ALTIN
 2.448,10
DOLAR
 32,6601
STERLİN
41,4143
EURO
 35,1598

 

      

Seçimin tarihini açıkladı RTE,

14 Mayıs’ı uygun bulmuş kendince.

Ben yaptım oldu anlayışıyla yönetilen ülkemizde,

Anayasa ve yasalar ise hak getire.

35 gün önceye almakla erken seçim olacakmış,

RTE de bu seçimde aday olacakmış.

*****

Anayasa’ya göre RTE’ nin adaylığı,

Meclisin erken seçim kararı almasına bağlı.

Erken seçim teklifi getirilirse Meclise,

5’te 3 çoğunluk gerekiyor Mecliste.

Siyasi muhalefet evet mi diyecek, demokrasi adına,

İşine gelince demokrasi diyen RTE’ nin adaylığına.

Yoksa,

Meclisin yetkisi yine yok mu sayılacak?

RTE, YSK marifetiyle aday mı olacak?

Adaylığına hukuki meşruiyet mi kazandırılacak?

Adı da demokrasi mi olacak?

Hangi seçim kanununun uygulanacağı bile bir bilmece,

Başlıyor soru işaretleriyle dolu,

Seçim oyununda ikinci perde.

*****

Seçimin 14 Mayıs’ta yapılma isteğine bakınca,

RTE-AKP’nin seçim politikası çıkıyor karşımıza.

Menderes’in ve Demokrat Partinin,

Siyasi varisi olarak çıkacak meydanlara.

Millet ittifakın adayını da,

Milli şef İsmet İnönü diye başlayacak karalamaya.

22 yıldır yönettiği ülkede,

Yarattığı yokluğu, yoksulluğu, yolsuzluğu unutturmak için,

“Yeter söz milletin” diyecekmiş Millete.

RTE, 73 yıl öncesinin seçimine bel bağlamış,

Yeniden seçilebilmesini,

“Yeter söz milletin” demeyi düşünmesi,

22 yıllık başarısızlığın ve çaresizliğin bir göstergesi.

Millet ittifakının reklamını yapacak olması ise,

Yeni bir buluş olacak siyasi iletişimde.

******

İktidarları süresince DP’nin devleti yönetme şeklini,

Neredeyse birebir uygulayan RTE-AKP,

Sıra seçilmeye gelince,

Sarıldı DP’nin iktidara geldiği 1950 seçimlerine.

Farkındalar mı bilmem,

CHP’nin çok partili demokrasiye geçme kararı ile seçime girmişti DP,

Şimdi de muhalefetin meclisteki kararı ile aday olmaya çalışacak RTE.

*****

Muhalefetin RTE’ yi sandıkta Millet göndersin düşüncesi,

Normal koşullarda demokrasinin gereği.

Ancak, hırsı aklının önünde olan RTE’nin,

Anayasa’yı ve yasaları yok saymasını kabul etmektir,

İktidarda kalmak uğruna yapabileceklerini öngörmemektir,

Demokrat olmanın çok ötesinde, gerçekleri görmemektir.

*

Seçim yasasının değiştirilmesi,

Seçim kurullarının AKP’lileştirilmesi,

Mültecilerin seçmen listelerine yerleştirilmesi,

Seçim güvenliği üzerindeki endişeleri çoğaltırken…

RTE’ nin kendine göre seçim tarihini açıklarken bile,

Muhalefete karşı kullandığı,

“Vesayet heveslileri, darbe şakşakçıları,

Kifayetsiz muhterisler, müstemleke heveslileri” söylemi,

Özgür Özel’in basın açıklaması öncesi kendi güvenliği ile ilgili sözleri,

Kılıçdaroğlu’nun Uğur Dündar’la söyleşisine reklam vererek yapılan güç gösterisi,

Türkiye’nin suç örgütlerinin yatağı haline gelmesi...

Gerçekleri görmek için yeterli değil mi?

Nasıl bir seçim süreci yaşayacağımızı,

Ve Türkiye’yi nasıl bir geleceğin beklediğini,

Görmek için yeterli değil mi?

*****

Yurtta Barış, Dünyada Barış temelinde kurulan Cumhuriyetimizin,

İlkelerini, politikalarını ve eserlerini yok eden RTE-AKP’nin,

Bu seçimlerde,

Demokrasinin ve hukukun kurallarına bağlı kalmayacağı,

Görünen bir gerçektir.

Bu koşullarda muhalefetin “hodri meydan” çekmesi ise,

RTE-AKP’nin kanun, kural tanımaz haline ortak olmak demektir.

Muhalefetin bu yanlışa düşmeden,

Anayasanın ve yasaların uygulanmasında,

Demokrasinin ve hukukun kurallarına bağlı kalınmasında,

Kararlı ve ısrarcı olması gerekmektedir.

*****

Mağduriyet konusuna gelince,

Devletin tüm gücünü ve kaynaklarını,

Hesapsız, kitapsız ve denetimsiz kullanırken,

Mağrur olan RTE,

Ne zaman sıkışsa mağduru oynayan da RTE.

Anayasa’ya kendi yazdığı madde nedeniyle,

Aday olamazsa yine mağdur olacakmış RTE.

22 yıldır asıl mağdur olan,

Yokluğu, yoksulluğu, baskıyı, şiddeti ve korkuyu yaşayan,

Halktır, özellikle de kadınlardır,

Gerçekleri yazdığı ve anlattığı için yargılanan, tutuklanan gazetecilerdir, aydınlardır,

Hak ve özgürlükleri kısıtlanan toplumsal muhalefettir,

Yasama ve denetleme yetkileri ellerinden alınan milletvekilleridir, TBMM’dir,

Bağımsızlığı yok edilen savcılardır, yargıçlardır,

Üstünlüğü yok sayılan hukuktur, Hukuk devletidir,

İlkeleri ve eserleri yok edilen,

Demokratik Laik Türkiye Cumhuriyeti’dir...

Bu mağduriyetlerin artık sona erdirilmesi gerekmektedir.

*****

Sözün sonu “Yüzyıl” üzerine.

 

RTE nin tanımlamasına göre,

“Türkiye’nin Yüzyılı” başlayacakmış seçilirse.

Yüzyılın ilk 22 yılında yaptıklarıyla,

Memleketin ve Milletin hali ortadadır,

Yaptıkları da yapacaklarının teminatıdır.

Görmek istemedikleri gerçeği gösterelim kendilerine,

Ulusal bağımsızlık hareketlerine önderlik yaparak,

20. Yüzyılı şekillendiren devlet, Türkiye Cumhuriyeti’dir.

21. Yüzyılda da çağdaş Türkiye’nin yolu Demokratik Laik Cumhuriyet’tir.

Siyasi muhalefetin yürümesi gereken yol budur,

Bu yolda yürüyen tüm siyasi partilerle ve kuruluşlarla beraber

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.