“ Yeni Malatya spor’u bu hale düşürenlerden hesap sorulsun “SPOR“ Yeni Malatya spor’u bu hale düşürenlerden hesap sorulsun “ÖRNEK REKLAM · 970×90
BIST14.501
DOLAR48,08
EURO56,09
ALTIN7.165
BITCOIN3.784.650
30° MALATYA
reklam
K
Konuk Yazar
19 Ocak 2018 · 1,1B okunma

SANAL ORTAM-SOSYAL MEDYA VE İKTİDARIN FOBİSİ

 

 

   Birçok sosyal medya uygulamasında hesabı olan biri olduğum gibi, uzun yıllardır ve özellikle son birkaç yıldır sosyal medyayı yoğun olarak kullanmaktayım. Bunu neden açıklama gereği duydun derseniz, bu yazıyı daha çok gözlemlerim, yaşadığım olaylar ve sosyolojik veriler üzerine inşaa edeceğim de ondan.

   Reel ve sanal olmak üzere iki sosyal ortam ve ilişki vardır.

Reel sosyal ilişki, aynı yer ve zamanda yüz yüze karşılıklı etkileşimin olduğu bir ilişkidir. Bireylerin yalnızca konuştuklarından, düşüncelerinden değil, aynı zamanda jest ve mimiklerinden,

davranışlarından samimi olup - olmadığını az çok belirlemek mümkündür!

    Sanal ortam ve ilişkide ise yüz yüze ilişki olmadığından, karşılıklı etkileşim genelde zayıftır. İnsanlar bu ortamlarda yazıları, fotoğrafları/resimleri ve paylaşımın içeriği ile duygu ve düşüncelerini, fikirlerini ifade ederler.

Samimiyet derecesini ölçmek mümkün olsa da pek de kolay değil!

    Sanal ortamda insanların tutarlı olup olmadığını belirlemek ise zor değil! Çünkü paylaşımları ve düşünce akışları arasındaki uyum ve dengenin olup, olmaması bir göstergedir!

Kimlik ve kişiliğini bulamamış, belli bir dünya görüşü oluştur(a)mamış olan insanların genelde kafaları karışıktır. Bunlar, bir gün içinde en insani - hümanist paylaşım da yapar, en ırkçı-faşist paylaşımda yapar.

   Sosyal medya diye adlandırılan mecraların kendisi sanal ama paylaşım yapanlar etten-kemikten, beyinden-yürekten(!) oluşan gerçek insanlardır. Muhalif paylaşımlar yapan binlerce insan hakkında soruşturma açıldığını, gözaltına alınıp tutuklanan insanlar olduğunu da bilmekteyiz. Hani, bazıları diyor ya : "sosyal medyada atıp-tutuyor" diye. Artık bir insanın kendi sosyal medya hesaplarından muhalif paylaşımlar yapması da bir cesarete, bir bedel ödemeyi göze almaya dönüştü.

    Özellikle 15 temmuz 2016'dan sonra, sosyal medyada paylaşım yapmayanların, hesabını geçici ya da temelli olarak kapatanların sayısının bir hayli arttığını bizzat daha önce sayfamda bulunan insanlardan biliyorum.

Korku imparatorluğunun oluşturduğu,

     bireylerdeki çekingen ve korkak davranışları sosyal medyada da görmek ya da öyle olduğunu anlamak da mümkün. Muhalif bir paylaşıma beğeni koymaktan çekinen muhalif olduklarını bildiğimiz insanlarda var.

   Basın-yayın organları üzerinde ağır ekonomik baskılar kurulduğu, büyük çoğunluğunun yandaş kılındığı, gerçekleri yazan gazetecilerin bir örgütle ilişkilendirilip yargılandığı, tutuklanıp hapse atıldığı, süreci yaşıyoruz.

 İşten atılmamak, ekmeğinden olmamak için birçok gazetecinin kendine oto sansür uyguladığı ve bir avuç muhalif medyanın kaldığı bugünkü baskı-zulüm koşulları ve ülkenin KHK' lar ile yönetilmeye çalışıldığı OHAL ortamında sosyal medyanın önemi gittikçe artmaktadır. İktidar çevresinin sosyal medyayı zehirli bir ortam diye nitelendirmesi boşuna değildir!

     Toplumun gündeminde olan en önemli olaylar, yandaş medyada görmezlikten gelinirken, sosyal medyada en çok paylaşım konusu olabiliyor. Böyle olunca sosyal medya kullanıcıları sanal mecrada bilgi kirliliği olsa da, olaylar hakkında bilgiye ulaşarak bir fikir edinebiliyor.

