Hasan Şahin
[email protected]

MASA KURMAK

05 Temmuz 2022 16:47

 

 

           Bu ülkede Reisin adından sonra en çok duyduğumuz ve günü birlik kullandığımız söz haline geldi!

Masa!

Bu “ masa “ sözünde hoşuma gideni “ abi çık gel masayı donatım” olanıdır!

Uçarak giderim, bilirim ki donatılmışsa mesele yoktur, sana kalan bedava yemek, içmek!

          Hele masayı donatanlar senden önce bir iki kadeh atmışsa, karşılanmanız Suudi kralı madundadır; “ vay efendim kimler gelmiş” diye masanın en bol tarafına buyur edilirsiniz!

          İşte son bir yıldır kafamız “ millet ve Cumhur masaları” ile ha bire kırık sandalye tokadı yiyor ve bu da yetmiyor, hükümet fırsattan milletin canına okuyor ve daha beteri için Reis, karşı masaya ha bire sallıyor “ adayınızı açıklayın “diye!

           Öyle ya, hazır pehlivan gibi bekliyor, aday belli olsa dalacak ve güreşin adı “ serbest “ olduğu için neresinden tutsa, oradan tuş hakkı var ki sonuçta kaçınılmazdır!

            Bakın daha dün küçük bir belde de yapılan belediye seçimini yüzde doksana yakın bir oyla aldı ve ekmek on lira olsaydı, bu oran yüzde yüzdü ve buna gövdemi basarak söylüyorum!

          Bu iki masanın karşısına HDP de üçüncü bir masa koyduğunu söyledi ve adına da “ demokrasi masası” dedi!

Bakın, bu masa tutar, adı üstünde “ demokrasi masası!”

           Bu ülkede demokrasiyi ancak masaya isim olarak koyarsın; ötesi asla ve bizimkiler dünyanın dayağını yiye, yiye hala bu ülkenin demokrasi ile kan uyuşmazlığının olduğunu öğrenemediler!

Şimdi soracaksınız “ peki ne yapmalılar “ diye!

            Hiç bir şey yapmasınlar; “ masa “ masadır, etrafına otursun mahalleyi izlesinler; çünkü karşı iki masada hangisi kazanırsa kazansın ilk yapacağı iş, masanın altındaki sopaları çıkarıp sizi kovalamak olacak; umarım bunu biliyorsunuz!

Birde masanızın adını “ demokrasi “ koydunuz ya!

           Allah için öyledir; tepeden “aynı isimlerle devam edeceğiz” diyerek delegeleri Ankara’ya çağırıp işaret edilen yere oy attırmak neyin nesi?

Biz körle yatıp şaşı kalkmadık galiba; hem gözlerimizden, hem de kulaklarımızdan olduk!

************

……Tepende her an düşeceğin ağların sinsi tuzağı!

 

            Yaşıyorsun işte. Bir denizin susuz kalmış balıkları misali ve üstelik tepende her an düşeceğin ağların sinsi tuzağı!

           Yaşamın sonsuzluğu sınırlara bölünmüş ve bu sonsuzlukta sadece iç dünyanızla baş başa sın ız. Bunun adı hayal dünyasıdır, kimsenin erişemediği, insanın sınırsızlığa koştuğu yer!

Kalmadı bir zamanların dost muhabbetti ve her sözcükte bir ırmağın aktığı deryalar!

Bilmiyorum, belki de zaman puşta yenildi ve tüm samimiyetsizlikler göz bebeklerini esir aldı.

Bakışlarını arıyorum; derin içten ve dalga, dalga üstüme gelince çoğaldığım bahar bahçe iklim...

           Kuşlara dost olmak tamamdı, bana yılanı bile sevdiren bir zaman, sanırım kaçamadığım bir ara boşluktur; kendime, iç dünyama sığındığım yer!

             Oysa öyle bir muhabbete hasretim ki bütün çölleri geride bırakıp kavuştuğum suyun hasreti gibi!

Eskiden anlatanlarımız vardı ve her şey samimi masallarda biterdi!

Şimdi yok!

Ne o masal, ne de o masalın anlatanı!

              Herkes, her şey kendinden kopmuş ve kime nasıl, nerede patlayacağı belli olmayan serseri bir mayın gibi!

İşte!

           Bazen dış dünyanız aldatıcıdır ve tüm fırtınalar içinizde kopar ama yüzünüze yansıyanı da arsızlığınıza sayarlar!

Kanayan içinize direnmek ve kabukta dinmeyen yaralara susmak, bir direnişin onurlu tercihidir!

Anlamazlar!

Anlamıyorlar!

Anlamasınlar..!

***************

BU KOMİKLİKTİR

 

             Çatırdayan bir AKP iktidarının karşısındaki muhalefete bakıyorsunuz ve güya bir araya gelmiş memleket kurtarıcıları gibi onlardan mucize bekliyoruz!

           Bir kere ortada bir mucize yok ve bir korkaklar ittifakının biri birine kümelenerek anlattığı günlük ve bildiğimiz hikâyeler var!

             Bizim en büyük sıkıntımız içimize yerleştirilen canavar ve bu canavar üzerinden sürekli öfkeyi, şiddeti ve ötekileştirmeyi marifet sayan bir anlayış!

           Karşı ittifakın “ Bay Kemal’i “ çıkmış yüz yıldır belasını çektiğimiz bir dili daha da keskinleştirmeye çalışıyor!

            Yunanistan konusunda konuştukları ve bu ülkede baş belası olan argümanlara sarılması, bunları çok istediğinden değil, korku ikliminden böyle kurtulacağını sanmasındadır ve bu durum onu komik duruma düşürüyor!

             Çıkıp cesaretle mevcut argümanların yerine yeni bir dil koyamıyor. Savaş politikalarını, dinci yapılanmayı ve ülkenin can alıcı sorunlarına karşı bir tutumu zaten yok!

            Çöken ekonomiyi “ yapacağız, edeceğiz” gibi sıradan sözlerin dışında nasıl ayağa kaldıracağına dair hiç bir planı ve inandırıcı söylemi yok!

            Sırtında bu kadar dış borç varken ve üretimin çökmüşse buna karşı bir şeyler söyle ki akıl süzgecinden geçsin ve biz de inanalım!

Daha önce de yazdık; “ ırkçı ve dinci söylemleri kopyalayarak bir yere varamazsın” diye!

            Bu ülke insanı yeni bir dil istiyor! İçine yerleştirilen ve sürekli karnını içeriden tırnaklaya canavardan kurtulmak istiyor!

Sen ve masa ortakların habire canavara yem atarak daha da azmasını istiyorsunuz!

Bak “ Bay Kemal” ne bu hal, haldir, ne de bu dil!

            Hızla kaçtığın Alevi felsefesinde bir söz vardır “ ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün” diye!

            Eh, kendi gerçeğinden kaçınca ayakları ve gagası kesilen leylek misali seni zorla bir kuşa benzetirler ve seni öyle benzettiler ki korkum o ki, Pir sultan ve Hızır paşa meselesi bir kez daha gelip kapımıza dayanacak!

***********

İSTEDİĞİMİZİ Mİ ALDIK

 

            Şu NATO meselesi... Menderes’in “ küçük Amerika olacağız “ diye bizi dört yanımızla bağlayıp kucağına attığı NATO!

Sonrası malum, çıkarlar devreye girince Amerika yavrusunu en iyi yiyen canavardır!

                  Menderes ipe giderken, yine Amerika’nın çocukları devredeydi ve siz bakmayın bazı solcuların o darbeye devrim gibi baktıklarına ve şimdi çektiğimiz sancıların sistematik sonuçlarını doğuran en iyi planlanmış darbedir!

           Finlandiya ve İsveç meselesine siz bundan sonra bakın ve dünden beri Amerika’yı satın almışız gibi atılan sevinç naralarının sonuçlarına da!

            NATO ve Amerika’nın savaşın kucağına attığı Ukrayna geri dönüşü olmayan bir yoldadır ve ha bire oraya silah sevkiyatı yapıyorlar, çöken, biten Ukraynadır, tuzu kurular sadece keyfine bakıp manzaraya mastürbasyon yapıyorlar hepsi o kadar!

Bu Finlandiya ve İsveç meselesinde ki onayımıza Putin nasıl bakacak, asıl mesele odur!

           Şimdi “bizimle iş birliği yapacaklar ve orada kimi örgütlerin serbest dolaşmalarını engelleyecekler” palavralarına biz de inandık!

Geçin bunları!

Amerika isteyecek ve biz yok diyeceğiz öyle mi?

            NATO da olduğunuz sürece, siz değil, Amerika konuşur ve o Amerika ki sana öz evlatlarını ipe çektirdi, kime hikaye okuyorsun?

Bu ülkenin değerleri olan o gençleri asıp yerine ne koydunuz?

Pekerleri, Çakıcıları ve bilmem daha neleri...

            Bu böyledir, senin devlet olmanı istemeyen bir Amerika, onun yerine ne koyacağını da çok iyi biliyor ve biz yüz yıldır devlet olamamanın sancılarını yaşıyoruz!

İlginçtir, bu duruma artık mafyanın kendisi de isyan etti ve hangi kirli ve pis işlerle içimizin boşaltıldığını bize tek, tek sıralıyorlar da kime ne?

Çünkü bunu üzerine ne alan var, ne de devlet!

Bakalım!

