ALTIN
 2.435,65
DOLAR
 32,4643
STERLİN
40,9284
EURO
 34,9297

 

 Ülkenin ekonomisi kişisel çıkarlar uğruna, iktidarda kalma hırsıyla bozulabilir,

Yer altı ve yer üstü kaynakları talan edilebilir,

Ülke borç batağında, Millet yoksulluk ve çaresizlik içinde olabilir,

Yargı, bağımsızlığını ve adalet kavramını yitirebilir,

Yolsuzluk, hukuksuzluk, karanlık işler ve ilişkiler sıradanlaşabilir,

Devletin kurumları kapatılabilir, kuralları yok sayılabilir,

Tek adam yönetimi kurulmak istenebilir,

Demokrasi rafa kaldırılabilir…

**********

Gün gelir devran döner,

İnadına yapılanlar düzeltilebilir, yitirilen değerler yeniden kazanılabilir,

Satılan kaynaklar, haksızca ve hukuksuzca ödenen paralar söke söke geri alınabilir,

Demokratik, çağdaş, insanca bir düzen yeniden kurulabilir…

100 yıl önce olduğu gibi...

Ama bir çocuk beden ve ruh sağlığını yitirirse,

O çocuğu yeniden sağlıklı bir birey haline yeniden getiremezsiniz.

O çocuğun yaşamını ve geleceğini karartırsınız.

Çocuklarını yitiren toplum ve ülke ise geleceğini kaybeder.

*****

Son bir haftadır ülke gündemine düşen iki çocuğun taciz olayını,

İçim burkularak, büyük bir üzüntü ve endişe ile izledikçe,

Yakın geçmişte yaşanan çocuk tacizlerini,

Tarikat yurdunda yanan çocukları anımsadım,

Ve her şeyi bir tarafa bırakıp,

        Ülkemizin, toplumumuzun, milletimizin ve insanlığın geleceğinden duyduğum korku ve endişeyle düşündüm…

*********

Yaşamda yitirilince geri getirilemeyen iki kavram vardır;

Zaman ve sağlık…

Hele ki bir çocuk için…

Kendisine taban yaratmak için,

Dindar ve kindar nesiller yaratmaya kalkarsanız,

İlkokulda her sabah;

“…İlkem,

Küçüklerimi korumak

Büyüklerimi saymak,

Yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir…”

Diye haykırdığımız Andımızı kaldırır,

 

Çocukları sevgi ve saygı duygularından, yurtseverlik bilincinden uzaklaştırırsanız,

Yoksul bıraktığınız insanların çocukluklarını tarikat yurtlarına toplarsanız,

Denetimsiz bu yerlerde çocukları bilgisiz kişilere teslim edip taciz edilmelerine göz yumarsanız,

Taciz olaylarını onaylarcasına sessiz kalırsanız, yargı eliyle üstünü kapatırsanız…

En kötüsü de çocuk tacizinin ve şiddetin

Toplum nezdinde suç olmaktan çıkmasına ve sıradanlaşmasına neden olursanız…

Genç kızlara, kadınlara tacizi ve şiddeti olağan karşılarsanız…

 

 

 

Toplum, ahlaki, vicdani ve insani değerlerini yitirir,

Dayanışma duygularını ve bir arada yaşama kültürünü kaybeder,

Ne küçüklere sevgi, ne de kadınlara ve büyüklere saygı kalır.

Sonuçta, ülkenin de milletin de geleceğini karartır ve yok edersiniz.

 

*****

Çocuk, her insanın, hepimizin en çok duyarlı olduğu varlıklardır.

Her çocuk tertemiz duygularla doğar,

Yaşadıklarıyla ve aldığı eğitimle kişiliğini kazanır ve şekillenir.

Kendi çocuğumuzun yaşamasını istemediğimiz olayları,

Bir başka çocuğun yaşamasına da,

Bir başka çocuğa yaşatılmasına da izin vermemeliyiz.

Sessiz kalmamalıyız, gözümüzü kapatmamalıyız.

