İktidar nasıl bir gençlik istiyor?
Yeni eğitim yılı başladı. Milyonlarca çocuk sıralara oturdu. Fakat asıl sınava öğrenciler değil, 23 yılı aşkın süredir ülkeyi yöneten AKP iktidarı giriyor.
Sorular basit:
Neden hâlâ bir çocuğun okula aç gitmesini engelleyemediniz?
Neden devlet okulunda nitelikli ve eşit eğitim, ailenin gelirine bağlı olmaktan kurtarılamadı?
Neden Cumhuriyet’in bilimsel, laik ve çağdaş eğitim hedefi yerine din ağırlığı sürekli artırılan bir eğitim modeli tartışıyoruz?
Ve en önemlisi: Nasıl bir gençlik yetiştirmek istiyorsunuz?
Dünya yapay zekâyı, kuantum teknolojilerini, biyoteknolojiyi, uzay araştırmalarını konuşuyor. Çin, ABD, Avrupa çocuklarına kodlama, matematik, mühendislik ve eleştirel düşünme becerileri kazandırmanın yarışında.
Biz neyi tartışıyoruz?
Karma eğitim tartışmalarını, dini eğitimin ağırlığını, müfredattan hangi kavramların çıkarıldığını…
Burada iktidara şu soruyu sormak yurttaşlık görevidir:
Sorgulayan gençten neden korkuyorsunuz?
Çünkü sorgulayan çocuk büyüdüğünde yalnızca fizik formüllerini sorgulamaz.
“Vergim nereye gidiyor?” diye sorar.
“Benim okulumda çocuk öğle yemeği bulamazken kamu kaynakları hangi şirketlere aktarılıyor?” diye sorar.
“Diplomam varken neden işsizim?” diye sorar.
“Liyakat yerine neden sadakat aranıyor?” diye sorar.
“Anayasa neden uygulanmıyor?” diye sorar.
Belki asıl rahatsızlık tam da budur.
Çünkü çağdaş eğitim kul değil yurttaş, ezberleyen değil düşünen, biat eden değil itiraz edebilen insan yetiştirir.
Türkiye’nin eğitim sorunu yalnızca derslik, öğretmen ya da sınav sistemi sorunu değildir. Bu artık bir rejim ve gelecek sorunudur.
Bir ülkenin savunması yalnızca tankla, uçakla, füzeyle yapılmaz. Üniversiteleri bilim üretmiyorsa, çocukları matematik öğrenemiyorsa, gençleri yabancı ülkelere gitmenin hayalini kuruyorsa milyarlarca dolarlık silahlar o ülkenin geleceğini tek başına koruyamaz.
Bilgisiz toplum manipülasyona açıktır. Bilgili toplum ise yöneticisinden hesap sorar.
İşte bu nedenle iktidara sorulması gereken soru açıktır:
Türkiye’nin çocuklarını dünya ile yarışacak özgür bireyler olarak mı yetiştirmek istiyorsunuz, yoksa iktidarı sorgulamayan itaatkâr kuşaklar olarak mı?
Cumhuriyet bu soruya yüz yıl önce cevap verdi:
Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller.
Türkiye’nin ihtiyacı da bugün hâlâ budur. Çünkü cehalet hiçbir ülkeyi bağımsızlaştırmaz. Cehalet yalnızca onu yönetenlerin işini kolaylaştırır.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
