ZARRAB, OFFSHORE VE ÇÜRÜMÜŞLÜK!
Türkiye kamuoyunu yakında ilgilendiren ZARRAB davası henüz başlamışken bir skandal daha patlayıverdi. Aslında bir değil iki skandal patladı. Bunlardan birincisi, Başbakan Binali Yıldırımın oğlunun Malta adalarında patlayan Offshore hesapları, diğeri ise CHP Genel başkanı Kılıçdaroğlu tarafından dekontları ve swit numarası ile belgelediği Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın yakınlarınca Man adalarında kurulan 1 Sterlinlik şirket vasıtası ile yapılan 15 Milyon dolarlık para trafiği.
Önce Zarrab davasında başlayalım: Bu zat ABD nin İran’a ambargo uygulamasını Türkiye vasıtası ile delinmesi ve Uluslar arası hukuka göre yasal olmayan milyarlarca dolarlık para hareketlerinin RÜŞVET dağıtarak bu trafiği yöneten kişidir.
ABD de yargılanan Zarrab iddianamesi ile devam edelim,
Zarrab iddianamesi: İddianamede, ilk sistem olan "petrol karşılığı altın" yönteminin en az 2010 yılından itibaren uygulandığı bilgisi yer alıyor ve burada verilen bilgiye göre sistem şöyle işliyor:
Türkiye, yaptırımlar nedeniyle, satın aldığı petrol ve doğalgaz karşılığında yapması gereken ödemeyi doğrudan İran'a gönderemiyor. Bunun sonucunda da İran, Türkiye'de Halk bank'ta bir hesap açıyor. Türkiye, ödemeyi buradaki hesaba yatırıyor.
Daha sonra bu hesaptaki paralar, Zarrab'ın şirketlerine aktarılıyor ve bu şirketler üzerinden altın satın alınıyor. Daha sonra bu altınlar Türkiye'den Dubai'ye ihraç ediliyor ve burada yeniden nakde çevrilip, çantalarla İran'a taşınıyor.
İddianamede bu yöntemdeki suç unsurları yaptırımların etrafından dolaşılarak, başka ülkeler üzerinden delinmiş olması ve Aslan ile Atilla başta olmak üzere, Halk bank yöneticilerinin ABD Hazine Bakanlığı yetkilileriyle yaptıkları temaslarda altın alım işleminin İran devleti değil, şahıs ve şirketler tarafından gerçekleştirildiğini söyleyerek "yalan beyanda" bulunmaları.
Sanıklar ayrıca, Türkiye'den ihraç edilen altının Dubai'ye değil, İran'a gönderilmiş gibi göstererek, "evrakta sahtecilik" yapmakla da suçlanıyor.
İkinci yöntemin ise 2012 yılında İran'ın kıymetli metal ithalatına yönelik yaptırımların sıkılaştırılmasıyla birlikte yürürlüğe sokulduğu belirtiliyor. ABD tarafından getirilen yeni düzenlemeler, İran'ın bir başka ülkeye sattığı enerji ürünleri karşılığında alacağı ödemeleri yine o ülkede ve sadece gıda veya tıbbi malzeme alımında kullanmasını öngörüyor.
Savcılığın ortaya attığı iddialara göre, Zarrab ve diğer sanıklar, bu kez altın ihracatı yerine, Türkiye ve Dubai üzerinden İran'a buğday ticareti yapmaya başlıyor. İddianamede, buğday ticaretinin yapılmadığı ancak kâğıt üstünde yapılmış gibi gösterilerek, İran'ın hesaplarından alınan paranın yine Zarrab'a ve iş ortaklarına ait şirketler üzerinden dolaştırılarak tekrar İran'a gönderildiği öne sürülüyor.
ABD nin çıkarlarını savunacak değiliz tabii ki.Çünkü kendileri de dünyanın en büyük hırsız ve haydutlarıdır..Ambargoyu delme konusu ABD nin kendi konusudur,bizi ilgilendiren şey ise bu para trafiğinde kime ne verdi Zarrab? 17/25 Aralık operasyonu ile bir kısmı deşifre olan, Bakan ve bakan çocukları, ayakkabı kutuları içine gizlenmiş dolarlar, para sayma makineleri, en önemlisi “sıfırla oğlum!” Hepimiz biliyoruz.
Zarrabı önce plaketler vererek vatansever iş adamı, şimdilerde hop oturup hop kalktıkları ve aynı Zarrabı Vatan haini ilan etmelerinin tek nedeni, Zarrabın İTİRAFÇI olmayı kabul etmiş olmasıdır. Muhtemelen Zarrab kime ne rüşvet verdiğini açıkladı. Yapılan tüm velvelenin nedeni budur.
Yapılması gereken ne idi peki? Bu yolsuzluğu örtmek değil, ortalığa saçılmış yolsuzlukla elde edilen paraları Zarrabı aklayarak tekrar sahiplerine dalga geçercesine faizi ile iade ederek insan aklı ile dalga geçmek hiç değil, Yolsuzluğa kim bulaşmış ise yargılanmaları idi. Bu koşullarda bunun mümkün olmadığını da biliyoruz.
Diğer ikinci konu OFFSHORE hesapları. Kelime anlamı kıyıdan uzak olmak olan esas karşılığı şudur: Vergisi yüksek ülkelerde ticaret yapan göz açıklar,(siz hırsız anlayın) verginin sıfır veya az olduğu uyduruk, kaydırık ülkelere şirket kurup, paraları o ülkeler üzerinde vergisiz kullanma işlemidir. Yani vergi kaçırmadır, ayrıca da kara para aklama yöntemidir. Kaynağı belirsiz paraları aklama işlemidir.
Kılıçdaroğlu’nun belgeleri ile açıkladığı Offshore hesapları için önce yandaş medya daha açıklama yapılmadan, Yalan, FETO, Kumpas, Sahte dediler. Açıklama yapıldıktan sonra da her kafadan bir ses ve savunamaz hale geldiler. Akp sözcüsü, bunun normal bir ticari faaliyet olduğunu, diğer birçok yetkili ise bu belgenin ‘Sahte’ olduğunu söylediler. Noktayı ise Erdoğan koydu: Bu paralar giden değil, ülkeye gelen paralardır, dedi ve bu para hareketini kabul etmiş oldu.
Bu para hareketleri 2011 yılına ait hareketler ve belgeli olanlar. Acaba sadece bir defa mı olmuş? Başka hiç böyle şeyler olmamış mı? Millet meclisi Offshore ile ilgili bir araştırma yapamaz mı? Daha kimler bu ülkede vergi kaçırıyor? Hani yerli ve Milliydiler! Bu mudur milli olmak?
Hele bu para transferinde Ziya İlgen diye biri var ki, adam emekli öğretmen. Bir defasında 2,5 milyon dolar, bir defasında ise 1.25 milyon dolar para gönderiyor veya hesabına geliyor. Bir emekli öğretmen nerde bulur milyon dolarları?
Küfürle, azarlama ile, hakaret ile, göz dağı ile bu yolsuzlukların üzeri kapatılamaz artık, suçluların güçlü olmuş olması bu gerçeği değiştiremez.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.



.jpg)