Manzara keyifli görünüyor ve birilerinin umurunda değil, o işine bakıyor!

MASA KURMAK

 

           Bu ülkede Reisin adından sonra en çok duyduğumuz ve günü birlik kullandığımız söz haline geldi!

Masa!

Bu “ masa “ sözünde hoşuma gideni “ abi çık gel masayı donatım” olanıdır!

Uçarak giderim, bilirim ki donatılmışsa mesele yoktur, sana kalan bedava yemek, içmek!

          Hele masayı donatanlar senden önce bir iki kadeh atmışsa, karşılanmanız Suudi kralı madundadır; “ vay efendim kimler gelmiş” diye masanın en bol tarafına buyur edilirsiniz!

          İşte son bir yıldır kafamız “ millet ve Cumhur masaları” ile ha bire kırık sandalye tokadı yiyor ve bu da yetmiyor, hükümet fırsattan milletin canına okuyor ve daha beteri için Reis, karşı masaya ha bire sallıyor “ adayınızı açıklayın “diye!

           Öyle ya, hazır pehlivan gibi bekliyor, aday belli olsa dalacak ve güreşin adı “ serbest “ olduğu için neresinden tutsa, oradan tuş hakkı var ki sonuçta kaçınılmazdır!

            Bakın daha dün küçük bir belde de yapılan belediye seçimini yüzde doksana yakın bir oyla aldı ve ekmek on lira olsaydı, bu oran yüzde yüzdü ve buna gövdemi basarak söylüyorum!

          Bu iki masanın karşısına HDP de üçüncü bir masa koyduğunu söyledi ve adına da “ demokrasi masası” dedi!

Bakın, bu masa tutar, adı üstünde “ demokrasi masası!”

           Bu ülkede demokrasiyi ancak masaya isim olarak koyarsın; ötesi asla ve bizimkiler dünyanın dayağını yiye, yiye hala bu ülkenin demokrasi ile kan uyuşmazlığının olduğunu öğrenemediler!

Şimdi soracaksınız “ peki ne yapmalılar “ diye!

            Hiç bir şey yapmasınlar; “ masa “ masadır, etrafına otursun mahalleyi izlesinler; çünkü karşı iki masada hangisi kazanırsa kazansın ilk yapacağı iş, masanın altındaki sopaları çıkarıp sizi kovalamak olacak; umarım bunu biliyorsunuz!

Birde masanızın adını “ demokrasi “ koydunuz ya!

           Allah için öyledir; tepeden “aynı isimlerle devam edeceğiz” diyerek delegeleri Ankara’ya çağırıp işaret edilen yere oy attırmak neyin nesi?

Biz körle yatıp şaşı kalkmadık galiba; hem gözlerimizden, hem de kulaklarımızdan olduk!

************

……Tepende her an düşeceğin ağların sinsi tuzağı!

 

            Yaşıyorsun işte. Bir denizin susuz kalmış balıkları misali ve üstelik tepende her an düşeceğin ağların sinsi tuzağı!

           Yaşamın sonsuzluğu sınırlara bölünmüş ve bu sonsuzlukta sadece iç dünyanızla baş başa sın ız. Bunun adı hayal dünyasıdır, kimsenin erişemediği, insanın sınırsızlığa koştuğu yer!

Kalmadı bir zamanların dost muhabbetti ve her sözcükte bir ırmağın aktığı deryalar!

Bilmiyorum, belki de zaman puşta yenildi ve tüm samimiyetsizlikler göz bebeklerini esir aldı.

Bakışlarını arıyorum; derin içten ve dalga, dalga üstüme gelince çoğaldığım bahar bahçe iklim...

           Kuşlara dost olmak tamamdı, bana yılanı bile sevdiren bir zaman, sanırım kaçamadığım bir ara boşluktur; kendime, iç dünyama sığındığım yer!

             Oysa öyle bir muhabbete hasretim ki bütün çölleri geride bırakıp kavuştuğum suyun hasreti gibi!

Eskiden anlatanlarımız vardı ve her şey samimi masallarda biterdi!

Şimdi yok!

Ne o masal, ne de o masalın anlatanı!

              Herkes, her şey kendinden kopmuş ve kime nasıl, nerede patlayacağı belli olmayan serseri bir mayın gibi!

İşte!

           Bazen dış dünyanız aldatıcıdır ve tüm fırtınalar içinizde kopar ama yüzünüze yansıyanı da arsızlığınıza sayarlar!

Kanayan içinize direnmek ve kabukta dinmeyen yaralara susmak, bir direnişin onurlu tercihidir!

Anlamazlar!

Anlamıyorlar!

Anlamasınlar..!

***************

BU KOMİKLİKTİR

 

             Çatırdayan bir AKP iktidarının karşısındaki muhalefete bakıyorsunuz ve güya bir araya gelmiş memleket kurtarıcıları gibi onlardan mucize bekliyoruz!

           Bir kere ortada bir mucize yok ve bir korkaklar ittifakının biri birine kümelenerek anlattığı günlük ve bildiğimiz hikâyeler var!

             Bizim en büyük sıkıntımız içimize yerleştirilen canavar ve bu canavar üzerinden sürekli öfkeyi, şiddeti ve ötekileştirmeyi marifet sayan bir anlayış!

           Karşı ittifakın “ Bay Kemal’i “ çıkmış yüz yıldır belasını çektiğimiz bir dili daha da keskinleştirmeye çalışıyor!

            Yunanistan konusunda konuştukları ve bu ülkede baş belası olan argümanlara sarılması, bunları çok istediğinden değil, korku ikliminden böyle kurtulacağını sanmasındadır ve bu durum onu komik duruma düşürüyor!

             Çıkıp cesaretle mevcut argümanların yerine yeni bir dil koyamıyor. Savaş politikalarını, dinci yapılanmayı ve ülkenin can alıcı sorunlarına karşı bir tutumu zaten yok!

            Çöken ekonomiyi “ yapacağız, edeceğiz” gibi sıradan sözlerin dışında nasıl ayağa kaldıracağına dair hiç bir planı ve inandırıcı söylemi yok!

            Sırtında bu kadar dış borç varken ve üretimin çökmüşse buna karşı bir şeyler söyle ki akıl süzgecinden geçsin ve biz de inanalım!

Daha önce de yazdık; “ ırkçı ve dinci söylemleri kopyalayarak bir yere varamazsın” diye!

            Bu ülke insanı yeni bir dil istiyor! İçine yerleştirilen ve sürekli karnını içeriden tırnaklaya canavardan kurtulmak istiyor!

Sen ve masa ortakların habire canavara yem atarak daha da azmasını istiyorsunuz!

Bak “ Bay Kemal” ne bu hal, haldir, ne de bu dil!

            Hızla kaçtığın Alevi felsefesinde bir söz vardır “ ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün” diye!

            Eh, kendi gerçeğinden kaçınca ayakları ve gagası kesilen leylek misali seni zorla bir kuşa benzetirler ve seni öyle benzettiler ki korkum o ki, Pir sultan ve Hızır paşa meselesi bir kez daha gelip kapımıza dayanacak!

***********

İSTEDİĞİMİZİ Mİ ALDIK

 

            Şu NATO meselesi... Menderes’in “ küçük Amerika olacağız “ diye bizi dört yanımızla bağlayıp kucağına attığı NATO!

Sonrası malum, çıkarlar devreye girince Amerika yavrusunu en iyi yiyen canavardır!

                  Menderes ipe giderken, yine Amerika’nın çocukları devredeydi ve siz bakmayın bazı solcuların o darbeye devrim gibi baktıklarına ve şimdi çektiğimiz sancıların sistematik sonuçlarını doğuran en iyi planlanmış darbedir!

           Finlandiya ve İsveç meselesine siz bundan sonra bakın ve dünden beri Amerika’yı satın almışız gibi atılan sevinç naralarının sonuçlarına da!

            NATO ve Amerika’nın savaşın kucağına attığı Ukrayna geri dönüşü olmayan bir yoldadır ve ha bire oraya silah sevkiyatı yapıyorlar, çöken, biten Ukraynadır, tuzu kurular sadece keyfine bakıp manzaraya mastürbasyon yapıyorlar hepsi o kadar!

Bu Finlandiya ve İsveç meselesinde ki onayımıza Putin nasıl bakacak, asıl mesele odur!

           Şimdi “bizimle iş birliği yapacaklar ve orada kimi örgütlerin serbest dolaşmalarını engelleyecekler” palavralarına biz de inandık!

Geçin bunları!

Amerika isteyecek ve biz yok diyeceğiz öyle mi?

            NATO da olduğunuz sürece, siz değil, Amerika konuşur ve o Amerika ki sana öz evlatlarını ipe çektirdi, kime hikaye okuyorsun?

Bu ülkenin değerleri olan o gençleri asıp yerine ne koydunuz?

Pekerleri, Çakıcıları ve bilmem daha neleri...

            Bu böyledir, senin devlet olmanı istemeyen bir Amerika, onun yerine ne koyacağını da çok iyi biliyor ve biz yüz yıldır devlet olamamanın sancılarını yaşıyoruz!

İlginçtir, bu duruma artık mafyanın kendisi de isyan etti ve hangi kirli ve pis işlerle içimizin boşaltıldığını bize tek, tek sıralıyorlar da kime ne?

Çünkü bunu üzerine ne alan var, ne de devlet!

