YAŞASIN CİHAD (!)
TBMM başkanı bugün Maraş ta bir vakıfta yaptığı konuşmada “CİHAD” olmaz ise ilerleme olmaz, dik duramayız dedi.
Bu demeci okurken tüylerim ürperdi. Yani bu cümlenin anlamı şu: Sürekli savaş halinde olacağız! Ama biliyoruz ki Cihadın anlamı, İslam ı yaymak için 1500 yıl önce yürütülen bir savaştır. Şimdi Afrinde veya bölgede yürütülen savaş, büyük çoğunluğu İslam olan Kürtlere karşı yürütüldüğüne göre, buna CİHAD denilir mi? Diye sormak gerekir.
Söylendiği gibi kıtalar ötesinde gelen ne ABD ne de Rusya veya başka gayri Müslim bir ülkeye veya onların askerlerini hedefleyen bir savaş söz konusu olmaz iken, müttefiki olduğumuz ABD nin tüm askeri üsleri olduğu yerde durduğu gibi, gerek ABD gerek NATO askeri anlaşmaları da devam ediyor. Afrine karşı başlatılan savaş, cihad ise bu işte bir yanlışlık ve çarpıtma var.
Var çünkü Afrin İslam dünyasının bir parçasıdır.
Afrine yönelik olarak ÖSO denen toplama unsurlar ile başlatılmış olan “Ülke bekası” tehlikesini bertaraf etme harekâtı “CİHAD” ise vay halimize. O zaman Kürtlerin yaşadığı 4 ülkedeki coğrafya “CİHAD” alanı demektir, bu işin ne geçerliliği ne de sonu ne de bu cihadı finanse edecek bir ekonomik yapı var.
Suriye nin en problemsiz yeri olarak gösterilen Afrine neden harekât başlatıldı? Bu soruya önce Afrinin yapısına bakarak yanıt arayalım:
Afrin 1000 yıldan bu yana Kürtlerin yaşadığı, bağlı 360 Kürt köyünün olduğu ve Suriye savaşı sonrası savaştan kaçan binlerce ailenin kendine güvenli bir sığınak yaptığı bir zeytin coğrafyasıdır.Bu günkü nüfusu hakkında çeşitli rakamlar vardır.Kimi 1.5 milyon diyor,kimi 500 bin diyor,kim ne derse desin Afrin de yaşayanlar,beğenin veya beğenmeyin,kendi yönetim şeklini belirlemiş,geçen aylarda halk meclisleri seçimini yapmış,kendi öz yönetimini oluşturmuş kendi halinde düne kadar barış içinde yaşayan mütevazi bir yaşam sürdüren halktır.Bu bağlamda,dünyada nasıl ki hiçbir halk nasıl yönetileceğini,başkalarına sormadığı gibi,Afrin halkının da nasıl yönetilmek istediğine kendilerinin karar vermiş olmasında daha doğal bir şey olmaması gerekir.
Afrin halkının tek suçu, cihatist kafa kesici çete örgütlenmesi Afrinde hiçbir şekilde taban bulamamış, Afrin halkı kendi öz savunmasını geliştirerek bu çağ dışı yaratıkları da kendi topraklarına sokmamıştır.
ABD gangster emperyalistleri durup dururken, “ Rojova da 30 bin kişilik sınır güvenliği oluşturacağız” açıklaması ile Türkiye, bunun kendi güvenliğine tehdit olarak algılayarak, sınır güvenliği oluşturulacak denen alanda değil de neden Afrine askeri harekât başlatılmış olduğu sorusu tüm çıplaklığı ile orta yerde durmaktadır.
Rusya nın Kürtlerle askeri iş birliği yaptığı Afrini tüm askeri birliğini çekip, ABD nin de “Bizim ilgi alanımız değil” dedikleri Afrin bölgesi uçakların, tankların, obüslerin ve ÖSO nun hışımına açılmış oldu. Yani şimdiye kadar “ABD uşağı” diye propaganda edilen Kürtler, hiç kimsenin uşağı olmadığı da anlaşılmış oldu. Çünkü hem ABD hem Rusya Kürtleri satmıştır. Bölgenin egemen iki gücünün onayı olmadan, böyle bir harekât mümkün değildir. Özellikle çiçeği burnunda, sonradan görme emperyalist Rusya bu işin baş sorumlusudur.
Afrin harekatının başlaması ile birlikte, savaşa karşı çıkan yüzlerce kişinin göz altına alınması, medyanın zaptu –rapt altına alınması, bilgisayar savaş oyunlarının gerçekmiş gibi yayınlanarak halkın aldatılması, iktidar temsilcilerinin adeta “Biz ne dersek o “ tavrı ile karşı çıkan herkesi “ya bizdesin, ya terör destekçisisin” saçmalığı ile tüm muhalif kesimleri tehdit ediyor olması bile başlı başına baş vurulan yöntemin problemli olduğunu anlatmaya yeter, artar bile. Madem bu kadar haklısınız, bırakın medya gördüğünü yazsın! Herkes aynı şeyi söyleyecek ise bu kadar gazeteye de, bu kadar TV kanalına da gerek yoktur. Nasıl eskide bir tek TRT varsa şimdi de 20-30 kanalın aynı metni okuması, kelimesi kelimesine aynı haberi veriyor olması, verdikleri haberlerin doğru olmadığının göstergesidir. Hatta bizzat izlediğim için,Haber Türk kanalının stüdyosu içinde uçan uçak ve ateş açan tank,bu tankın dumanında öksüren dangalak spikerin öksürmesi verilen yalan haberin niteliğini net olarak ortaya koyan ibret verici bir durumdur.
Böylece diğer kanallarda farklı haber yaptığını sanan ve seyredenleri aynı zamanda enayi yerine koyan bir tutumdur.
Sonuç olarak, hadi AKP/MHP nin savaş severliğini anladık, kendine sosyal demokrat diyen CHP ye ne demeli? CHP bu tutumu ile büyük bir yara almıştır, öyle bir yara ki ya kendisini fesih edip tarihteki yerini alacak, ya Kılıçtaroğlu ve ekibi tasfiye edilip, gerçek anlamda sosyal demokrat ( şu ana kadar çıkan bütün adaylar al birini vur ötekine cinsinden) bir ekip yönetime gelecek veya paramparça olacaktır. Bu ülkede muhalefetin de yalnızca HDP de ibaret olduğu bir kez daha ortaya çıkmış oldu.
Biz savaşa, cihada karşı olanlar, her koşulda savaşa karşı barışı, halkların kardeşliğini, ölüme karşı yaşam hakkını savunmaya devam edeceğiz.
Bu coğrafyada yaşayan tüm halklar, kardeşlik içinde yaşayabilirler yaşamalıdırlar.
Yeter ki ”CİHAD” değil, barış diyebilen bir anlayışa sahip olalım.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

