ŞAH İSMAİL ALEVİLER İÇİN NE İFADE EDER
Şah İsmail 17 Temmuz 1487 tarihinde Erdebil şehrinde saf evi Tarikatının Türkmen şeyhi ve şii mezhepli ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Safevi devletinin bu günkü iran kurucusu ve hükümdarıdır.
Şah İsmail ile Osmanlı arasında sürekli bir gerginlik vardır. Bu bir nevi iktidar çatışmasıdır.
ll. Beyazıt'ın öldürmesiyle Yavuz Selim tahta geçer. Ancak yavuz selimin tahta geçmesiyle kardeşler arasında da taht kavgası başlar yine. Boşluktan faydalanmak isteyen şah İsmail çok güçlü donanıma sahip olmadığı halde doğan boşluğu kendi lehine çevirmek ister.
Orduları ile birlikte iki koldan Anadolu’ya girmeye çalışır.
Şah İsmail ordusu Anadolu’ya girişi hızla duyulur.
Aleviler Osmanlıdan çokça çektikleri için bu durum adeta kendileri için bir kurtarıcı olarak gözükür.
Dolayısıyla şah İsmail in ordusunu büyük bir coşku ile karşılayıp destek verirler.
Yavuz selim kardeşlerini öldürterek tahtını sağlama aldıktan sonra. Kendisine tehlike arz edenler üzerine ordusunu da hazırlayarak yürümek ister. ilk tehlikeyi de şah İsmail görür. Erzincan ve Erzurum üzerinden İran’a yürür.
Anadolu’daki Alevilerin de şah İsmail e destek verdiğini duyunca daha bir hırslanarak yol boyunca çoluk çocuk, yaşlı, kadın demeden binlerce alevi yi öldürtür yavuz selim.
1514 'de Çaldıran ovasında şah İsmail ordularıyla savaşa girer.
Donanım olarak daha güçlü olan yavuz selimin ordusu karşısında bozguna uğratılır.
Şah İsmail yaralanıp askerlerine geri çekilin emrini verdikten sonra kendiside ırana kaçmak zorunda kalır.
Şah İsmail ile Osmanlılar arasında yaşanan ise tam bir iktidar savaşıdır aslında.
Ancak ne yazık ki bu savaşın kaybedeni yine aleviler olmuştur. Bu süre zarfında 50 bini aşkın alevi katledilmiştir. Bu kırımdan sonra kimi dağlara sığınıp kendini ve özünü korumaya çalışırken kimi de kaçmayı başaramayarak balkan ülkelerine sürgün edilmiştir.
Kalanlarda zamanla şii mezhebiyle kaynaşarak sunileşmişlerdir.
Yavuzun ölümünden sonra da bu kırım devam etmiştir.
Bu gün bile hala süren alevi Sünni gerginliğinin ana sebebini oluşturmaktadır.
Dolayısıyla şah İsmail savunan aleviler bir yandan da Şii mezhebini Alevilik diye algılamalarına vesile olur. Böylece şii mezhebinin kurucularını da sahiplenirler. Bu yakınlık ve sahiplenmede Osmanlının işine gelir tâbi.
Şiiler Müslüman ve şeriatçı oldukları için kuran hayatlarında belirleyiciydi.
Böylece Alevilerde 1700 yılından itibaren kuranla tanışmış oldular.
Sonuç itibariyle Alevilerin Şii inancının kurucusu olan imam Caferi sadık ı ve on iki imamları sahiplenmeleri ve Alevilik İslam in bir mezhebi gibi gösterilir.
Böylece Müslüman ve şeriatla yönetilen Osmanlı bu yolla hem Alevileri asimile ederek hem de Alevileri isyancı yanını öldürmek amacıyla asimilasyon politikasına hız verir.
Çakma alevi dedeleri yetiştirilir. Bunlara Ehl-i beyt unvanını vererek alenilerin yoğunlukta yaşadığı bölgelere gönderilir.
Çakma dedeler gittikleri yerlerde "biz Ehlibeytiz, Ali soyundayız, esas Müslüman biziz" propagandası yaparak Alevileri İslam in içine çekerek Sünnileştirilme yoluna gidilir böylelikle. En çok ta Anadolu da ki Kürt aleviler devleti ali Osmani korkulu rüyası olduğu için inançsal acıdan devamlı Osmanlının baskısını yaşamışlardır.
Dolayısıyla şah İsmail e en büyük desteği de yine kürt aleviler vermişlerdir.
Ordunun içinde bizzat yer alarak.
Ancak maalesef yine hüsrana uğramışlardır. Yenilgiyi yaşayarak.
Olan yine Alevilere olmuştur zira baskı daha çok iki katına çıkmıştır.
İsmail’in Şair yanı da vardır. Alevilerin şiir ve edebiyata büyük önem arz ettikleri yapılarından kaynaklı yazdığı şiirler de aleviler tarafından büyük ilgi görür.
Sah İsmail O da ataları gibi iktidarı için mücadele ediyordu. Ancak Kürt ve Türkmen Alevilerin etkin olduğu coğrafya da devlet kurmuş olması, onu büyük oranda Alevi inancından ve yasam felsefesinden etkilenmeye sevk etti. Bu da adeta bir Alevi gibi görünmesine ve davranmasına yol acıyordu.
Hatai mahlasıyla şiirler yazmıştır.
Aruz ve heceyle yazdığı şiirleri
Azerbaycan edebiyatının nesimi ve fuzuli arasındaki döneminin en güçlü temsilcisi de olmuştur bir bakıma.
Özelikle heceyle yazdığı şiirler Anadolu da gelişen tekke edebiyatını da etkilemiştir.
......
Hü diyelim gerçeklerin demine
Gerçeklerin demi nurdan sayılır
On iki imam katarina uyanlar.
Muhammed Aliye yardan sayılır.
Üç gün imiş şu dünyanın sağası
Savaşından artık olur vedası
Gerçek erenlerin nutku nefesi
Biri kırıyor kirli birden sayılır
İhlâs ile gelen bu yoldan dönmez
Dost olan Dostuna ilgilik sanmaz
Eri hak görmeyen hakkı göremez
Gözü bakar amma kötüden sayılır
Gerçek Aşık menzilinde durursa
Çerağ gibi yanıp yağı erirse
Eksikliği kendözunde bulunursa
O da erdir yine erden sayılır
Şah Hatayi'm Eydür bağdad'dir vatan
İkilikten geçip birliğe yeten
Erenler yanında kıyl ü kal tutan
Yolu Dikenlidir Hardan sayılır.
( alıntı )Zeynep Kıyak
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