Bakalım!

Manzara keyifli görünüyor ve birilerinin umurunda değil, o işine bakıyor!

MASA KURMAK

 

           Bu ülkede Reisin adından sonra en çok duyduğumuz ve günü birlik kullandığımız söz haline geldi!

Masa!

Bu “ masa “ sözünde hoşuma gideni “ abi çık gel masayı donatım” olanıdır!

Uçarak giderim, bilirim ki donatılmışsa mesele yoktur, sana kalan bedava yemek, içmek!

          Hele masayı donatanlar senden önce bir iki kadeh atmışsa, karşılanmanız Suudi kralı madundadır; “ vay efendim kimler gelmiş” diye masanın en bol tarafına buyur edilirsiniz!

          İşte son bir yıldır kafamız “ millet ve Cumhur masaları” ile ha bire kırık sandalye tokadı yiyor ve bu da yetmiyor, hükümet fırsattan milletin canına okuyor ve daha beteri için Reis, karşı masaya ha bire sallıyor “ adayınızı açıklayın “diye!

           Öyle ya, hazır pehlivan gibi bekliyor, aday belli olsa dalacak ve güreşin adı “ serbest “ olduğu için neresinden tutsa, oradan tuş hakkı var ki sonuçta kaçınılmazdır!

            Bakın daha dün küçük bir belde de yapılan belediye seçimini yüzde doksana yakın bir oyla aldı ve ekmek on lira olsaydı, bu oran yüzde yüzdü ve buna gövdemi basarak söylüyorum!

          Bu iki masanın karşısına HDP de üçüncü bir masa koyduğunu söyledi ve adına da “ demokrasi masası” dedi!

Bakın, bu masa tutar, adı üstünde “ demokrasi masası!”

           Bu ülkede demokrasiyi ancak masaya isim olarak koyarsın; ötesi asla ve bizimkiler dünyanın dayağını yiye, yiye hala bu ülkenin demokrasi ile kan uyuşmazlığının olduğunu öğrenemediler!

Şimdi soracaksınız “ peki ne yapmalılar “ diye!

            Hiç bir şey yapmasınlar; “ masa “ masadır, etrafına otursun mahalleyi izlesinler; çünkü karşı iki masada hangisi kazanırsa kazansın ilk yapacağı iş, masanın altındaki sopaları çıkarıp sizi kovalamak olacak; umarım bunu biliyorsunuz!

Birde masanızın adını “ demokrasi “ koydunuz ya!

           Allah için öyledir; tepeden “aynı isimlerle devam edeceğiz” diyerek delegeleri Ankara’ya çağırıp işaret edilen yere oy attırmak neyin nesi?

Biz körle yatıp şaşı kalkmadık galiba; hem gözlerimizden, hem de kulaklarımızdan olduk!

************

……Tepende her an düşeceğin ağların sinsi tuzağı!

 

            Yaşıyorsun işte. Bir denizin susuz kalmış balıkları misali ve üstelik tepende her an düşeceğin ağların sinsi tuzağı!

           Yaşamın sonsuzluğu sınırlara bölünmüş ve bu sonsuzlukta sadece iç dünyanızla baş başa sın ız. Bunun adı hayal dünyasıdır, kimsenin erişemediği, insanın sınırsızlığa koştuğu yer!

Kalmadı bir zamanların dost muhabbetti ve her sözcükte bir ırmağın aktığı deryalar!

Bilmiyorum, belki de zaman puşta yenildi ve tüm samimiyetsizlikler göz bebeklerini esir aldı.

Bakışlarını arıyorum; derin içten ve dalga, dalga üstüme gelince çoğaldığım bahar bahçe iklim...

           Kuşlara dost olmak tamamdı, bana yılanı bile sevdiren bir zaman, sanırım kaçamadığım bir ara boşluktur; kendime, iç dünyama sığındığım yer!

             Oysa öyle bir muhabbete hasretim ki bütün çölleri geride bırakıp kavuştuğum suyun hasreti gibi!

Eskiden anlatanlarımız vardı ve her şey samimi masallarda biterdi!

Şimdi yok!

Ne o masal, ne de o masalın anlatanı!

              Herkes, her şey kendinden kopmuş ve kime nasıl, nerede patlayacağı belli olmayan serseri bir mayın gibi!

İşte!

           Bazen dış dünyanız aldatıcıdır ve tüm fırtınalar içinizde kopar ama yüzünüze yansıyanı da arsızlığınıza sayarlar!

Kanayan içinize direnmek ve kabukta dinmeyen yaralara susmak, bir direnişin onurlu tercihidir!

Anlamazlar!

Anlamıyorlar!

Anlamasınlar..!

***************

BU KOMİKLİKTİR

 

             Çatırdayan bir AKP iktidarının karşısındaki muhalefete bakıyorsunuz ve güya bir araya gelmiş memleket kurtarıcıları gibi onlardan mucize bekliyoruz!

           Bir kere ortada bir mucize yok ve bir korkaklar ittifakının biri birine kümelenerek anlattığı günlük ve bildiğimiz hikâyeler var!

             Bizim en büyük sıkıntımız içimize yerleştirilen canavar ve bu canavar üzerinden sürekli öfkeyi, şiddeti ve ötekileştirmeyi marifet sayan bir anlayış!

           Karşı ittifakın “ Bay Kemal’i “ çıkmış yüz yıldır belasını çektiğimiz bir dili daha da keskinleştirmeye çalışıyor!

            Yunanistan konusunda konuştukları ve bu ülkede baş belası olan argümanlara sarılması, bunları çok istediğinden değil, korku ikliminden böyle kurtulacağını sanmasındadır ve bu durum onu komik duruma düşürüyor!

             Çıkıp cesaretle mevcut argümanların yerine yeni bir dil koyamıyor. Savaş politikalarını, dinci yapılanmayı ve ülkenin can alıcı sorunlarına karşı bir tutumu zaten yok!

            Çöken ekonomiyi “ yapacağız, edeceğiz” gibi sıradan sözlerin dışında nasıl ayağa kaldıracağına dair hiç bir planı ve inandırıcı söylemi yok!

            Sırtında bu kadar dış borç varken ve üretimin çökmüşse buna karşı bir şeyler söyle ki akıl süzgecinden geçsin ve biz de inanalım!

Daha önce de yazdık; “ ırkçı ve dinci söylemleri kopyalayarak bir yere varamazsın” diye!

            Bu ülke insanı yeni bir dil istiyor! İçine yerleştirilen ve sürekli karnını içeriden tırnaklaya canavardan kurtulmak istiyor!

Sen ve masa ortakların habire canavara yem atarak daha da azmasını istiyorsunuz!

Bak “ Bay Kemal” ne bu hal, haldir, ne de bu dil!

            Hızla kaçtığın Alevi felsefesinde bir söz vardır “ ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün” diye!

            Eh, kendi gerçeğinden kaçınca ayakları ve gagası kesilen leylek misali seni zorla bir kuşa benzetirler ve seni öyle benzettiler ki korkum o ki, Pir sultan ve Hızır paşa meselesi bir kez daha gelip kapımıza dayanacak!

***********

İSTEDİĞİMİZİ Mİ ALDIK

 

            Şu NATO meselesi... Menderes’in “ küçük Amerika olacağız “ diye bizi dört yanımızla bağlayıp kucağına attığı NATO!

Sonrası malum, çıkarlar devreye girince Amerika yavrusunu en iyi yiyen canavardır!

                  Menderes ipe giderken, yine Amerika’nın çocukları devredeydi ve siz bakmayın bazı solcuların o darbeye devrim gibi baktıklarına ve şimdi çektiğimiz sancıların sistematik sonuçlarını doğuran en iyi planlanmış darbedir!

           Finlandiya ve İsveç meselesine siz bundan sonra bakın ve dünden beri Amerika’yı satın almışız gibi atılan sevinç naralarının sonuçlarına da!

            NATO ve Amerika’nın savaşın kucağına attığı Ukrayna geri dönüşü olmayan bir yoldadır ve ha bire oraya silah sevkiyatı yapıyorlar, çöken, biten Ukraynadır, tuzu kurular sadece keyfine bakıp manzaraya mastürbasyon yapıyorlar hepsi o kadar!

Bu Finlandiya ve İsveç meselesinde ki onayımıza Putin nasıl bakacak, asıl mesele odur!

           Şimdi “bizimle iş birliği yapacaklar ve orada kimi örgütlerin serbest dolaşmalarını engelleyecekler” palavralarına biz de inandık!

Geçin bunları!

Amerika isteyecek ve biz yok diyeceğiz öyle mi?

            NATO da olduğunuz sürece, siz değil, Amerika konuşur ve o Amerika ki sana öz evlatlarını ipe çektirdi, kime hikaye okuyorsun?

Bu ülkenin değerleri olan o gençleri asıp yerine ne koydunuz?

Pekerleri, Çakıcıları ve bilmem daha neleri...

            Bu böyledir, senin devlet olmanı istemeyen bir Amerika, onun yerine ne koyacağını da çok iyi biliyor ve biz yüz yıldır devlet olamamanın sancılarını yaşıyoruz!

İlginçtir, bu duruma artık mafyanın kendisi de isyan etti ve hangi kirli ve pis işlerle içimizin boşaltıldığını bize tek, tek sıralıyorlar da kime ne?

Çünkü bunu üzerine ne alan var, ne de devlet!

