“ Yeni Malatya spor’u bu hale düşürenlerden hesap sorulsun “SPOR“ Yeni Malatya spor’u bu hale düşürenlerden hesap sorulsun “ÖRNEK REKLAM · 970×90
BIST14.501
DOLAR48,08
EURO56,09
ALTIN7.165
BITCOIN3.784.650
30° MALATYA
reklam
K
Konuk Yazar
16 Aralık 2014 · 66 okunma

ÖZGÜR BASIN SUSTURULABİLİR Mİ?

 

 

Başlığımızdaki sorunun cevabı demokrasisi gelişmiş ülkeler için hayır, bizim gibi demokrasiden yoksun geri ülkeleri için ise evettir.

17 Aralık 2013’te açığa çıkan hırsızlık belgelerinin tam da yıldönümünde yine bir operasyonlar dizisi ve gözaltına alınan yüzlerce insan.

Adına “paralel” dedikleri operasyonlar, bir zamanlar beraber yürünen bir yolun bir yerlerine gelindiğinde çıkarların çatıştığı bir noktasında yoldaşların bir birlerine düşmeleri sonucunda başlayan operasyonlardır.

 Bu yolda beraberce yürünürken, çıkarlar, hesaplar, kasalar birken hiç kimsenin aklının ucunda geçirmediği operasyonlardır bunlar.

Öyle ki, bu yolda beraberce yürürken bundan daha vahim operasyonları da birlikte yapıyorlardı ve kıs kıs gülüyorlardı.

 Gün geldi, çıkarlar çakıştı, ben daha fazla pay almalıyım tartışmaları başladı ve işte kıyamette bundan sonra koptu.

Birbirlerinin önünde saygı ile eğildikleri, izzeti ikramda sınır tanımadıkları, kendilerine baş tacı yaptıkları önderlerine veryansın etmeye başladılar ve öyle böyle de değil, tam bir meydan okuma, düelloya davet etme şeklinde büyüdükçe büyüdü.

Tabii liderler birbirlerine ulaşamayınca da, ellerinin altında ne varsa onunla yetindiler ve adına “paralel yapı” dedikleri operasyonları başlattılar.

O gün bu gün bazen harareti düşse de hep devam etti bu operasyonlar.

Operasyonlar devam etti etmesine de, intikam hırsı bir türlü dinmedi, operasyonların başlatıldığı dönemin başbakanı bunlar daha az, benim içim soğumadı bunun daha basın ayağı da olacak diyerek ta o zamandan gözdağı verdi.

İşte o gün geldi çattı ve geçtiğimiz hafta içerisinde bir zamanlar can ciğer kuzu sarması oldukları ortaklarının basın organlarına operasyonları başlattılar. Zaman gazetesine ve Samanyolu televizyonuna baskınlar ardı ardına gelmeye başladı. Ne kadar üst düzey yönetici, muhabir, sorumlu, müdür, senarist, dizi yönetmeni yani o kadar hırs vardı ki basın adına o grupta bulunan önlerine gelen herkesi topladılar.

Televizyonlar baskınları canlı veriyor, bazı kanallar kesintisiz yayın yapıyor ve belki de mesajlarını birilerine iletmeye çalışıyor, “bakın ben görevimi tam yapıyorum gözünü seveyim beni görmezden gelmeyesin ha” diyerek

Bir zamanlar bu tür operasyonlar yapılırken kendi yayın organlarında yer vermeyen, haksızlığa uğrayan meslektaşlarını haber bile yapmayan, bir gün bana da lazım olabilir diye demokrasinin adını bile anmayan Zaman gazetesinin genel yayın yönetmeni gözaltına alındığında söyledikleri çok ilginçti. Adam büyük bir kalabalığın ortasında polis arabasına götürülürken yüksek sesle bağırıyor “demokrasiden dönmek yok”, “haksızlığa teslim olmak yok” yok kelimesi orada bulunan kalabalık tarafından hep bir ağızdan ve koro halinden yüksek sesle eşlik edilerek söyleniyor.

Adama sormazlar mı, ey güzel kardeşim yüzün üzerinde gazeteci cezaevine tıkıldığında, gazetelere, televizyonlara yayın yasakları getirildiğinde, daha basılmamış kitaplar toplatıldığında kısaca basına bunca baskılar yapıldığında sen neredeydin, o zamanlar demokrasi aklına gelmiyor muydu, o zaman yapılanlar haksızlık değil miydi diye.

Evet paraleliniz, cemaatiniz benim hiçte umurumda değil, birbirilerinize ne yaparsanız yapın, isterseniz binlerce operasyon yapın, binlercesini de göz altına alın beni ilgilendiren tarafı bu değil. Çünkü bu mesele kendi iç hesaplaşmanızdır ve belki de çıkarlarınız yine bir gün bir yerlerde birleşirse yine beraber yo arkadaşı olmayacağınızın garantisi yoktur.

Bir gazeteci olarak beni ilgilendiren her nereden ve ne sebeple olursa olsun basına yapılan darbedir. Operasyon yapılan grubun dünya kadar faaliyet gösterdiği alan var gidin hesaplaşmanızı bu alanlarda yapın ama basına dokunmayın.

Basını susturmak ve kendi basınını yaratmak, demokrasilere vurulan en büyük darbedir.

Daha bu operasyonlar yapılırken, bir yazısından dolayı Evrensel gazetesinin köşe yazarı Ender İmrek yazısından dolayı savcılığa çağrılıyor ve soruşturma açılıyor, manşetinde Osmanlıca “hırsız var” diye yazan bir gün gazetesine soruşturma açılıyor. İşte basına karşı bu tür baskıların yaşandığı dönemde işin ucu kendinize dokunduğunda demokrasi aklınıza gelmeyecek, demokrasi herkes için istenmeli, yoksa işte bu bencil, günü birlik tutum olmasını istediğimiz “özgür basın” kavramını ortadan kaldırır. Basın bu haliyle hiçbir zaman özgürleşemez.

       Demokrasi başımız sıkıştığında aklımıza getireceğimiz bir kavram değildir.

       Demokrasi herkes için olmalıdır.

       Demokrasiyi herkes için istemeliyiz.

       Hem halkların kardeşliği için hem de basının özgürlüğü için…

       Yoksa “özgür basın” bal gibi de susturulabiliyor…

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.
BAŞKAN GEÇİT GELECEĞİN BİLİM ADAMLARI İLE BULUŞTUGÜNDEMBAŞKAN GEÇİT GELECEĞİN BİLİM ADAMLARI İLE BULUŞTUÖRNEK REKLAM · 970×90

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.