ALTIN
 2.504,53
DOLAR
 32,2053
STERLİN
41,0337
EURO
 35,1156

Malatya demokratik kadın platformu: 'EŞİT VE ÖZGÜR' YAŞAMAK İSTİYORUZ!

 

26 Kasım 2019 01:52
Malatya demokratik kadın platformu:  'EŞİT VE ÖZGÜR' YAŞAMAK İSTİYORUZ!

 

 

      Malatya demokratik kadın platformu 25 Kasım “ kadına şiddet “ günü dolayısıyla Turan emeksiz üst kavşağında basın açıklaması yaptı. Yıl 1960 yer Dominik cumhuriyeti 1930 da ülke yönetimini ele geçiren Rafael Trujillo diktatörlük yönetimi sürdürüyordu..Dominik cumhuriyetinin Cibas bölgesinde dünyaya gelen ve Mirabel kardeşler olarak tanınan üç kız kardeş Patria , Minerva ve Maria Terassa esleri ile Tirijillo diktatörlüğüne karşı mücadele veriyorlardı. Sembol haline geldikleri diktatörlük karşıtı mücadelenin çeşitli zamanlarında ağır baskılara maruz kaldılar.

         Diyerek açıklama yapan Malatya pir sultan derneği başkanı ve platformun sözcüsü Latife ulutaş “Tarih 25 Kasım 1960 idi 3 kız kardeş tecavüz edilip öldürüldüler ve araba kazasında öldükleri duyuruldu. Mirabel kardeşlerin anısı, özgürlük, insan hakları için verdikleri mücadele, dünyada ve Türkiye de insan hakları savunucuları ve kadın hareketleri için bir sembol haline geldi.1999 yılında Birleşmiş milletler, 25 Kasımı kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması icin uluslar arası mücadele günü olarak belirledi.

        Ataerkil kapitalist sistemin yarattığı eşitsizlikler, ayrımcılıklar hala derinleşerek devam etmektedir. Tüm dünyada devletler uyguladıkları baskıcı politikalarla kadına yönelik şiddetin boyutlarını ve dozajını artırmışlardır. Böylesi bir gerçekliğin yaşandığı bu gün biz kadınlar kapitalizme ve yarattığı şiddetin her türlüsüne karşı, savaşa, tacize, tecavüze, yoksulluğa, haklarımızın yok edilmesine, eşitsizliğe ve gericiliğe karşı bir kez daha alanlardayız.

        Neredeyse günde iki kadın, genellikle de en yakınındaki erkekler tarafından, öldürülmektedir.

Son 17 yılda bu rakam ne yazık ki, 15 binin üzerine çıkmıştır. Sadece Eylül ve Ekim ayında 86

Kadının katledildiğini görüyoruz. Kırıkkale’de eski eşi Fedai Baran tarafından defalarca bıçaklanarak 10 yaşındaki kızının gözleri önünde katledilen Emine Bulut’un “ölmek istemiyorum” haykırışı tüm kadınların haykırışıdır.

İktidarların politikaları kadına yönelik şiddeti artırmaktadır

Kadın cinayetlerinde eril yargı suç ortağıdır.

İktidarın cesaretlendirdiği eril zihniyetin beslediği bu cinayetlerde, katilleri koruyan, cezasız bırakan eril yargı suç ortağıdır.

       Ceren Damar Şenel cinayetine ilişkin görülen duruşmada sanığın, öldürdüğü kadını itibarsızlaştırmak istemesi boşuna değildir. Çünkü bunun yargıda bir karşılığının olduğunu ve lehe sonuç verdiğini çok iyi bilmektedir.

         Her gün yüzlerce kadın evde, işte, sokakta, erkek şiddetine maruz kalmakta ya da şiddet tehdidi altında ölümle burun buruna yaşamlarını sürdürmektedir. Her yer, her mekân kadınlar için şiddet ve cinayet mahalline dönüşmüş durumdadır. Kadınların hiçbir can güvenliği olmadığı böylesi bir atmosferde, kadına yönelik şiddeti önleme, kadınları koruma yerine mevcut mekanizmaları dahi yok eden iktidar, erkek-devlet şiddetinin boyutunu gözler önüne sermektedir.

         Son dönemde kadın kazanımları sistematik olarak gasp edilmekte, toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı her alanda saldırı geliştirilmekte, kayyum atanan belediyelerde şiddete uğrayan kadınların başvuru merkezleri kapatılmaktadır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde en önemli iki yasal araç olan, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Ailenin ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun iptal edilmek istenmektedir.

         Bunun yanı sıra hazırlığı devam eden 2 yargı paketinde, kadınların nafaka hakkının elinden alınması ve defalarca kadın mücadelesiyle geri çektirilen çocuk istismarını meşrulaştıran, istismarcıları affetmeyi hedefleyen “tecavüzcü affı” nın yer aldığı söylenmektedir.

       Diğer yandan da devleti yönetenlerce, her gün kadını erkeğin malı gören, kadın yaşamı yerine aile önceleyen açıklamalar yapılmakta, kadınların kaç çocuk doğuracağından, nasıl giyineceğine, sokakta özgürce dolaşmasından, çalışıyor olmasına, kahkahasına kadar müdahale edilmektedir.

Tüm bu saldırıların yarattığı sonuç, daha fazla kadının şiddete uğraması, öldürülmesi, daha çok çocuğun istismar edilmesi olmaktadır.

Savaştan en çok kadınlar etkileniyor!