Bakalım!

Manzara keyifli görünüyor ve birilerinin umurunda değil, o işine bakıyor!

MASA KURMAK

 

           Bu ülkede Reisin adından sonra en çok duyduğumuz ve günü birlik kullandığımız söz haline geldi!

Masa!

Bu “ masa “ sözünde hoşuma gideni “ abi çık gel masayı donatım” olanıdır!

Uçarak giderim, bilirim ki donatılmışsa mesele yoktur, sana kalan bedava yemek, içmek!

          Hele masayı donatanlar senden önce bir iki kadeh atmışsa, karşılanmanız Suudi kralı madundadır; “ vay efendim kimler gelmiş” diye masanın en bol tarafına buyur edilirsiniz!

          İşte son bir yıldır kafamız “ millet ve Cumhur masaları” ile ha bire kırık sandalye tokadı yiyor ve bu da yetmiyor, hükümet fırsattan milletin canına okuyor ve daha beteri için Reis, karşı masaya ha bire sallıyor “ adayınızı açıklayın “diye!

           Öyle ya, hazır pehlivan gibi bekliyor, aday belli olsa dalacak ve güreşin adı “ serbest “ olduğu için neresinden tutsa, oradan tuş hakkı var ki sonuçta kaçınılmazdır!

            Bakın daha dün küçük bir belde de yapılan belediye seçimini yüzde doksana yakın bir oyla aldı ve ekmek on lira olsaydı, bu oran yüzde yüzdü ve buna gövdemi basarak söylüyorum!

          Bu iki masanın karşısına HDP de üçüncü bir masa koyduğunu söyledi ve adına da “ demokrasi masası” dedi!

Bakın, bu masa tutar, adı üstünde “ demokrasi masası!”

           Bu ülkede demokrasiyi ancak masaya isim olarak koyarsın; ötesi asla ve bizimkiler dünyanın dayağını yiye, yiye hala bu ülkenin demokrasi ile kan uyuşmazlığının olduğunu öğrenemediler!

Şimdi soracaksınız “ peki ne yapmalılar “ diye!

            Hiç bir şey yapmasınlar; “ masa “ masadır, etrafına otursun mahalleyi izlesinler; çünkü karşı iki masada hangisi kazanırsa kazansın ilk yapacağı iş, masanın altındaki sopaları çıkarıp sizi kovalamak olacak; umarım bunu biliyorsunuz!

Birde masanızın adını “ demokrasi “ koydunuz ya!

           Allah için öyledir; tepeden “aynı isimlerle devam edeceğiz” diyerek delegeleri Ankara’ya çağırıp işaret edilen yere oy attırmak neyin nesi?

Biz körle yatıp şaşı kalkmadık galiba; hem gözlerimizden, hem de kulaklarımızdan olduk!

************

……Tepende her an düşeceğin ağların sinsi tuzağı!

 

            Yaşıyorsun işte. Bir denizin susuz kalmış balıkları misali ve üstelik tepende her an düşeceğin ağların sinsi tuzağı!

           Yaşamın sonsuzluğu sınırlara bölünmüş ve bu sonsuzlukta sadece iç dünyanızla baş başa sın ız. Bunun adı hayal dünyasıdır, kimsenin erişemediği, insanın sınırsızlığa koştuğu yer!

Kalmadı bir zamanların dost muhabbetti ve her sözcükte bir ırmağın aktığı deryalar!

Bilmiyorum, belki de zaman puşta yenildi ve tüm samimiyetsizlikler göz bebeklerini esir aldı.

Bakışlarını arıyorum; derin içten ve dalga, dalga üstüme gelince çoğaldığım bahar bahçe iklim...

           Kuşlara dost olmak tamamdı, bana yılanı bile sevdiren bir zaman, sanırım kaçamadığım bir ara boşluktur; kendime, iç dünyama sığındığım yer!

             Oysa öyle bir muhabbete hasretim ki bütün çölleri geride bırakıp kavuştuğum suyun hasreti gibi!

Eskiden anlatanlarımız vardı ve her şey samimi masallarda biterdi!

Şimdi yok!

Ne o masal, ne de o masalın anlatanı!

              Herkes, her şey kendinden kopmuş ve kime nasıl, nerede patlayacağı belli olmayan serseri bir mayın gibi!

İşte!

           Bazen dış dünyanız aldatıcıdır ve tüm fırtınalar içinizde kopar ama yüzünüze yansıyanı da arsızlığınıza sayarlar!

Kanayan içinize direnmek ve kabukta dinmeyen yaralara susmak, bir direnişin onurlu tercihidir!

Anlamazlar!

Anlamıyorlar!

Anlamasınlar..!

***************

BU KOMİKLİKTİR

 

             Çatırdayan bir AKP iktidarının karşısındaki muhalefete bakıyorsunuz ve güya bir araya gelmiş memleket kurtarıcıları gibi onlardan mucize bekliyoruz!

           Bir kere ortada bir mucize yok ve bir korkaklar ittifakının biri birine kümelenerek anlattığı günlük ve bildiğimiz hikâyeler var!

             Bizim en büyük sıkıntımız içimize yerleştirilen canavar ve bu canavar üzerinden sürekli öfkeyi, şiddeti ve ötekileştirmeyi marifet sayan bir anlayış!

           Karşı ittifakın “ Bay Kemal’i “ çıkmış yüz yıldır belasını çektiğimiz bir dili daha da keskinleştirmeye çalışıyor!

            Yunanistan konusunda konuştukları ve bu ülkede baş belası olan argümanlara sarılması, bunları çok istediğinden değil, korku ikliminden böyle kurtulacağını sanmasındadır ve bu durum onu komik duruma düşürüyor!

             Çıkıp cesaretle mevcut argümanların yerine yeni bir dil koyamıyor. Savaş politikalarını, dinci yapılanmayı ve ülkenin can alıcı sorunlarına karşı bir tutumu zaten yok!

            Çöken ekonomiyi “ yapacağız, edeceğiz” gibi sıradan sözlerin dışında nasıl ayağa kaldıracağına dair hiç bir planı ve inandırıcı söylemi yok!

            Sırtında bu kadar dış borç varken ve üretimin çökmüşse buna karşı bir şeyler söyle ki akıl süzgecinden geçsin ve biz de inanalım!

Daha önce de yazdık; “ ırkçı ve dinci söylemleri kopyalayarak bir yere varamazsın” diye!

            Bu ülke insanı yeni bir dil istiyor! İçine yerleştirilen ve sürekli karnını içeriden tırnaklaya canavardan kurtulmak istiyor!

Sen ve masa ortakların habire canavara yem atarak daha da azmasını istiyorsunuz!

Bak “ Bay Kemal” ne bu hal, haldir, ne de bu dil!

            Hızla kaçtığın Alevi felsefesinde bir söz vardır “ ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün” diye!

            Eh, kendi gerçeğinden kaçınca ayakları ve gagası kesilen leylek misali seni zorla bir kuşa benzetirler ve seni öyle benzettiler ki korkum o ki, Pir sultan ve Hızır paşa meselesi bir kez daha gelip kapımıza dayanacak!

***********

İSTEDİĞİMİZİ Mİ ALDIK

 

            Şu NATO meselesi... Menderes’in “ küçük Amerika olacağız “ diye bizi dört yanımızla bağlayıp kucağına attığı NATO!

Sonrası malum, çıkarlar devreye girince Amerika yavrusunu en iyi yiyen canavardır!

                  Menderes ipe giderken, yine Amerika’nın çocukları devredeydi ve siz bakmayın bazı solcuların o darbeye devrim gibi baktıklarına ve şimdi çektiğimiz sancıların sistematik sonuçlarını doğuran en iyi planlanmış darbedir!

           Finlandiya ve İsveç meselesine siz bundan sonra bakın ve dünden beri Amerika’yı satın almışız gibi atılan sevinç naralarının sonuçlarına da!

            NATO ve Amerika’nın savaşın kucağına attığı Ukrayna geri dönüşü olmayan bir yoldadır ve ha bire oraya silah sevkiyatı yapıyorlar, çöken, biten Ukraynadır, tuzu kurular sadece keyfine bakıp manzaraya mastürbasyon yapıyorlar hepsi o kadar!

Bu Finlandiya ve İsveç meselesinde ki onayımıza Putin nasıl bakacak, asıl mesele odur!

           Şimdi “bizimle iş birliği yapacaklar ve orada kimi örgütlerin serbest dolaşmalarını engelleyecekler” palavralarına biz de inandık!

Geçin bunları!

Amerika isteyecek ve biz yok diyeceğiz öyle mi?

            NATO da olduğunuz sürece, siz değil, Amerika konuşur ve o Amerika ki sana öz evlatlarını ipe çektirdi, kime hikaye okuyorsun?

Bu ülkenin değerleri olan o gençleri asıp yerine ne koydunuz?

Pekerleri, Çakıcıları ve bilmem daha neleri...

            Bu böyledir, senin devlet olmanı istemeyen bir Amerika, onun yerine ne koyacağını da çok iyi biliyor ve biz yüz yıldır devlet olamamanın sancılarını yaşıyoruz!

İlginçtir, bu duruma artık mafyanın kendisi de isyan etti ve hangi kirli ve pis işlerle içimizin boşaltıldığını bize tek, tek sıralıyorlar da kime ne?

