ALTIN
 1.123,87
DOLAR
 18,7208
STERLİN
22,7366
EURO
 19,9988

 

 

          Her geçen gün demokratik bir düzene kavuşma umut ve ihtimali zayıflarken, adım adım  otoriter bir rejime doğru  giden yolun bütün taşları inceden inceye döşendiğini büyük bir umursamazlıkla izliyoruz. Tıpkı yavaş yavaş ısıtılarak ölüme alıştırılan kurbağa hikâyesinde olduğu gibi...

            Kurbağa metaforundaki özneyi toplumdan çok altılı muhalefete benzetmenin daha isabetli olduğunu söylemek mümkün. Çünkü toplumun büyük çoğunluğu yaklaşmakta olan büyük yıkımın farkında ancak toplumu harekete geçirmesi, motive etmesi gereken muhalefetin Ayasofya da toplanan papazların meleklerin cinsiyetini tartışmaları gibi hayretle ve ibretle izlenecek bir durumdur.

              Rivayet olunur ki Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fetih etmek için savaşırken ve Bizans halkı buna karşı var gücüyle direnirken, Heybetli bıyıkları, kallavi keçe külahları ve kanat gibi açılan cepkenleriyle yeniçeriler, Ayasofya’nın kapısını kırıp hışımla içeri girdiklerinde o ana kadar Meleklerin cinsiyetini tartışmaya devam eden ve meleklerin erkek olduklarını savunan Papaz gurubu öbürlerine Meleklerin erkek oluğuna şimdi inandınız mı?

 Diye kendi haklılıklarını kanıtlamaya çalışmışlar.

             İktidar sırasıyla tüm yasal ve anayasal kurumları ehlileştirirken, kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırırken, hukuk sistemini kendisine göre dizayn ederken, ekonomiyi batırırken, basını sustururken, son olarak dezenformasyon yasası adı altında toplumu derin bir sessizliğe gömerken, altılı muhalefet HDP ye bakanlık verilir mi verilmez mi, türban Anayasal güvenceye kavuşturulur mu kavuşturulmaz mı, Amerikan gezisi olumlu mu olumsuz mu tartışmasıyla toplumun aklıyla adeta dalga geçmeyi yeğlemektedir.

           Ayda bir karşılıklı çay kahve ikramıyla, bir araya gelen altılı, hoş beşten sonra bir dahaki buluşmaya kadar ete dişe dokunmayan geçiştirme söylemlerle toplumu oyalama rutinini milim değiştirmezken, İktidar elinde bulundurduğu tüm kamusal ekonomik, siyasal, gücünü kullanarak tam pres seçim sürecini yönetmektedir.

             Muhalefet ise kim aday olsun tartışmasıyla çok rahat bir seçim hayalini kurarak seçim kazanabileceğini ummaktadır.

             Oysa Cumhuriyet tarihinin en kritik, en kaotik, en tarihsel dolayısıyla belki de en son seçimi olacağını pek algılamamışa benziyor.  Bir süre önce şehvetine kapıldığı kamuoyu anketleri de eskisi gibi rehavet sağlayacak veriler sunmuyor artık.

            Her geçen gün açtığı para musluklarıyla seçmenini konsolide eden iktidar oy kayıplarını telafi ederken altılı muhalefet ülkenin geleceğini ırkçı milliyetçi hamasete kurban etmeye dünden razı gibi iktidarın belirlediği alanda top çevirmeye devam ediyor.

              Seçime yedi sekiz ay gibi çok kısa bir süre kalmışken halkta umut ve heyecan yaratacak hiçbir söylem ve tuttum geliştiremeyen muhalefet, adaylık üzerinden iç pazarlık ve hesaplaşmalara kilitlenerek derin bir uyku içinde olmayacak bir hayali zaferin rüyasını görmektedir.

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.