ALTIN
 977,20
DOLAR
 16,4337
STERLİN
20,5919
EURO
 17,6044

 

 

           Atatürk, dinci tarikatları ve Cemaatleri kapatıp ve Birinci Cumhuriyet döneminde; Türk-İslam sentezine dayalı, "Diyanet İşleri Başkalığı" kurmuştu. Amacı ise, Tarikatların din anlayışı ve amaçlarına yönelik emirlerinden ayırarak, Batı'daki klasik din anlayışında yeniden şemalandırmakla farklı bir nitelik oluşturmaktı.

          Din-Devlet ayrılığının (Laiklik) yerine getirilmesi için ön şartların uygun olmamasıydı. Çünkü o dönemin şartları dâhilinde; edebiyat, sanat,  kültürel, ekonomik ve sosyal gibi konular dâhilindeki aşamaların olmadığı yönetimlerde, laikliğin uygulamaya konulmasının yanlış olduğu biliniyordu.

          Zamanın elverişli şartların yerine gelmesini beklemiş olsa da, ömrünün yetmediği de ayrı bir durum olduğu kanısı ağırlıklıdır. 1975'lerde, köyüm de dâhil çoğu köylerde ilkokul halen de yoktu. İllerimizde bir ya da iki lise vardı.

           Türkiye: nin genelinde, sadece Ankara, İstanbul ve İzmir'de üniversite vardı. Dolayısıyla temelleri yerine oturtulmayan veya tepeden inme bir laikliğin yerine oturulmayacağı kesindir. Her duruma rağmen, kişinin inanç ve ibadet özgürlüğünün yerine getirilmesine dayalı Diyanetin kurulmasına ihtiyacı vardı.

           Diğer bir yönü de; dini tarikatçıların elinden kurtarıp da, devletin kontrolünde, aydın, laik, demokrat ve çağdaş din adamlarını yetiştirmeye yönelikti. Tek partili dönemine kadar, her kişi kendi inancı anlayışıyla ibadet etmelerinden bir sorun yoktu.

           Ne zaman çok partili döneme geçmesine paralel, dini ve siyasi ideolojilere dayalı, farklı din anlayışların oluşmasına başlandı.1950. Yıllardan itibaren, emperyalistlerin yerli işbirlikçileri aracılığıyla dinsel gelişmelere önem verilmeye başladılar.

             Mesela, Köy Enstitülerini kapatıp da, yerine İmam Hatip liselerini kurmaları, Halk Evleri - Odalarını kapatıp, yerine Kuran kurslarının açılmasına yönelik dini faaliyetlerinde bulundular. Bugünkü oluşan din temelindeki siyasal İslam yapısını oluşturan,  Emperyalizm güdümlü, 12 Eylül Askeri faşist darbelerinin yarattığı ya da hazırladığı sonuçlardır.

           1980 Faşist darbenin amacı, Türkiye'nin bütünlüğü, ekonomik kalkınması, refahı, huzuru, hukukun üstünlüğü, laiklik ve demokrasinin oluşturulması için değil, Emperyalist güçlerinin yerli işbirlikçileri (Kenan Evrenler) aracılığıyla gelinen bu günlere ve daha da vahim günlerin yaratmaya çalışıldı.

           Dinciliği yaygınlaştırmak için, başlangıçta irtica faaliyetlerinin desteklenmesi, farklı tarikat ve cemaatlerin bünyesinde siyasi faaliyetlerde bulunmak, siyasallaşan camiler, gösteri biçimindeki ibadetler ve dini törenler, hac seferleri ve gösteriş sahneleri tertiplemek…..

          Toplu ya da siyasi namaz gösterileri, parti liderlerinin Cuma namazları resimleri ve gösterileri, resmi dairelere, okullara, konaklama ve benzin istasyonlarda mescit odaları, jandarma karakolların çatılarında ve resmi binalarda eza okutmaları, resmi cami toplantı haftaları düzenlemek, klasik liseleri İmam Hatip Liselerine çevirmek, yazılı ve görsel medyada aracılığıyla dinsel yayınlar, Tarikat - cemaatlere bağlı Kuran kursları ve öğrenci yurtları, ticari amaçlı kurulan dinci vakıflar, İslam ve Arap menşeli bankacılık, zorunlu din eğitimi, Alevi köylerinde cami yapma ve ezan dinletme girişimleri...

            Gibi sayabildiğiniz kadarıyla bu günlere gelindi. Milli eğitimin çağdaş ve bilimsel eğitime verdiği önemi, yönetmeliği, planlar ve oluşan kadrolaşması ve hedefin ne olduğunu anlatıp da konunun daha da uzanmak istemediğimi anlayışınıza bırakıyorum.

             Dincilik, kendi dinamiklerini geliştirmek, kendi bağımsız güçlerini oluşturmak için, siyasi bir ortam içerisinde devlet desteğini almakla, etkili bir biçime girmeyi hedefler. Devlet katında (bürokrasi) önemli bir güç oluşturmaya yönelik, hedef veya arzuladıkları amaçlarına erişebilmektir.

              Zorunlu dini eğitim ve din propagandasının bir devlet göreviymiş gibi hale getirilmesi, ayet, dua ve hadislerle halka seslenişleri, resmi ve özel açılışların dua ve tekbirler getirmek, Diyanet Başkanlığından fetva istemeleri, Devlet Başkanları düzeyinde İslam Konferanslarına katılmaları, Türk-İslam sentezi telkinleri ve Devlet eliyle cihada çağrıların yapılmasına yönelik; gelinen bu günlerin içinden bulunduğu durumdan öteye değildir.

            Daha geç kalmadan, Cumhuriyetimizin temel ilkelerini hayata geçirip de yaşatmak için; birlikte olmak ve vazgeçilmez mücadele içinde yerimizi almaktan başka kurtuluş çaremizin  olmadığını herkes tarafından ivedilikle  bilinmesi gerekiyor.

****************

İCAZET NEDİR?

            İcazet; hafızlık eğitimini yapanlara verilen belgedir. Atatürk’e hakaret eden Mustafa Demir kan, Gazi Antep’ de, Nur Cemaat-ı ve Anadolu Tevhit Vakfına bağlı Kuran kursunu başarıyla bitiren 200 öğrenciye icazet (diploma) belgesi verdi.

           Cumhurbaşkanı, Diyanet Başkan yardımcısı, Belediye Başkanı Fatma Şahin, MEB din görevlileri ve AKP’nin bazı Milletvekilleri ve çok sayıdaki diğer yetkililer, “İcazet Töreni ne” katılarak yeni Hafızları tebrik ettiler.

            Bu Müslüman ülkesinde,  Hafızların bu kadar değerli olduklarını bilmiyordum. Oysaki hafız olmak varmış da, kıymetini bilmemişim.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.