 

*

Boğazına basılarak gözaltına alınan gazeteci Bülent Kılıç’ın “nefes alamıyorum” haykırışı,

RTE-AKP anlayışının Türkiye Cumhuriyeti’ni nasıl bir ülke durumuna getirdiğinin ifadesidir.

Cumhuriyeti kimsesizlerin kimsesi olmaktan çıkartan,

İnsan hak özgürlüklerini yok sayan bu anlayışa,

Ülkemizi ve geleceğimizi teslim etmemeliyiz.

 

*****

Doğduğumuz ve yaşamakta olduğumuz bu güzelim ülke;

Hiç kimsenin şahsi mülkü değildir,

Hiç kimsenin kişisel çıkarı ve amacı için har vurup harman savuracağı işyeri ya da malı değildir,

Hiç kimsenin çağdışı kalmış derebeyliğini ilan edeceği bir devlet de değildir.

Doğduğumuz ve yaşamakta olduğumuz bu güzelim ülke;

Bizimdir, hepimizindir…

Sahip çıkmak hepimizin görevidir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün sözüyle;

“Vatanı korumak çocukları korumakla başlar.”

Çocuklarına sahip çıkamayan ülkenin geleceği olmaz.

 

*

Kindar ve dindar nesillerin yarattığı,

2 Temmuz’ların yaşanmaması,

Cehaletin ateşinde aydınlarımızın yanmaması için

Susmamalıyız…

2 Temmuz’da yitirdiğimiz aydınlarımızı, kültür ve sanat insanlarımızı saygıyla anıyorum.

 

#UnutMADIKAKlımda

***********************************

 

Aydınlık İçin Kaç Dakika Karanlık?

 

 “Devlet, siyaset, mafya” üçgeni Susurluk’ta bir kamyona çarptı…

               Arabadaki milletvekili, emniyet müdürü ve kırmızı bültenle aranan bir kişi arasındaki yasa dışı ilişkiler ortalığa saçıldı.

İç işleri bakanı Mehmet Ağar istifa etti.

Yurttaş Girişimi, mafya ile ilişkisi olan milletvekilleri yargı önüne çıkana kadar tüm yurttaşları her akşam saat 21.00’da evlerindeki ışıkları bir dakikalığına kapatmaya çağırdı.

15 Şubat’ta ışıklar yakıp söndürüldü, düdükler çalındı, tencerelere vuruldu…

Aydınlık isteği öylesine kitleselleşti ki…

Karanlığı aydınlatmak yolunda,

Komisyon kuruldu, raporlar hazırlandı, davalar açıldı, hükümet değişti…

 

****

Yetmemiş, “aydınlık için 1 dakika karanlık” karanlığı yok etmeye.

Karanlıkları yaratanlar,

Karanlıklarda kurdukları ilişkilerle, karanlık işler yapanlar,

25 yıl sonra Susurluk’tan beter ilişkilerle,

Girişmişler yasa dışı işlere,

Hem de gün yüzünde.

Bakanı, eski başbakanı, çocuğu, akrabası, tanıdığı…

Eskisi yenisi milletvekili, bürokratı, yargıcı, gazetecisi…

Yokluktan zenginliğe “ulaşan” hikayeleriyle yurtdışına kaç denen “hayırsever” iş adamları…

Ve nerelere kadar gideceğini bilemediğimiz ilişkiler...

Güneşli Bodrum’un karanlık bir otelinden döküldüler ortalığa…

 

****

Ders almamışçasına kurulmuş,

Yine Uluslar arası alanda karanlık ilişkiler, yasa dışı işler…

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin itibarını ve güvenini zedeleyen,

Kurallarımı bozdun, beni zarara uğrattın diyen ABD’nin

İran’a kadar uzanan altın kaçakçılığının ve ak-lanmaya çalışılan kara paranın,

Hesabını sorduğu Halk Bankası üzerinden yürüttüğü dava sürerken…

Bu yasa dışı işlerin kurgucusu Reza Zarrab,

İtirafçı olup ABD’ye sığınmışken…

 

***********

Çok benzer ilişkiler ve işlerle ortaya çıktı

Sezgin Baran Korkmaz diye “hayırsever” bir kişi…

Bu sefer işler de, ilişkiler de, yollar da karışık.

