ORTADOĞUDA KAN OLUK OLUK AKAR,SANCISI TÜRKİYEYİ NİYE YAKAR
Geçen haftadan devam
……………..KÜRT AKTÖRÜ
“Suriye’den, Irak’tan, Kandil’den ve İran’dan gelip IŞİD’e karşı savaşıyorlar denen Kürtler, Ortadoğu’da devasa bir uluslaşma süreci yaşıyorlarken; Irak’ın kaderini nasıl petrol faktörü biçimlendirdiyse; yine aynı faktör Kürt aktörünün geleceğini de etkileyecektir.
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, BBC’ye Irak’ın zaten bölünmüş olduğu vurgusuyla, bağımsızlığın Kürtlerin doğal bir hakkı olduğunu belirterek, “Bağdat ile sorunumuz idari değildir. Sorun sınır sorunudur, bir milletin hakları sorunudur” dedi. Ayrıca “Devlet olmamız için gereken her şeye sahibiz. Tek arzumuz kimseyle düşmanlık içine girmemek” IKBY Başkanlık Divanı Başkanı Fuad Hüseyin ve Dış İlişkiler Sorumlusu Felah Mustafa, ABD üst düzey yöneticileriyle görüşmesinin ardından ABD hükümetinden umduğu desteği bulamadığını açıkladı.
Ardından Barzani, Kürt devleti gündemiyle gittiği Washington’da Obama ile görüşürken; Beyaz Saray, ona ABD’nin birleşik ve federal bir Irak’tan yana olan tavrının değişmediğini yineledi. Ancak bu kadar da değil. Barzani’nin bağımsızlık için referanduma gidereceklerini açıklaması ve İsrail’in Irak’ta Kürt devleti kurulmasına destek vereceğini belirtmesi, İran’ın tepkisine neden olurken; İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Irak’ın bölünmesinin bir Siyonist planı olduğunu öne sürdü ve bağımsız-lıktan bahsetmek, Kürdistan’ı birkaç 10 yıl öncesine geri götürmek demektir dedi.
Salih Müslim :“Batı Kürdistan’da (Suriye’nin kuzeyi) 3 ABD üssü var. ABD öncülüğündeki Uluslararası koalisyon ve Washington’un desteğine güveniyoruz. Dış dünya ile diplomatik ilişkilerin geliştirilmesinin önünü açan ve Kürtler’e ait ayrı bir bayrak kabulü de dahil olmak üzere 85 maddeden oluşan bir federal anayasa taslağı hazırlıyoruz", açıklamasını yaptı… Salih Müslim, Türkiye’nin IŞİD’e karşı olduğu görünümü vererek, asıl savaşı Kürtlere karşı yürüttüğünün altını çizdi.
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, “ Suriye’nin bütünlüğünden yanayız. Bağımsız bir Kürt girişimini desteklemiyoruz.
FİNANCİAL TIMES’DAN BAZI VERİLER
• Türkiye’nin Irak’a ihracatı 2003’ten bu yana her yıl ortalama yüzde 25 artış gösteriyor.
• 2012’de Türkiye’nin Irak’a ihracatı 10.8 milyar doları buldu. Böylece Irak, Almanya’dan sonra Türkiye’nin ikinci büyük ihracat pazarı oldu.
• Irak’ın petrol gelirleri arttıkça, Türk mallarına talebin her yıl yaklaşık 2 milyar dolar artması bekleniyor.
• Türkiye’nin Irak’a ihracatının yaklaşık yüzde 70’i Kürt bölgesine yapılıyor.
• Türk inşaat şirketleri, geçen yıl 3.5 milyar dolarlık inşaat projeleri üzerinde çalışmaktaydı.
• Çalık grubu, Musul ve Kerbela’daki gaz türbini tesisi ihalelerini alarak 800 milyon dolar kazandı.
• Türkiye’nin en bilinen banka, perakendeci ve otel markalarının da olduğu bin civarında işletme, kuzeydeki Kürt yönetimi sınırları içinde faaliyet gösteriyor.
Abdullah Öcalan’ın “yenilikçi tezleri “muhatapsız” kalıvermişti! “Abdullah Öcalan, 1990’ların başlarında “Biz ayrı bir Kürt devleti istemiyoruz”, tezini işledi. 1999’da yakalanmasından sonra bir üst vitese geçti ve “Devlet bir yana, biz iktidar istemiyoruz”, demeye başladı. Arkasındaki örgüt de önce biraz zorlandı, Öcalan’ın mahkeme savunmalarında geliştirdiği görüş bütün hareket tarafından propaganda edilmeye başlandı: İktidar kirli bir şeydir ve bize demokratik özerklik yeter…”
ABD emperyalizmi dönemin Irak lideri Saddam Hüseyin’i İran’a karşı savaşında destekledi. Bu savaş esnasında Düceyil katliamı başta olmak üzere Şiîlere çok zulmedildi. ABD emperyalizmi Saddam Hüseyin’in Kürtlere karşı yaptığı katliamlara da, Halepçe ’de kimyasal silah kullanılmasına da göz yumdu.
Sonra ABD emperyalizmi Irak’ı işgal ettiğinde Saddam Hüseyin’i yakalayıp onun şahsında tüm Irak ve Arap halklarını aşağılarken, Saddam’ı Kürt bir hâkime yargılatıp, Şiî milislere idam ettirerek Irak’ın temeline mezhepçi bir dinamit koymayı ihmal etmedi.
Ancak Irak halkı bunlara rağmen her daim Sünnî-Şiî çatışması içinde olmadı. Tersine ABD işgaline karşı direniş Irak halkını birleştiren bir güç oldu. 2004 yılında Sünnî çoğunluklu Felluce ABD’nin işgalci savaş makinesine karşı direnirken Şiî kenti Necef de ayaklanarak bu direnişe selam duruyordu.
Türkiye’nin ve Orta Doğu’nun HDP’ye ihtiyacı var, kıymetini bilmeli de... “Demokrasi güçlerinin, devrimci sosyalist güçlerin Türkiye’de yeniden etkili olmalarının yolu HDP’nin güçlenmesinden geçmektedir. 12 Eylül’den sonra yaşanılan solun etkisizliğini aşmak ancak böyle sağlanır. Türkiye’nin sola açık ve solun etkili olduğu bir ülke hâline gelmesi açısından HDP ’nin güçlü varlığı önemlidir,”[
Sözün özü, tarihin ve bölge koşullarının belki de ilk kez Kürtlere bağımsız bir devlet imkânını sunduğu bir ortamda, HDP, “çözüm”den salt TRT Şeş’i, Kürtçe derslerini, Kürtçe isimler koyabilme, Kürtçe türkü söyleyebilme “hak”kını anlayan bir “partner”le son derece değerli bir zamanı yitirmiştir.
Şimdi hep birlikte, bu “radikal demokrat öfori”nin bedeliyle yüz yüzeyken; bize düşen aşılması gereken olumsuzluğu açık açık tartışmaya açmaktır…
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