   Toplumun gündeminde olan olaylara ilgi ve duyarlılık gösteren ki, bilinçli bir yurttaş böyle olmalıdır. Olaylar hakkında da görüş ve düşüncelerini ortaya koyarak birileri ile paylaşmalıdır. Bunu reel olarak ancak aile ortamında, komşuluk ilişkisinde, belki iş yerinde, okulda... yapabilir ki, ulaşsa ulaşsa en fazla onlarca kişiye ulaşabilir. Oy sa, sosyal medyada ve özellikle de twitter, facebook gibi mecralarda, olaylar hakkındaki görüş ve düşüncelerini yüzlerce hatta binlerce kişiye iletme ve paylaşma olanağına sahiptir.

İşte bu açıdan siyasi iktidar, muhalif görüş ve düşüncelerin kitle içinde yaygınlaştığını ve kendi kitle sinede ulaşabileceği kaygısı ile sosyal medya fobisi yaşıyor.

Toplumda büyük bir etki oluşturan, hükümeti olumsuz etkileyen, zorda bırakan bir olay meydana geldiği zaman belli gerekçelerle özellikle Twitter'ın, facebook'un yavaşlatıldığını hatta girişin engellediğini bilmekteyiz. Daha geçen gün Başbakan, sosyal medya kullanıcılarını dikkatli olmaları konusunda uyardı. Daha doğru bir ifade ile gözdağı verdi.

   Yapılan araştırmalar sonucunda, sosyal ortamı reelde yaşayan insanların daha az sanal ortamlara takıldıkları tespit edilmiştir(!)

   Türkiye'de, sanal sosyal ortamlarda geçirilen zaman süresinin Avrupa ülkelerinden fazla olduğu da tespit edilmiş.

    Bir kaç arkadaşın bir kaffede ya da herhangi bir mekânda bir kaç saat oturup sohbet etmesi ve bu esnada bir şeyler yiyip-içmesinin bir parasal karşılığı, bir maddi bedeli vardır. Örneğin, İstanbul’da kaffelerde bir bardak çay fiyatı 2-8TL? arasında değişmektedir. Ayrıca, her zaman kafa dengi arkadaş bulup ta böyle bir ortam oluşturmak da çoğu zaman zor. Zaten, olumsuz ekonomik koşullar ve maddi yetersizlikler insanları asosyal kılıyor.

    Oysa sanal sosyal ağlar/ platform hem ucuz (!) hem de istediğin anda giriş yapabiliyorsun! Cep telefonuna 2-3 GB yükle ve yaklaşık olarak da bir ay kullan.

Şu bir gerçek ki, hiçbir sanal ortam, yüz yüze reel ilişkinin sıcaklığını ve yerini tut(a)maz!

    Sanal sosyal ortamlarda ise kitlelere ulaşabilmek, fikir ve düşünceleri onlara iletebilmek gibi bir olanak var.

    Gerçek/reel yaşam ve ilişkilerden kopmadan, sanal sosyal ortamlarda takılmak normaldir! Önemli olan, makul bir denge oluşturmak ve sanalın bağımlısı olmamaktır.

  Sosyal medya platformlarına daha çok cep telefonundan girildiğini bilmekteyiz.

    Cep telefonu demişken, burada bir serzeniş de bulunmak, olumsuz bir duruma dikkat çekmek istiyorum. Üç-beş arkadaş bir araya gelip te sohbet etmeye başladığında maalesef hemen birileri cep telefonu ile ilgilenmeye başlıyor ve bu olumsuz davranış haliyle sohbeti, ortamı bozuyor. Çok gerekli değilse, mümkünse bir arkadaş ortamında bulunduğumuzda cep telefonuna ilişmeyelim. Bu hem arkadaşlara saygımızın, onları önemsediğimizin hem de sohbeti bölmemenin hatta görgü ve sosyal kuralların bir gereğidir. Ebetteki ara sıra telefonla konuşur, ilgileniriz ama bunu abartmamak gerekir düşüncesindeyim!

    Bilginin paylaşıldıkça toplumun bilinç düzeyinin yükseleceğini hatırlatarak, hepinize sosyal medyada güzel paylaşımlar dilerim.

 

 

Umutta kalın, dirençli olun

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.
BAŞKAN GEÇİT GELECEĞİN BİLİM ADAMLARI İLE BULUŞTUGÜNDEMBAŞKAN GEÇİT GELECEĞİN BİLİM ADAMLARI İLE BULUŞTUÖRNEK REKLAM · 970×90

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.