YÜZLEŞME, ÖZGÜRLEŞTİRİR!
Toplumsal gerçeklikler, çoğu zaman öğretilenin tersi oluyor. Hani var ya, köylerimizde askerlik anılarını anlatırlar büyüklerimiz, bu anılar saatlerce günlerce sürer bir türlü bitmez. Anlatan sanki bulunduğu orduyu yönetiyormuş gibi anlatır, sanırsınız ki, karşınızda bir ‘Kahraman’ var! Öyle anlatırlar ki, askerlik anılarını dinleyenlere ve birbirlerine. Ama öylemidir, tabiî ki değil, kim bilir ne çok dayak yedi, ne çok hakarete uğradı, en kötü işler kendisine verildi v.s.Ama asla askerlik anılarını kötüyü anlatmazlar, dayak yediklerini söylemezler, ne kadar küfre, hakarete mazur kaldıklarını hiç anlatmazlar.
Kendilerini bir kahraman gibi lanse ederler, aslında anlatan da dinleyende bilir anlatılanın palavra olduğunu ama yüzüne vurulmaz, sonra ‘ ya amma da salladı ha’ derler, gülüp geçerler.
Bunları şunun için anlatıyorum, yüzleşme yerine kendi gerçeğinde kaçma yöntemidir, bu toplumun genelinde yaygın bir anlayıştır. Tolumda kırılma yaratan büyük olaylar da böyle algılanır. Çoğu zaman da uydurulmuş efsanelere inanılır.
Geçtiğimiz hafta kuruluş yıl dönümü kutlanan Cumhuriyetin ilanı kutlamaları, işte bu Saiklerle birçok tanıdığım,’solcu’ olduğunda şüphe etmediğim arkadaşım da Cumhuriyet ‘coşkusu’ na katılarak, sevincini paylaştı, kutlama törenlerinde boy verdi, eline bayrak alarak, cumhuriyete sahip çıktı!
Ancak kuruluş yıl dönümünü kutladığı cumhuriyet nalsı bir cumhuriyet sorusunu kendisine sormadı. Burada yanlış anlaşılmasın, cumhuriyete karşı olduğum algısı çıkartılmasın, elbette ki en demokratik yönetim biçimi Cumhuriyettir. Burada sorgulanması gereken nasıl bir cumhuriyet sorusu dur.
Cumhuriyeti kuran CHP ve kadrolarının kendi toplumumuza nasıl bir kazanım sağladığı veya sağlamadığı sorusudur(?),asıl olan. İşte bu soruları kendimize sorup, yanıtlarını bulduğumuz zaman, kimin yanında yer almamız gerektiği sorusu da yanıtlanmış olur. Aşağıda kısaca özellikle alevi ve Kürt toplumu cumhuriyet ile birlikte, nasıl bir muameleye tabi tutuldu birlikte başlıklar halinde görelim.
Aleviler açısında Cumhuriyet;
-1921 yılında Koçgiri (Dersim eyaleti parçası) katliamı, katliam ardında binlerce alevinin ailesi ile birlikte başka illere zorunlu meskene (Sürgün) tabi tutulması. Mağdur Aleviler.
- 1927 Tekke ve zaviyeler kanunu ile ALEVİLİĞİN YASAKLANMASI
- 1937/1938 Büyük Dersim katliamı. Binlerce çoluk, çocuk, genç, yaşlı soykırıma tabi tutulmuş, kimi rakamlara göre 70 bin, kimi rakamlara görede daha fazla Alevinin katledilmesi.
- 1978 Çorum, Malatya, Maraş katliamları.
- 1993 Sivas katliamı
- 1995 Gazi ve Ümraniye katliamı
Bu olaylar CHP dönemi iktidarları veya iktidar ortaklıkları döneminde yaşanmıştır.alevi toplumu bu gerçeklerle cesaretlice yüzleşmeden,kraldan çok kralcı kesilerek ,kulaktan dolma,araştırma yapmadan,CHP yöneticilerini alevi toplumuna ‘ÖZ ELEŞTİRİ’ vermeleri yönünde ve Alevilerde ÖZÜR dilemelerini sağlama mücadelesi vermeleri gerekirken,Ya ‘yapmış ama niye yapmış mutlaka bir nedeni vardır,yada yok öyle bir şey’ deyip ahmakça yanıtlar veriyor olması,bizi yine katledebilirsiniz demekle eş değerdir.
İşte bu yüzleşme yapılmadığı içindir ki;
1- Alevilere LAİK sistem, güvence olarak gösterilir, ancak böyle bir güvencenin sadece aldatmaca olduğunu sadece cumhuriyet tarihinde Alevilere yapılan soykırımları incelediğimizde bile büyük bir trajedi olduğunu görmüş oluruz. Anayasal bir güvenceye sahip değildir, Alevi köylere bir dönem cami yapılmış olması buna somut örnektir.
2- Alevi asimilasyonu son hız devam etmektedir. Alevi çocuklar, Aleviliği yalan yanlış anne-babalarında öğrenmekte, ilk ve ortaöğretim okullarında, Alevi çocukları namaza bile zorlanmaktadır. Birçok Alevi çocuğu da asimile olmuştur.
3- Alevilerin yoğunlukla destek verdikleri CHP programında, Alevi sorunlarına yönelik bir kelime dahi yoktur. Alevi sorunu laiklik aldatmacası ile tekçi çoğunluk anlayışına feda edilmektedir. Bu şu anlama gelmekte; iktidar olursam asimilasyona devam ederim.
Ayrıca onlarca kürd isyanı ve bu isyanları bastırmada uygulanan katliamlar, başka bir yazının konusudur. Şark ıslahat planı kanunun Kürtlere uygulanırken, ne büyük bir zulmün yapıldığı zaten başlı başına Faşizmi tanımlamaya yeter de artar bile.
Kısaca toplumlar kendi karanlık tarihleri ile yüzleşmeden ve bu karanlık tarihin mirasçıları gerekli ÖZÜR ve Özeleştiri yapmadan, yüzleşme sağlanamaz.
Bırakalım yüzleşmeyi Alevilerin desteğini almış olmasına rağmen, sorun yokmuş gibi davranmanın sorumlusu bu partilere destek veren Alevilerdir. Bu mantık, kendi toplumuna ihanet etmektir, asimilasyonu kabul etmektir.
Yüzleşme yaparak, hem saplantılarımızdan, hem dayatılan yalanlardan kurtulur, hem de toplumların bir daha böyle acılar ile karşılaşmaması ve alevi asimilasyonunun önüne geçmiş olunur ve birey olarak özgürleşmiş oluruz.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

