ALTIN
 977,20
DOLAR
 16,4337
STERLİN
20,5919
EURO
 17,6044

 

 

               Deccal; İslam mitolojisine göre, insanları dini inancından saptırarak Şeytan'ı temsil eden bir varlıktır. Dünyadaki ahlaksızlığın, karmaşanın, çatışmaların, terörün ve cinayetlerin günlük hayatın bir parçası haline geldiği bir dönemde meydana çıkar.

          Kendisinden, olağanüstü marifetler olduğunu kitlelere inandırır. Çok yalancı, aldatıcı ve her şeyi yaldızlayıp yapıştıran bir varlıktır. Çeşitli fitne ve hileleriyle kendisini Peygamberden üstün Tanrı gibi bir varlık olduğunu tanıtır ve kabul ettirir.

           Halka huzur, refah ve mutluluk vaatlerde bulunmakla mutsuzluğu getirir ve yalan söylemekle de insanları kendisine inandırır. En büyük özelliklerinde, halkı kin, nefret ve düşmanlığa teşvik ederek, savaş arenalarını oluşturmakla, tüm ortamı kan gölü haline getirir. Ayakları dengesiz, çarpık ve alnından Kâfir yazılıdır.

          Dış görünüşüne bakarsanız, ak ve saf bir suya benzer, içi de alevlenmiş bir yaratıktır. İslam dışı şeyleri İslam kılıfına büründürmeye, inkârcılığı yaymaya, şer ve fitne işleri yürütmeye çalışır.

             Geçmiş Kıral ve iktidar sahiplerine Deccal demeleri oldukça anlamlıdır. Mesela, zamanın Deccal'lerin (Firavun, Maviye, Hitler, Nemrut) ortaya çıktığı görülmektedir.

            Bu kısa anlattıklarıma göre, bu günümüzdeki Deccal, Fethullah gibiler gibi, evli olmadıklarında, çocuğu yok.

Gözleri üzüm tanesine benzer, fırıldak gibi döner.

 Kendisini her şeyin üstünden görüp ve kendisinin dışından olan herkesi bertaraf etmeye çalışır.

Yalan ve hileleriyle yandaşlarını kendisine inandırmakla kendi düzenine devam eder.

        Kendisinde olmayan insanlara çeşitli suçlar yapıştırmakla, düşman olduklarını taraftarlarına kabul ettirmeye çalışır.

*****************

EVREN, İNSAN VE YARATICI

 

           Fatalizm denilen felsefi öğretisine göre, evrendeki tüm eylemlerin ve olayların bir yaratıcısının boyunduruğuna inanırlar. Fatalizm, daha çok İslam inancının ekollerinden,  kültüründe, mezheplerde, hadislerde ve tasavvufi akımlarından etkilendiği ve güç aldığı bir felsefedir.

            Sadece evrende değil, insanın hayatında da olup biten ve başına gelmiş her olayın önceden yaratıcı tarafından belirtildiğini de öne sürülür. İnsanın başına gelen her kötü şeylerin; bir imtihan olduğunu ve her ne ise, işlediği günahların sonucundan kaynaklandığını kabullenir.

           Aslına da bakılırsa, insan kendi aklı ve iradesiyle yaptıklarının doğru ve yanlış yaptıklarından sorumlu olması gerekirken, bir yaratıcı tarafından yönlendiriliyormuş gibi bu inancın felsefesini savunurlar.

           Deprem, sel ve fırtına gibi doğa felaketlerin ne zaman ve nasıl gerçekleşeceği bir güç tarafından tayın edildiği için, diğer bir gücün asla engellemeyeceği inancı hâkimdir.

           Nasıl ki, cinsiyet seçme ve yaşayacağı yıllar insanın elinde değilse, insanın kader denilen kendi kaderini seçme, tayın ve yaşama biçimi de insanın elinden olmadığı görüşü hâkimdir.

