CUMHURİYET DESTANI
Bir Milletin Destanı, Gelecek Kuşakların Emaneti
Cumhuriyet’i anlatmak, yalnızca geçmişi hatırlamak değildir. Geleceğe nasıl bir ülke bırakacağımızı da anlatmaktır.
Bugün sahip olduğumuz özgürlüklerin, hakların ve bağımsızlığın hangi bedeller ödenerek kazanıldığını gelecek kuşaklara anlatmak zorundayız.
Bir zamanlar bu topraklarda savaş vardı, yoksulluk vardı, acı vardı. Dağlar aşıldı, yollar geçildi. Nice insan vatan uğruna canını verdi. Analar evlatlarını, çocuklar babalarını kaybetti. Evler söndü, ocaklar sustu. Fakat bir milletin bağımsızlık inancı hiç sönmedi.
Çünkü bu millet, esareti kabul etmedi.
Bir olduk, beraber olduk; bağımsızlık uğruna omuz omuza verdik. Cumhuriyet’i böyle kurduk.
Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen Millî Mücadele, yalnızca bir kurtuluş savaşı değildi. Aynı zamanda bir milletin kendi geleceğine sahip çıkma iradesiydi. 29 Ekim 1923’te ilan edilen Cumhuriyet, bu iradenin en büyük eserlerinden biri oldu.
Cumhuriyet, yönetim biçiminin ötesinde bir anlam taşır. Halkın kendi geleceğini belirlemesidir. Eşit yurttaşlıktır. Hukukun üstünlüğüdür. Laikliktir, demokrasidir, özgürlüktür. Kadının toplumda eşit birey olarak yer alması, çocukların çağdaş eğitimle yetişmesi, aklın ve bilimin yol gösterici olmasıdır.
Cumhuriyet, hiçbir yurttaşın kimliği, inancı, düşüncesi veya yaşam biçimi nedeniyle ötekileştirilmediği bir ülke idealidir.
Elbette Cumhuriyet’i kurmak kadar, onun değerlerini korumak ve geliştirmek de önemlidir. Bunun yolu; hukuka bağlılıktan, adaletten, eşitlikten, özgür düşünceden ve çağdaş eğitimden geçer.
Atatürk’ün Nutuk’ta anlattığı mücadeleyi anlamak, yalnızca geçmişi öğrenmek değildir. Bağımsızlığın, birlikteliğin ve sorumluluğun ne anlama geldiğini kavramaktır. Bilimi rehber edinmek, sorgulayan bireyler yetiştirmek ve çocuklarımıza aydınlık bir gelecek bırakmaktır.
Çünkü kadın varsa yarın vardır. Çocuk varsa umut vardır. Eğitim varsa gelişme, bilim varsa aydınlık vardır.
Bugün kendimize şu soruyu sormalıyız: Cumhuriyet’i gelecek kuşaklara yalnızca bir tarih bilgisi olarak mı bırakacağız, yoksa onun değerlerini yaşayarak mı aktaracağız?
Çocuklarımıza Cumhuriyet’in hangi şartlarda kurulduğunu anlatırken şehitlerimizi, gazilerimizi, cepheye mermi taşıyan kadınlarımızı ve bağımsızlık için mücadele eden isimsiz kahramanlarımızı da unutmamalıyız. Onların fedakârlıkları, bu ülkenin ortak hafızasıdır.
Cumhuriyet, geçmişten kalan bir hatıra değil, geleceğe uzanan bir sorumluluktur.
Bu sorumluluk; ayrışmadan birlik olmayı, farklılıklarımızla bir arada yaşamayı, adaleti savunmayı ve ülkemizin geleceğini akıl ve bilimle kurmayı gerektirir.
Unutmayalım: Cumhuriyet kolay kurulmadı. Her karış toprağında emek, her sayfasında mücadele, her kazanımında büyük fedakârlıklar vardır.
Bizlere düşen görev, bu mirası korumak ve gelecek kuşaklara daha güçlü bir Cumhuriyet bırakmaktır.
Dünden aldığımız güçle yarına yürümek, özgürlüğü ve eşitliği savunmak, çocuklarımızın umutlarını büyütmek zorundayız.
Çünkü Cumhuriyet, yalnızca dünün zaferi değil, yarının da güvencesidir.
Yaşasın Cumhuriyet!
Yaşasın özgürlük, eşitlik ve demokrasi!
Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk!
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
