hem de hükümet karşıtı en demokratik gösteri yürüyüşü, protesto eylemi yapacak olan muhaliflere saldıracağı belli. Bu güruhlar Gezi'de de olaydan vazife çıkararak halka saldırmış hatta Ali İsmail Korkmazı sopalarla döverek katletmişlerdi.

   Artık hiçbir muhalifin can güvenliği kalmadığı gibi, bu gidişle hiçbir yurttaşında can güvenliği kalmayacaktır. Kısacası, Türkiye çok kötü bir yere sürüklendi. 696 sayılı KHK ile bu paramiliter faşist güçler yargılanmaktan da muaf tutulmuş oldu.

Yani bunlar her an bir muhalifi katlederek "bu vatan haini, terörist" di diyerek yargılanmaktan kurtulabilecek...

    Hatırlarsanız, 16 Nisan 2017'de yapılmış olan başkanlığa geçişi öngören referandumda hükümet, HAYIR diyen yurttaşları vatan haini, terörist olarak adlandırmıştı. Yani kendilerinden yana olmayan herkesi terörist olarak gören hükümet, kendisine karşı yapılacak olan demokratik bir eyleme katılan yurttaşlara saldıracak olanları "bunlar terör eylemini önledi" gibi düşünce ile değerlendirerek,

yargıyı yönlendirerek saldırganlara "cezai muafiyet" getirmeyeceğini kim söyleyebilir?!

    Son yayınlanan 696 sayılı KHK' nın 121.maddesi çok tehlikeli olup, iki şeye hizmet edebilir içeriktedir: Iç savaş koşullarını oluşturur ve yargısız infazları yasallaştırarak yaygınlaştırır.

   Aslında, bu maddenin esas amacı hükümete, sömürücü-baskıcı, zulmedici köhnemiş düzene karşı gösterilebilecek olan toplumsal ve kitlesel tepkileri, devrimci eylemleri engellemek, halkta ve özellikle muhalif kitlede korku yaratmak, gözdağı vermek, paramiliter faşist çeteleri daha da yüreklendirmek, örgütlenmelerini desteklediklerinin mesajını vermektir.

    Bütün ilericiler, devrimciler, sosyalistler, komünistler, lâik dünya görüşünde olanlar aralarındaki küçük ayrışma noktalarını bir yana bırakarak acilen güç birliği, dayanışma ve eylemsellik için bir araya gelmeli, bir eylemler yöntemi, bir eylem rotası oluşturmalı.

Çünkü yaşadığımız koşullar bunu elzem kılıyor. Yoksa çok geç olabilir...

Bertolt Brecht diyor ya :

"Faşizme karşı birleşmeyenler, faşizmin zindanlarında buluşur" diye...

 

                

Umutta kalın, dirençli olun.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.
BAŞKAN GEÇİT GELECEĞİN BİLİM ADAMLARI İLE BULUŞTUGÜNDEMBAŞKAN GEÇİT GELECEĞİN BİLİM ADAMLARI İLE BULUŞTUÖRNEK REKLAM · 970×90

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.