             Son derecede sevdiği ve inandığı bir kişi ya da bir şeyden korkmayacağı ve sonsuz güvendiği gibi, Allah diye taptığı, sonsuz sevdiği ve inandığı yüce denilen bir varlıktan korkmanın bir mantığı olmamalı.

            Tanrı dediğimiz Allah'ın gücü ve kudreti yokmuş gibi, " Allah için savaşarak ölen ve öldürenin yeri sorgusuz ve sualsiz cennet olduğunu," ileri süren bir mantığın peşinden olmanın ne kadar vahşi bir cehaletin halen de devam ettiği görülmektedir.

              Aslında insanın bilerek seçtiği, karar vererek yaşadığı biçim insanın kendi elindeyken, başka birilerinin karar vermesi ve kendisinin hâkimiyetinin altına alıp da istediği gibi yönlendirme mantığının asla olmaması gerekiyor.

               Dolayısıyla kendisinden olmayan aklın ve mantığının gücünü başka bir yerde veya güçten temin etmeye çalışmaktan öteye değil. Doğanın bir parçası olarak yaratılan insan; konuşabilen, düşünebilen, seçen, fikir yürüten, mantık ve aklın üstünlüğüne inanarak karar veren tek canlı varlıktır.

            "Allah hayırlı evlat versin" dileğinden bulunurken;  hayırsız evladı veren de Allah olduğuna göre, o halde verdiği hayırsızı kabullenmek gerekiyor mantığına karşı olmamalıdırlar. Kaderinden kurşun kazasıyla ölmek var olduğuna göre, kadere kızmak, üzülmek ve küsmek olmamalı. "Kaderine razı ol veya boyun eğmeli" derler.

 

Ömer Hayyam'ın gözel sözleriyle bitirelim.

 

Öldürmek de yaşatmak da senin işin;

Bu dünyayı gönlünce düzenleyen sensin.

Ben kötüyüm diyelim, kimden kabahat?

Beni böyle yaratan sen değil misin?

Beni özene bezene yaratan sen,

Ne yapacağımı önceden yazan sen,

Bana bunca günah işleten de sen”

Demek istediği, bildiği halde, neden yarattın ve yaptırdın bana, kabahatimin ve günahımın ortağı  sen demek istiyor.

Öyleyse o cennet ve cehennemi de yaratan sen.

****************

YAKILAN 4.000 KİTAPLIK İSKENDERYE KÜTÜPHANESİ

          Halife Ömer zamanında 641 yılında İskenderiye fethedildikten sonra, İskenderiye halifesi (Valisi) Arm Bin Al-Asa, "İskenderiye'deki bir kilisesinin kütüphanesinde 4.000 (dört bin) el yazmalı değerli kitapların olduğunu ve saraya taşımak istediğini" İslam Halifesi Ömer'e iletir. Halife Ömer'den gelen cevap; "Bu kitaplardaki bilgiler, Kuran'a aykırı ise haramdır, Kuran'da yazılanların aynısı ise gereksizdir, yak ve derhal yanıma gel" diye emreder.

          İyi bilgiler var diyorsan, Kuran'da yazılan bilgilerden daha iyi bilgi olamaz" der. İskenderiye Valisi, "Bazı filozofların yazdıklarının çoğu, Kuran'daki yazılanların dışında, duymadığımız ve bilmediğimiz daha çok teknolojilerden ve çeşitli bilimlerden bahsedilen konularla doludurlar" diye, tekrardan Ömer'in bilgisine sunar.

            Ömer, daha da sinirlenerek, "Kuran'dan daha üstün kitap ve bilgi var demek, Islama ve onun kitabı Kuran'a şirk koşmaktır." Mısır-İskenderiye Halifesi Arm bin Asa'ya ya dünyanın en büyük kütüphanesini yakmasını emreder ve Kuran'dan daha üstün kitap var dediği için, Allah'ın emirlerine şirk koşmak suçundan Arm'ı idam eder.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.