Çünkü bunu üzerine ne alan var, ne de devlet!

Bakalım!

Manzara keyifli görünüyor ve birilerinin umurunda değil, o işine bakıyor!

MASA KURMAK

 

           Bu ülkede Reisin adından sonra en çok duyduğumuz ve günü birlik kullandığımız söz haline geldi!

Masa!

Bu “ masa “ sözünde hoşuma gideni “ abi çık gel masayı donatım” olanıdır!

Uçarak giderim, bilirim ki donatılmışsa mesele yoktur, sana kalan bedava yemek, içmek!

          Hele masayı donatanlar senden önce bir iki kadeh atmışsa, karşılanmanız Suudi kralı madundadır; “ vay efendim kimler gelmiş” diye masanın en bol tarafına buyur edilirsiniz!

          İşte son bir yıldır kafamız “ millet ve Cumhur masaları” ile ha bire kırık sandalye tokadı yiyor ve bu da yetmiyor, hükümet fırsattan milletin canına okuyor ve daha beteri için Reis, karşı masaya ha bire sallıyor “ adayınızı açıklayın “diye!

           Öyle ya, hazır pehlivan gibi bekliyor, aday belli olsa dalacak ve güreşin adı “ serbest “ olduğu için neresinden tutsa, oradan tuş hakkı var ki sonuçta kaçınılmazdır!

            Bakın daha dün küçük bir belde de yapılan belediye seçimini yüzde doksana yakın bir oyla aldı ve ekmek on lira olsaydı, bu oran yüzde yüzdü ve buna gövdemi basarak söylüyorum!

          Bu iki masanın karşısına HDP de üçüncü bir masa koyduğunu söyledi ve adına da “ demokrasi masası” dedi!

Bakın, bu masa tutar, adı üstünde “ demokrasi masası!”

           Bu ülkede demokrasiyi ancak masaya isim olarak koyarsın; ötesi asla ve bizimkiler dünyanın dayağını yiye, yiye hala bu ülkenin demokrasi ile kan uyuşmazlığının olduğunu öğrenemediler!

Şimdi soracaksınız “ peki ne yapmalılar “ diye!

            Hiç bir şey yapmasınlar; “ masa “ masadır, etrafına otursun mahalleyi izlesinler; çünkü karşı iki masada hangisi kazanırsa kazansın ilk yapacağı iş, masanın altındaki sopaları çıkarıp sizi kovalamak olacak; umarım bunu biliyorsunuz!

Birde masanızın adını “ demokrasi “ koydunuz ya!

           Allah için öyledir; tepeden “aynı isimlerle devam edeceğiz” diyerek delegeleri Ankara’ya çağırıp işaret edilen yere oy attırmak neyin nesi?

Biz körle yatıp şaşı kalkmadık galiba; hem gözlerimizden, hem de kulaklarımızdan olduk!

************

……Tepende her an düşeceğin ağların sinsi tuzağı!

 

            Yaşıyorsun işte. Bir denizin susuz kalmış balıkları misali ve üstelik tepende her an düşeceğin ağların sinsi tuzağı!

           Yaşamın sonsuzluğu sınırlara bölünmüş ve bu sonsuzlukta sadece iç dünyanızla baş başa sın ız. Bunun adı hayal dünyasıdır, kimsenin erişemediği, insanın sınırsızlığa koştuğu yer!

Kalmadı bir zamanların dost muhabbetti ve her sözcükte bir ırmağın aktığı deryalar!

Bilmiyorum, belki de zaman puşta yenildi ve tüm samimiyetsizlikler göz bebeklerini esir aldı.

Bakışlarını arıyorum; derin içten ve dalga, dalga üstüme gelince çoğaldığım bahar bahçe iklim...

           Kuşlara dost olmak tamamdı, bana yılanı bile sevdiren bir zaman, sanırım kaçamadığım bir ara boşluktur; kendime, iç dünyama sığındığım yer!

             Oysa öyle bir muhabbete hasretim ki bütün çölleri geride bırakıp kavuştuğum suyun hasreti gibi!

Eskiden anlatanlarımız vardı ve her şey samimi masallarda biterdi!

Şimdi yok!

Ne o masal, ne de o masalın anlatanı!

              Herkes, her şey kendinden kopmuş ve kime nasıl, nerede patlayacağı belli olmayan serseri bir mayın gibi!

İşte!

           Bazen dış dünyanız aldatıcıdır ve tüm fırtınalar içinizde kopar ama yüzünüze yansıyanı da arsızlığınıza sayarlar!

Kanayan içinize direnmek ve kabukta dinmeyen yaralara susmak, bir direnişin onurlu tercihidir!

Anlamazlar!

Anlamıyorlar!

Anlamasınlar..!

***************

BU KOMİKLİKTİR

 

             Çatırdayan bir AKP iktidarının karşısındaki muhalefete bakıyorsunuz ve güya bir araya gelmiş memleket kurtarıcıları gibi onlardan mucize bekliyoruz!

           Bir kere ortada bir mucize yok ve bir korkaklar ittifakının biri birine kümelenerek anlattığı günlük ve bildiğimiz hikâyeler var!

             Bizim en büyük sıkıntımız içimize yerleştirilen canavar ve bu canavar üzerinden sürekli öfkeyi, şiddeti ve ötekileştirmeyi marifet sayan bir anlayış!

           Karşı ittifakın “ Bay Kemal’i “ çıkmış yüz yıldır belasını çektiğimiz bir dili daha da keskinleştirmeye çalışıyor!

            Yunanistan konusunda konuştukları ve bu ülkede baş belası olan argümanlara sarılması, bunları çok istediğinden değil, korku ikliminden böyle kurtulacağını sanmasındadır ve bu durum onu komik duruma düşürüyor!

             Çıkıp cesaretle mevcut argümanların yerine yeni bir dil koyamıyor. Savaş politikalarını, dinci yapılanmayı ve ülkenin can alıcı sorunlarına karşı bir tutumu zaten yok!

            Çöken ekonomiyi “ yapacağız, edeceğiz” gibi sıradan sözlerin dışında nasıl ayağa kaldıracağına dair hiç bir planı ve inandırıcı söylemi yok!

            Sırtında bu kadar dış borç varken ve üretimin çökmüşse buna karşı bir şeyler söyle ki akıl süzgecinden geçsin ve biz de inanalım!

Daha önce de yazdık; “ ırkçı ve dinci söylemleri kopyalayarak bir yere varamazsın” diye!

            Bu ülke insanı yeni bir dil istiyor! İçine yerleştirilen ve sürekli karnını içeriden tırnaklaya canavardan kurtulmak istiyor!

Sen ve masa ortakların habire canavara yem atarak daha da azmasını istiyorsunuz!

Bak “ Bay Kemal” ne bu hal, haldir, ne de bu dil!

            Hızla kaçtığın Alevi felsefesinde bir söz vardır “ ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün” diye!

            Eh, kendi gerçeğinden kaçınca ayakları ve gagası kesilen leylek misali seni zorla bir kuşa benzetirler ve seni öyle benzettiler ki korkum o ki, Pir sultan ve Hızır paşa meselesi bir kez daha gelip kapımıza dayanacak!

***********

İSTEDİĞİMİZİ Mİ ALDIK

 

            Şu NATO meselesi... Menderes’in “ küçük Amerika olacağız “ diye bizi dört yanımızla bağlayıp kucağına attığı NATO!

Sonrası malum, çıkarlar devreye girince Amerika yavrusunu en iyi yiyen canavardır!

                  Menderes ipe giderken, yine Amerika’nın çocukları devredeydi ve siz bakmayın bazı solcuların o darbeye devrim gibi baktıklarına ve şimdi çektiğimiz sancıların sistematik sonuçlarını doğuran en iyi planlanmış darbedir!

           Finlandiya ve İsveç meselesine siz bundan sonra bakın ve dünden beri Amerika’yı satın almışız gibi atılan sevinç naralarının sonuçlarına da!

            NATO ve Amerika’nın savaşın kucağına attığı Ukrayna geri dönüşü olmayan bir yoldadır ve ha bire oraya silah sevkiyatı yapıyorlar, çöken, biten Ukraynadır, tuzu kurular sadece keyfine bakıp manzaraya mastürbasyon yapıyorlar hepsi o kadar!

Bu Finlandiya ve İsveç meselesinde ki onayımıza Putin nasıl bakacak, asıl mesele odur!

           Şimdi “bizimle iş birliği yapacaklar ve orada kimi örgütlerin serbest dolaşmalarını engelleyecekler” palavralarına biz de inandık!

Geçin bunları!

Amerika isteyecek ve biz yok diyeceğiz öyle mi?

            NATO da olduğunuz sürece, siz değil, Amerika konuşur ve o Amerika ki sana öz evlatlarını ipe çektirdi, kime hikaye okuyorsun?

Bu ülkenin değerleri olan o gençleri asıp yerine ne koydunuz?

Pekerleri, Çakıcıları ve bilmem daha neleri...

            Bu böyledir, senin devlet olmanı istemeyen bir Amerika, onun yerine ne koyacağını da çok iyi biliyor ve biz yüz yıldır devlet olamamanın sancılarını yaşıyoruz!

İlginçtir, bu duruma artık mafyanın kendisi de isyan etti ve hangi kirli ve pis işlerle içimizin boşaltıldığını bize tek, tek sıralıyorlar da kime ne?