         Tüm savaşlarda olduğu gibi, Ülkemizde ve Ortadoğu’da süren savaşın da, yaşamsal,

ekonomik ve ekolojik bedeli ağır olmaktadır. Savaş demek kadınlar için, ölüm, şiddet, tecavüz, yoksulluk demektir. Savaştan kaçarak sığındıkları ülkelerdeki kamplarda kalan kadınların fuhşa zorlandıklarını, Türkiye gibi ülkelerde ikinci, üçüncü eş olarak satıldıkları çarpıcı bir o kadar da acı bir gerçekliktir. Savaştan şiddetten kaçarak başka ülkelere sığınan kadınları; ucuz işgücü olmak, başta sağlık olmak üzere temel hizmetlere ulaşamamak, yoksulluk, yurtsuzluk, geleceksizlik, umutsuzluk, ayrımcılık ve bunların yarattığı psikolojik yıkım beklemektedir.

İşyerleri şiddet üretiyor!

     AKP döneminde, çalışma yaşamı da, neoliberal politikalar doğrultusunda kadın ve emek karşıtı esnek, güvencesiz, parçalı istihdam biçimleriyle yeniden yapılandırılmaktadır. Baskı ve örgütlülüğü parçalamaya dönük, başta KHK’lerle işten atmalar olmak üzere, yasal ve hukuki dayanağı olmayan uygulamalar artmıştır.

 Tüm bu politikalar, işyerlerinde daha fazla eşitsizlik, yoksulluk, ayrımcılık, cinsiyetçilik, mobing ve şiddet olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışma yaşamı ve koşulları, tüm emekçiler açısından özellikle de kadınlar açısından şiddetin kendisi haline gelmiş durumdadır.

Kadınlar mücadelede kararlı

        Kadınlar, şiddete, sömürüye karşı, yaşamın özgür özneleri olma mücadelesini uzun yıllardır ve aralıksız bir biçimde sürdürmektedir. Kadın hak ve özgürlüğüne dair bugün ne varsa tümü bu mücadelenin sonucudur. Kadınlar bugün de bu kararlı mücadeleyi sürdürmektedir.

       Nitekim kadın emeğinin gaspı ve bedeninin denetimine dayalı, tarihsel arka planı çok güçlü eril

Zihniyetin kadınlar üzerinde kurduğu sistematik tahakkümü kırmanın tek yolu yine sürekli ve örgütlü kadın mücadelesini yükseltmekten geçmektedir. Dünden bugüne dünyanın dört yanında kapitalist ataerkil sisteme karşı gelişen ve kazanıma ulaşan tüm direnişlerde kadınların en önde yer alması bunu kanıtlamaktadır.

“Eşit ve Özgür YAŞAMAK İSTİYORUZ” şiarıyla alanlardayız!

       Bu 25 Kasım’da Malatya kadın platformu olarak, artarak devam eden kadına yönelik her türlü şiddete ve bu şiddeti besleyen zihniyet ve politikalara karşı, Emine Bulut’un “Ölmek İstemiyoruz!”haykırışıyla alanlardayız. . Yaşam, emek, eşitlik ve özgürlük mücadelemizi birlikte öreceğiz, birlikte yükselteceğiz.

         Tüm kadınları; kadına yönelik her türlü şiddete, kadın cinayetlerine, savaşa, ekonomik krize, cinsiyetçiliğe, ayrımcılığa, sömürüye, otoriterliğe karşı; Mirabel kardeşlerin mücadelesini büyütmeye, 25 Kasım’da alanlardayız. Bir kişi daha eksilmeyeceğiz! Biz kadınlar yaşamın her yerindeyiz, dünyanın yarısıyız. Kadın erkek eşit değildir diyenlere inat vardık, varız, var olacağız diye haykıranlarız.

Yaşasın Örgütlü Kadın Mücadelesi!

Yaşasın Kadın Dayanışması

 

TALEPLERİMİZ

Kadına yönelik her türlü şiddeti önleyen ve kadınları koruyan yasal düzenlemeler?acilen yapılmalı,

Kadın ve Eşitlik Bakanlığı kurulmalı,?İş yerinde şiddeti, ayrımcılığı ve mobbingi önleyen düzenlemeler yapılmalı,?Kadın istihdamında tek seçenekmiş gibi sunulan esnek-güvencesiz-kayıt dışı ve taşeron?

Çalıştırmaya, kiralık işçilik uygulamasına son verilmeli, Bütçede, eğitimde ve her türlü yasa ve uygulamada toplumsal cinsiyet eşitliği esas?alınmalı,

Kapatılan kamu kreşleri açılmalı, kadın veya erkek olduğuna bakılmaksızın en az 50?çalışanın bulunduğu iş yerlerinde gündüz bakım evi ve kreşler açılmalı, Grevli toplu sözleşme hakkı, sendikal hak ve özgürlüklerimiz önündeki engeller?kaldırılmalı,

Doğum izinleri 24 haftaya çıkarılmalı, devredilemez babalık izni düzenlenmeli, süt?izninin kullanımı önündeki keyfi engeller kaldırılmalı ve ücretli-ücretsiz doğum izninden dönen kadınların statü kaybı yaşaması engellenmeli,

Eşit işe eşit ücret sağlanmalı,?

Kadınlar için daha fazla yoksulluk, şiddet, göç ve ayrımcılık anlamına gelen savaş?politikaları son bulmalı. Eşit ve özgür biçimde bir arada yaşamın sağlanacağı demokratik koşulların oluşması sağlanmalı, KHK’ler iptal edilerek haksız hukuksuz yere işten çıkarılan tüm emekçiler görevlerine?İade edilmeli,

VARDIK VARIZ VAROLACAĞIZ.

MALATYA DEMOKRATİK KADIN PLATFORMU

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.