Venezüella’dan Yalıkavak marinaya,

İzmir’e, Mersin rıhtımına kadar uzanıyor,

Beyaz peynir, test kiti, maske ile örtülmeye çalışılan,

Karanlık ilişkiler, yasa dışı ilişkiler, uyuşturucu, silah kaçakçılığı ve ak-lanan kara paralar…

Farklı olan bu ilişkileri ortalığa dökenin,

Aklanınca döneceksin diye yurt dışına çık denen

Organize suç örgütü liderliğinden mahkum Sedat Peker olması.

************

 

Devreye girdi yine kapitalizmin ağası ABD,

Ve dedi ki;

Vatandaşımın vergilerinden oluşan hazinemden çalınan 511 milyon dolarımın,

En az 134 milyon doları ak-landı Türkiye’de.

Ak-layan Sezgin Baran Korkmaz ve çevresi…

Bırakır mı parasını çalanı?

Düştüler peşine, tutuklattılar Avusturya’da,

Çoktan hazırlanmış bir iddianame.

Mahkeme tutanaklarında dikkat çeken nokta,

Sezgin Baran Korkmaz’ın Türkiye’de üst düzey yetkililerle iyi ilişkileri olduğu notu.

Reza Zerrab ve Halk Bankası olayı gibi…

*****

Soru işaretinin büyüğü;

Devleti yönetmekle…

Yasadışı işleri, ilişkileri engellemekle, aydınlatmakla…

Türkiye’de hukuku ve adaleti var etmekle…

Görevli ve sorumlu olanların,

Görevlerinin ve sorumluluklarının ayırtında olmaksızın,

Biliyormuşçasına, onaylarmışçasına…

Suskunluğu, sessizliği, görmezliği, duymazlığı, durağanlığı…

 

*

Aydınlık için bir dakika karanlık dedik,

Yaktık söndürdük ışıklarımızı…

Hak, Hukuk, Adalet diye haykırdık,

Milyonlar olduk, Ankara’dan İstanbul’a 434 kilometre yürüdük...

Yetmemiş, anlamamışlar…

Fırsatını bulunca yine karanlığa boğdular Türkiye’yi,

Görülmesin kirli ilişkileri, kirli işleri diye…

 

*****

İlhan Selçuk yıllar öncesi dile getirmişti,

“İnsanlık tarihi karanlıkla aydınlığın kavgaları ile doludur,

Ve hep karanlık kazanmıştır.

Ne zaman aydınlık kazansa karanlık yok olmuştur.”

Önemli olan aydınlığı sürekli kılabilmektir…

 

*

Aydınlığı sürekli kılabilmenin ön koşulu,

Halkın aydınlanması ve sürekli aydınlığı istemesidir.

Çare,

Cumhuriyet Devriminin aydınlığını yeniden yaşatmaktır.

             Türkiye’nin, Cumhuriyet Devrimini yaşatacak ve halka hesap verecek siyasi irade sahiplerince yönetilmesidir.

            Demokratik Laik Cumhuriyetin ve Sosyal Hukuk Devletinin kurum ve kurallarıyla yeniden işletilmesidir.

Çözüm,

Halkın iradesindedir,

Demokrasidedir, seçimdedir.

Görev,

Çağdaş, demokratik ve temiz bir Türkiye’de yaşamak isteyen herkesin, hepimizindir.

              Hepimiz, bir kişiyi daha karanlığı yok etmek ve ülkemizi kirlilikten kurtulmak için aydınlanmayı istemeye çağırmalıyız.

          102 yıl önce emperyalist işgalin karanlığından kurtulmak yolunda ilan edilen Amasya genelgesi, bugün için de geçerlidir.

“Milletin bağımsızlığını ve geleceğini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.