Çünkü bunu üzerine ne alan var, ne de devlet!

Bakalım!

Manzara keyifli görünüyor ve birilerinin umurunda değil, o işine bakıyor!

MASA KURMAK

 

           Bu ülkede Reisin adından sonra en çok duyduğumuz ve günü birlik kullandığımız söz haline geldi!

Masa!

Bu “ masa “ sözünde hoşuma gideni “ abi çık gel masayı donatım” olanıdır!

Uçarak giderim, bilirim ki donatılmışsa mesele yoktur, sana kalan bedava yemek, içmek!

          Hele masayı donatanlar senden önce bir iki kadeh atmışsa, karşılanmanız Suudi kralı madundadır; “ vay efendim kimler gelmiş” diye masanın en bol tarafına buyur edilirsiniz!

          İşte son bir yıldır kafamız “ millet ve Cumhur masaları” ile ha bire kırık sandalye tokadı yiyor ve bu da yetmiyor, hükümet fırsattan milletin canına okuyor ve daha beteri için Reis, karşı masaya ha bire sallıyor “ adayınızı açıklayın “diye!

           Öyle ya, hazır pehlivan gibi bekliyor, aday belli olsa dalacak ve güreşin adı “ serbest “ olduğu için neresinden tutsa, oradan tuş hakkı var ki sonuçta kaçınılmazdır!

            Bakın daha dün küçük bir belde de yapılan belediye seçimini yüzde doksana yakın bir oyla aldı ve ekmek on lira olsaydı, bu oran yüzde yüzdü ve buna gövdemi basarak söylüyorum!

          Bu iki masanın karşısına HDP de üçüncü bir masa koyduğunu söyledi ve adına da “ demokrasi masası” dedi!

Bakın, bu masa tutar, adı üstünde “ demokrasi masası!”

           Bu ülkede demokrasiyi ancak masaya isim olarak koyarsın; ötesi asla ve bizimkiler dünyanın dayağını yiye, yiye hala bu ülkenin demokrasi ile kan uyuşmazlığının olduğunu öğrenemediler!

Şimdi soracaksınız “ peki ne yapmalılar “ diye!

            Hiç bir şey yapmasınlar; “ masa “ masadır, etrafına otursun mahalleyi izlesinler; çünkü karşı iki masada hangisi kazanırsa kazansın ilk yapacağı iş, masanın altındaki sopaları çıkarıp sizi kovalamak olacak; umarım bunu biliyorsunuz!

Birde masanızın adını “ demokrasi “ koydunuz ya!

           Allah için öyledir; tepeden “aynı isimlerle devam edeceğiz” diyerek delegeleri Ankara’ya çağırıp işaret edilen yere oy attırmak neyin nesi?

Biz körle yatıp şaşı kalkmadık galiba; hem gözlerimizden, hem de kulaklarımızdan olduk!

************

……Tepende her an düşeceğin ağların sinsi tuzağı!

 

            Yaşıyorsun işte. Bir denizin susuz kalmış balıkları misali ve üstelik tepende her an düşeceğin ağların sinsi tuzağı!

           Yaşamın sonsuzluğu sınırlara bölünmüş ve bu sonsuzlukta sadece iç dünyanızla baş başa sın ız. Bunun adı hayal dünyasıdır, kimsenin erişemediği, insanın sınırsızlığa koştuğu yer!

Kalmadı bir zamanların dost muhabbetti ve her sözcükte bir ırmağın aktığı deryalar!

Bilmiyorum, belki de zaman puşta yenildi ve tüm samimiyetsizlikler göz bebeklerini esir aldı.

Bakışlarını arıyorum; derin içten ve dalga, dalga üstüme gelince çoğaldığım bahar bahçe iklim...

           Kuşlara dost olmak tamamdı, bana yılanı bile sevdiren bir zaman, sanırım kaçamadığım bir ara boşluktur; kendime, iç dünyama sığındığım yer!

             Oysa öyle bir muhabbete hasretim ki bütün çölleri geride bırakıp kavuştuğum suyun hasreti gibi!

Eskiden anlatanlarımız vardı ve her şey samimi masallarda biterdi!

Şimdi yok!

Ne o masal, ne de o masalın anlatanı!

              Herkes, her şey kendinden kopmuş ve kime nasıl, nerede patlayacağı belli olmayan serseri bir mayın gibi!

İşte!

           Bazen dış dünyanız aldatıcıdır ve tüm fırtınalar içinizde kopar ama yüzünüze yansıyanı da arsızlığınıza sayarlar!

Kanayan içinize direnmek ve kabukta dinmeyen yaralara susmak, bir direnişin onurlu tercihidir!

Anlamazlar!

Anlamıyorlar!

Anlamasınlar..!

***************

BU KOMİKLİKTİR

 

             Çatırdayan bir AKP iktidarının karşısındaki muhalefete bakıyorsunuz ve güya bir araya gelmiş memleket kurtarıcıları gibi onlardan mucize bekliyoruz!

           Bir kere ortada bir mucize yok ve bir korkaklar ittifakının biri birine kümelenerek anlattığı günlük ve bildiğimiz hikâyeler var!

             Bizim en büyük sıkıntımız içimize yerleştirilen canavar ve bu canavar üzerinden sürekli öfkeyi, şiddeti ve ötekileştirmeyi marifet sayan bir anlayış!

           Karşı ittifakın “ Bay Kemal’i “ çıkmış yüz yıldır belasını çektiğimiz bir dili daha da keskinleştirmeye çalışıyor!

            Yunanistan konusunda konuştukları ve bu ülkede baş belası olan argümanlara sarılması, bunları çok istediğinden değil, korku ikliminden böyle kurtulacağını sanmasındadır ve bu durum onu komik duruma düşürüyor!

             Çıkıp cesaretle mevcut argümanların yerine yeni bir dil koyamıyor. Savaş politikalarını, dinci yapılanmayı ve ülkenin can alıcı sorunlarına karşı bir tutumu zaten yok!

            Çöken ekonomiyi “ yapacağız, edeceğiz” gibi sıradan sözlerin dışında nasıl ayağa kaldıracağına dair hiç bir planı ve inandırıcı söylemi yok!

            Sırtında bu kadar dış borç varken ve üretimin çökmüşse buna karşı bir şeyler söyle ki akıl süzgecinden geçsin ve biz de inanalım!

Daha önce de yazdık; “ ırkçı ve dinci söylemleri kopyalayarak bir yere varamazsın” diye!

            Bu ülke insanı yeni bir dil istiyor! İçine yerleştirilen ve sürekli karnını içeriden tırnaklaya canavardan kurtulmak istiyor!

Sen ve masa ortakların habire canavara yem atarak daha da azmasını istiyorsunuz!

Bak “ Bay Kemal” ne bu hal, haldir, ne de bu dil!

            Hızla kaçtığın Alevi felsefesinde bir söz vardır “ ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün” diye!

            Eh, kendi gerçeğinden kaçınca ayakları ve gagası kesilen leylek misali seni zorla bir kuşa benzetirler ve seni öyle benzettiler ki korkum o ki, Pir sultan ve Hızır paşa meselesi bir kez daha gelip kapımıza dayanacak!

***********

İSTEDİĞİMİZİ Mİ ALDIK

 

            Şu NATO meselesi... Menderes’in “ küçük Amerika olacağız “ diye bizi dört yanımızla bağlayıp kucağına attığı NATO!

Sonrası malum, çıkarlar devreye girince Amerika yavrusunu en iyi yiyen canavardır!

                  Menderes ipe giderken, yine Amerika’nın çocukları devredeydi ve siz bakmayın bazı solcuların o darbeye devrim gibi baktıklarına ve şimdi çektiğimiz sancıların sistematik sonuçlarını doğuran en iyi planlanmış darbedir!

           Finlandiya ve İsveç meselesine siz bundan sonra bakın ve dünden beri Amerika’yı satın almışız gibi atılan sevinç naralarının sonuçlarına da!

            NATO ve Amerika’nın savaşın kucağına attığı Ukrayna geri dönüşü olmayan bir yoldadır ve ha bire oraya silah sevkiyatı yapıyorlar, çöken, biten Ukraynadır, tuzu kurular sadece keyfine bakıp manzaraya mastürbasyon yapıyorlar hepsi o kadar!

Bu Finlandiya ve İsveç meselesinde ki onayımıza Putin nasıl bakacak, asıl mesele odur!

           Şimdi “bizimle iş birliği yapacaklar ve orada kimi örgütlerin serbest dolaşmalarını engelleyecekler” palavralarına biz de inandık!

Geçin bunları!

Amerika isteyecek ve biz yok diyeceğiz öyle mi?

            NATO da olduğunuz sürece, siz değil, Amerika konuşur ve o Amerika ki sana öz evlatlarını ipe çektirdi, kime hikaye okuyorsun?

Bu ülkenin değerleri olan o gençleri asıp yerine ne koydunuz?

Pekerleri, Çakıcıları ve bilmem daha neleri...

            Bu böyledir, senin devlet olmanı istemeyen bir Amerika, onun yerine ne koyacağını da çok iyi biliyor ve biz yüz yıldır devlet olamamanın sancılarını yaşıyoruz!

İlginçtir, bu duruma artık mafyanın kendisi de isyan etti ve hangi kirli ve pis işlerle içimizin boşaltıldığını bize tek, tek sıralıyorlar da kime ne?

