Sosyal Demokrasi
Sosyal devlet kavramı, devletin tarih boyunca var olan bürokrasi, adalet, güvenlik ve savunma gibi temel kavramlarına Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllarda “sosyal” harcamaların eklenmesiyle doğmuştur.
Bunlar eğitim, sağlık, emeklilik, işsizlik, sosyal yardım gibi yurttaşın bireysel esenliği ile ilgili harcamalardır.
Sosyal demokrasi denince, sosyal devlet, sosyal adalet ilkelerine öncelik veren siyasi yön anlaşılır.
Bu kavramlar, devletin ne ölçüde, düşük gelirliden az, yüksek gelirliden çok vergi aldığı, sosyal harcama yükünün ne ölçüde işverene ve çalışana dağıtılacağı, işten çıkarılmanın zorlaştırılması, asgari ücretin yüksekliği, işçi dayanışmasına (sendika, grev hakkı) kolaylık sağlanacağı gibi olgularla bağlamlıdır.
“Sosyal” sözcüğü, “insan” unsuruna öncelik verildiğinin belirtisi olarak görülmüştür. Bu anlayışta “her ne pahasına olursa olsun ekonomik büyüme, şirketlerin fazla kazanması” öncelikli değildir.
Liberal/kapitalist/serbest pazar ekonomisi modelinde ise öncelik şirketlerin olabildiğince kazanmasıdır.
Liberal düzende, düşük ücretle, düşük kurumlar vergisiyle daha çok sermaye biriktirilir, daha çok yatırım yapılır, böylece çok üretilir. Ancak düşük ücretler yüzünden kitlesel tüketim azdır, düşük vergiler yüzünden devletin harcamaları düşük kalır.
Yukarıdan bakınca bu durum gelecek nesillerin refahı için bugün fazladan fedakârlık yapma gibi yorumlanır.
Bu iki teorik ucun arasında, uygulamada bazen sosyal devlete yakın İskandinav ülkeleri, bazen de kapitalist düzene yakın ABD ve İngiltere örneklerini görürüz.
Sosyal devlet düzeninin pratik uygulamada diğerine göre üstün performans sergilediği, İskandinav ülkeleri örneğinde açıkça görülmektedir.
Ayrıca, en üst gelir gruplarına teşvik vererek bir yerlere varılamayacağı da görülmüştür.
Yani, gelecek kuşak için çalışmadan da milli gelirin üst değil alt kesimin yararına dağıtılmasıyla, toplam refahta liberal/kapitalist düzene göre daha ilerde olunabiliyor.
Sonuç olarak, sosyal devlete ilişkin ayrıntılar halka daha iyi ifade edilebildiği takdirde; halk, büyük bir olasılıkla tercihini sosyal demokrasi anlayışından yana kullanacaktır.
Zira sosyal demokrasi anlayışı, halkın kendi yaşam biçimine ve devleti algılayış şekline daha uygundur.
Dr. Ahmet Küçükşahin
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

