ÜRETMEDEN TÜKETMENİN SONU İFLASTIR
Üretmeden Eleştirmek
Üretim yapmayınca, tüketim ve zamlara itibar edeceksin.
Çünkü başka çaren kalmaz.
Ekonominin doğası budur; üretmeyenin kaderi, üretilen üzerinden pay ödemektir.
Bugün ülkenin dört bir yanında halkın cebinden çıkan para sadece zamlarla erimiyor, aynı zamanda üretimsizliğin bedeliyle de buharlaşıyor. Tarlada üretim azaldıkça, fabrikalar sustukça, üretimden çok ithalat konuşuldukça, sofraya gelen ekmeğin fiyatı da, faturadaki rakam da artıyor.
Ama siyasette başka bir sessizlik daha var: Muhalefetin sessizliği.
Arada bir ses çıkıyor, bir basın açıklaması, bir tweet, birkaç sert cümle... Sonra yine sessizlik.
Oysa gerçek muhalefet, sadece iktidarı eleştirmekle değil; üretim politikalarını tartışmakla, alternatif yolları göstermekle olur.
Üretim bir ekonomi meselesi olduğu kadar bir bağımsızlık meselesidir.
Kendi tarlasına, kendi fabrikasına, kendi emeğine sahip çıkmayan toplum, kararını da başkasına bırakır.
O zaman da tüketimin insafına, zamların vicdanına kalır.
Bugün ülkenin ihtiyacı sadece “zamlar neden bu kadar arttı” demek değil, “neden üretemiyoruz?” sorusunu samimiyetle sormaktır.
Bu soruyu iktidar da sormalı, muhalefet de…
Çünkü üretmeyen bir ülke, sadece yoksullaşmaz; aynı zamanda susar.
Arguvan'dan bakınca...

