Çünkü bunu üzerine ne alan var, ne de devlet!

Bakalım!

Manzara keyifli görünüyor ve birilerinin umurunda değil, o işine bakıyor!

Yorumlar (0)

Kalan karakter : 450
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

Yazarın Diğer Yazıları

GERİ DÖNÜŞÜ YOKTUR
29 Mayıs 2026 16:47

ESKİ KÖY VE KARŞI DAGLAR
24 Nisan 2026 16:47

ARTIK MESELE ŞANSA KALMIŞTIR
12 Nisan 2026 16:47

.....BİR DAVET ÜZERİNE ALMANYA....
14 Mart 2026 16:47

ABD AÇ KURTLAR GİBİ SALDIRIYOR
01 Mart 2026 16:47

KÜL BAŞIMIZA "
12 Şubat 2026 16:47

BAHÇELİ RİSK ALDI
04 Şubat 2026 16:47

ESKİ KÖY VE BÖLGESİ ELDEN GİTMEDEN
11 Ocak 2026 16:47

ABD NIN OLDUĞU YERDE GÜNÜ KAPATMIŞSANIZ ÖMÜRDEN KARDIT
03 Ocak 2026 16:47

İLK EYLEMİMDİ
22 Aralık 2025 16:47

BU ÜLKEDE FAKİR FALAN YOK...!!!
21 Kasım 2025 16:47

YİTİRDIK İNSANLIĞIMIZLA BERABER ÇAĞIDA....
18 Kasım 2025 16:47

EZİYET ÇEKTİRMEK
06 Kasım 2025 16:47

Bu BARIŞ OLMALIDIR HEMDE HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA
28 Ekim 2025 16:47

YANİ ÖYLE BİR ŞEY...!
14 Ekim 2025 16:47

O BAKIŞ ANLIK....
03 Ekim 2025 16:47

HAZRETIN ÇOK TEHLIKELİ FİGÜR OLDUGUNU HEP SÖYLEDİM
04 Eylul 2025 16:47

BU HESAPSIZLIKLAR NELER GETiRMEDI Ki!?
27 Ağustos 2025 16:47

ALEVİ BEKTASİ OLMAK
18 Ağustos 2025 16:47

ABDALA MALUM OLUR
07 Ağustos 2025 16:47

YOĞURT MESELESİ
03 Ağustos 2025 16:47

ABDALA MALUM OLUR
01 Ağustos 2025 16:47

" ARAP'TA " NEREDEN ÇIKTI ?
14 Temmuz 2025 16:47

ABDALA MALUM OLUR
06 Temmuz 2025 16:47

ABDALA MALUM OLUR
03 Temmuz 2025 16:47

BAŞKA İSİM YOKMUŞ GİBİ.....
22 Mayıs 2025 16:47

HOŞ GELDİN AREN BEBEK
15 Mayıs 2025 16:47

ANTEPOZ VEENOPOZ
09 Mayıs 2025 16:47

GÜLE GÜLE MEZOTOPYANIN GUZEL EVLADI
06 Mayıs 2025 16:47

ABDALA MALUM OLUR " NELER VAR NELER İNCEDEN İNCE "
25 Nisan 2025 16:47

ABDALA MALUM OLUR
23 Nisan 2025 16:47

ABDALA MALUM OLUR
19 Nisan 2025 16:47

AMASIZ FAKATSIZ
18 Nisan 2025 16:47

ABDALA MALUM OLUR
07 Nisan 2025 16:47

ABDALA MALUM OLUR
20 Şubat 2025 16:47

Belli ki hala hirsı var " Tanımıyorsunuz "
10 Şubat 2025 16:47

ABDALA MALUM OLUR
05 Şubat 2025 16:47

ABDALA MALUM OLUR
14 Ocak 2025 16:47

DAVULCU ILE ZURNACI
09 Ocak 2025 16:47

Kredi karti
06 Ocak 2025 16:47

" Ben degil bütün alimler öyle diyi "
29 Aralık 2024 16:47

Bana tarihte öyle okuyarak, arastirarak din sahibi olan bir kavim gosterin
21 Aralık 2024 16:47

" Erken seclmde.... Erken secim "
16 Aralık 2024 16:47

EĞRİ OTURUP DOĞRU KONUSALIM
14 Aralık 2024 16:47

Israil Alacagini aldi
13 Aralık 2024 16:47

Balast taşı
08 Aralık 2024 16:47

Pazar yerinde gezerken
12 Kasım 2024 16:47

DOKUZ KÖYDEN KOVULMAK
04 Şubat 2023 16:47

YALAYA YALAYA GELDİĞİMİZ NOKTADIR, SON YALAMA” HAZZI!
27 Ocak 2023 16:47

“ Her şey bilmem kimin işaretine bakar”
16 Ocak 2023 16:47

İKİ ŞEY
10 Ocak 2023 16:47

Bak girdiniz işte!
02 Ocak 2023 16:47

BU İŞİN SONU
29 Aralık 2022 16:47

 “fakir ha...” Ulan topunu dara çekeceksin, döl israfı bunlar..!
26 Aralık 2022 16:47

EN UZUN GECE
23 Aralık 2022 16:47

NE YAPSIN
14 Aralık 2022 16:47

PARLAMENTO
11 Aralık 2022 16:47

GEL GÖR BİZİ DÜNYA
04 Aralık 2022 16:47

FENA DEĞİL
01 Aralık 2022 16:47

DİYELİM Kİ
28 Kasım 2022 16:47

DAHA NE BEKLERSİNİZ
19 Kasım 2022 16:47

“ Yani demek istiyorum ki sen, ben, o...hepimiz orada olabilirdik..”
14 Kasım 2022 16:47

BİLİNDİK BİR MANZARA
06 Kasım 2022 16:47

BU KADAR MI?
04 Kasım 2022 16:47

CUMHURİYET Mİ DEDİNİZ?
30 Ekim 2022 16:47

ÇAĞDAN KOPMAK
24 Ekim 2022 16:47

Bildiğim kadarı ile Allah bela işlerine bakmıyor,
14 Ekim 2022 16:47

SANSÜR YASASI
11 Ekim 2022 16:47

BİR UTANCIN ANATOMİSİ
07 Ekim 2022 16:47

AH KEMAL
05 Ekim 2022 16:47

GÖRÜNEN KÖY
30 Eylul 2022 16:47

DERİN YOKSULLUĞA SEVİNMEK
21 Eylul 2022 16:47

FİNALDEYİZ
15 Eylul 2022 16:47

BU GECE
12 Eylul 2022 16:47

GELİN GERÇEK BÖLÜCÜYÜ TANIYALIM
31 Ağustos 2022 16:47

HASAN BASRİ AYDIN
28 Ağustos 2022 16:47

BU UTANÇ ORTA YERDE DURDUKÇA
19 Ağustos 2022 16:47

SATIR ARALARI
12 Ağustos 2022 16:47

E.. CANIM
02 Ağustos 2022 16:47

BAY KEMAL OLMAK
26 Temmuz 2022 16:47

“ Baş benim, gövde bana ait değil “
22 Temmuz 2022 16:47

“ Döneklik olmasa seçimler olur muydu?”
13 Temmuz 2022 16:47

ALEVİLER
02 Temmuz 2022 16:47

CİNAYET MAHALLİNE DÖNMEK
24 Haziran 2022 16:47

HEPİMİZ KARDEŞİZ YA
21 Haziran 2022 16:47

“ Yalan da yok, xılafta yok!”
12 Haziran 2022 16:47

Dün birkaç “ sürtük “ aradı, “
05 Haziran 2022 16:47

TEŞHİSİ DOĞRU KOYMAK
29 Mayıs 2022 16:47

ÇILDIRIYORUM
22 Mayıs 2022 16:47

İNSANI ORTA YERİNDEN ÇATLATIYORSUNUZ
17 Mayıs 2022 16:47

BAK EKREM BEY
08 Mayıs 2022 16:47

YAPININ ÇİVİSİ ÇIKINCA, ÇATIRDAMA SESLERİ YIKILACAĞININ HABERİDİR!
05 Mayıs 2022 16:47

GELİYOR
28 Nisan 2022 16:47

BÖYLE OLUR BU COĞRAFYANIN HALLERİ
11 Nisan 2022 16:47

YAZ KÂTİP
24 Mart 2022 16:47

AKLIMIN SINIRLARINA YANAYIM
15 Mart 2022 16:47

AKLIMIN SINIRLARINA YANAYIM
14 Mart 2022 16:47

BU KONUDA ÜSTÜMÜZE YOKTUR
11 Mart 2022 16:47

SAĞ CENAH
09 Mart 2022 16:47

CANAVARIN ADRESİ
02 Mart 2022 16:47

ANADİLİ
22 Şubat 2022 16:47

GİTMİCEK
21 Şubat 2022 16:47

BAYRAK
14 Şubat 2022 16:47

BANA GÖRE YAPTIĞI SON DERECE MAKULDÜR
11 Şubat 2022 16:47

OLAN OLACAK
07 Şubat 2022 16:47

“ Ya arı ol, ya da bal ol ”
21 Ocak 2022 16:47

SAĞ OL SOL
18 Ocak 2022 16:47

ÇOK HIZLIYIZ
10 Ocak 2022 16:47

YAV SUS
04 Ocak 2022 16:47

SARI ÖKÜZÜ VERMEYECEKTİNİZ
30 Aralık 2021 16:47

ALLAH'INA GURBAN MALATYA
22 Aralık 2021 16:47

AMAAAN HAAA
17 Aralık 2021 16:47

HIZIR PAŞA
14 Aralık 2021 16:47

O HAREKETTEN SONRA
09 Aralık 2021 16:47

Zamlarda haberimiz yok mu?
07 Aralık 2021 16:47

HAZİNEMİZ
02 Aralık 2021 16:47

GEÇTİ BOR’UN PAZARI
27 Kasım 2021 16:47

BENİ DOKUZ KÖYDEN KOVUN
21 Kasım 2021 16:47

MUHTEŞEM YÜZ YIL
14 Kasım 2021 16:47

İŞİN ÖZETİ
07 Kasım 2021 16:47

TAM BİR SAAT
02 Kasım 2021 16:47

BİR ŞEYHLER OLUYOR
25 Ekim 2021 16:47

MERKEZ BANKASI
17 Ekim 2021 16:47

HAKSIZLIK ETMEYELİM
16 Ekim 2021 16:47

KOPUKTAN SANATÇI OLURSA
13 Ekim 2021 16:47

GÜZEL DOSTLARLA BULUŞMAK
10 Ekim 2021 16:47

ZAM DEĞİL FİYAT AYARLAMA
04 Ekim 2021 16:47

KÜRTLERLE DANS
30 Eylul 2021 16:47

AMERİKAYI ANLAMAK
26 Ağustos 2021 16:47

KIL OLUYORUM ABİ
23 Ağustos 2021 16:47

TALİBAN
17 Ağustos 2021 16:47

GEZEGENİMİZ BAŞ KALDIRDI
11 Ağustos 2021 16:47

SEN O DÜŞÜ GÖRMEYE DEVAM ET
09 Ağustos 2021 16:47

ÇOK İYİ BİLİYORUM
06 Ağustos 2021 16:47

KORKU BÖYLE BİR ŞEYDİR
01 Ağustos 2021 16:47

DEMEK Kİ TÜM ACILARIN ÜSTÜNE BİR ÇAY İÇMEK GEREKİYORMUŞ!!
26 Temmuz 2021 16:47

BU AKIL SİZİ HEP YENİLGİYE UĞRATIR
18 Temmuz 2021 16:47

OMURGA
15 Temmuz 2021 16:47

VAZİYET BU
09 Temmuz 2021 16:47

MAALESEF TOPLUMA BUNLAR YÖN VERİYOR
06 Temmuz 2021 16:47

KÖTÜLER
02 Temmuz 2021 16:47

DOĞANŞEHİR ESKİ KÖY NİYE YANDI…!!!?
28 Haziran 2021 16:47

KATİL
23 Haziran 2021 16:47

NEYİN PAZARLIĞI
16 Haziran 2021 16:47

BU KADAR HIZLI SOLLARSAN
13 Haziran 2021 16:47

BEN VE DENİZ
04 Haziran 2021 16:47

SEN NE BİÇİM MUHALEFETSİN
29 Mayıs 2021 16:47

ÇÖKME
25 Mayıs 2021 16:47

MAFYA BİR DEVLET ACİZLİĞİDİR
20 Mayıs 2021 16:47

DEVLET
18 Mayıs 2021 16:47

ALTI MAYIS
18 Mayıs 2021 16:47

ALTI MAYIS
06 Mayıs 2021 16:47

ACABA..!?
01 Mayıs 2021 16:47

KOPTUK GİDİYORUZ
27 Nisan 2021 16:47

İŞİNİ BİLMEK
19 Nisan 2021 16:47

DEĞİŞEN HİÇ BİR ŞEY YOK
31 Mart 2021 16:47

BİLMEK TEHLİKELİDİR
28 Mart 2021 16:47

DİKİŞ TUTMUYOR
22 Mart 2021 16:47

KAYMAKAM
16 Mart 2021 16:47

ANCAK BU KADAR OLUR..!
10 Mart 2021 16:47

FARKINA VARDILAR AMA
05 Mart 2021 16:47

……ŞİMDİ ANLADIM
25 Şubat 2021 16:47

AMAN HA
22 Şubat 2021 16:47

BU YARA DİKİŞ TUTMAZ
15 Şubat 2021 16:47

KAFAM KIZAR İSE AYA GİDERİM
11 Şubat 2021 16:47

DEMOKRASİ GETİRECEKLERMİŞ
08 Şubat 2021 16:47

DAHA ÇOK BEKLERİZ
05 Şubat 2021 16:47

YENİ ANAYASA
02 Şubat 2021 16:47

ZATEN İŞARETLİSİNİZ
29 Ocak 2021 16:47

DEVLETTE BU OLUR MU?
25 Ocak 2021 16:47

YENİ DÖNEM
21 Ocak 2021 16:47

DÜNYADA BİR ŞEYLER OLUYOR AMA!!
07 Ocak 2021 16:47

BU MÜTHİŞ BİR HİPNOZDUR
31 Aralık 2020 16:47

BAZEN SÖZ BİTER
28 Aralık 2020 16:47

KARAKTERİNİZ KADERİNİZİ BELİRLER
23 Aralık 2020 16:47

KANIN KOKTUĞU YER
21 Aralık 2020 16:47

REFORMUN AYAK SESLERİ
15 Aralık 2020 16:47

DEMEK Kİ
08 Aralık 2020 16:47

NOKTA
04 Aralık 2020 16:47

DİL-DİN-KÜLTÜR
30 Kasım 2020 16:47

KADINLAR GÜNÜ MÜ DEDİNİZ?
25 Kasım 2020 16:47

ALIN SİZE REFORM
23 Kasım 2020 16:47

DUYDUNUZ DEĞİL Mİ?
20 Kasım 2020 16:47

ÇARŞI KARIŞIK
14 Kasım 2020 16:47

DEMOKRASİ VE AHLAK
07 Kasım 2020 16:47

GERÇEĞİMİZİ̇ GİZLEYEN YÜZSÜZLER İZ
01 Kasım 2020 16:47

AŞİRET SOSYAL CİNAYETİN ADIDIR
26 Ekim 2020 16:47

BU KADAR UCUZ ÖLÜYORUZ İŞTE
22 Ekim 2020 16:47

YAKMAK
14 Ekim 2020 16:47

BEŞ YIL ÖNCEYDİ
10 Ekim 2020 16:47

NE GÜNLERE KALDIK
06 Ekim 2020 16:47

BÖYLE BİR HASRET
28 Eylul 2020 16:47

AKLİ MELEKE
25 Eylul 2020 16:47

BİR TOPLUM BU KADAR MI KENDİNİ TESCİLLER
21 Eylul 2020 16:47

İSRAİL
17 Eylul 2020 16:47

Düşünce özgürlüğü
13 Eylul 2020 16:47

KAYMAKAMLAR
10 Eylul 2020 16:47

İDAM
07 Eylul 2020 16:47

OTUZ AĞUSTOS
31 Ağustos 2020 16:47

GERÇEKLERİ OKUMAK
28 Ağustos 2020 16:47

BEKLENEN MÜJDE
24 Ağustos 2020 16:47

KATİP ARZUHALİM YAZ YÂRE BÖYLE
20 Ağustos 2020 16:47

OKULLAR
17 Ağustos 2020 16:47

TARİHİ ESERLER
16 Ağustos 2020 16:47

KISACASI
03 Ağustos 2020 16:47

KUSURA BAKMAYIN
30 Temmuz 2020 16:47

KEMAL BEYİ KUTLUYORUM
27 Temmuz 2020 16:47

CİNAYETLER CUMHURİYETİ
23 Temmuz 2020 16:47

YAŞAMA TUTUNMAK
17 Temmuz 2020 16:47

DOĞRUYA DAĞLAR EĞİLİR
06 Temmuz 2020 16:47

ZULMÜN ARTSIN Kİ ZEVAL BULASIN
01 Temmuz 2020 16:47

BEKÇİLER
21 Haziran 2020 16:47

AHLAKSIZLIĞIN GÖRÜNEN YÜZÜ
15 Haziran 2020 16:47

SİYASET
12 Haziran 2020 16:47

EKSEN KAYINCA
09 Haziran 2020 16:47

KAPA ÇENENİ
03 Haziran 2020 16:47

KAN
31 Mayıs 2020 16:47

DEMOKRASİ
24 Mayıs 2020 16:47

KORKULARINIZ VARSA
17 Mayıs 2020 16:47

YÜCE TANRIM
16 Mart 2020 16:47

DERTLERE “ DEVA” ASPİRİN
10 Mart 2020 16:47

HUZUR İSLAMDA
04 Mart 2020 16:47

AMERİKALI BİR KEÇİ VURMUŞ
29 Şubat 2020 16:47

HDP KONGRESİNİ NASIL OKUMALI
25 Şubat 2020 16:47

BU FETVAYI DİKATE ALIN..
17 Şubat 2020 16:47

HAFTA BİTERKEN
10 Şubat 2020 16:47

ACABA..!!?
01 Şubat 2020 16:47

ACIYI AYRIŞTIRMAK
27 Ocak 2020 16:47

AYNEN ÖYLE SAYIN BAKANIM
24 Ocak 2020 16:47

BULMUŞUZ EĞLENCEYİ
19 Ocak 2020 16:47

YOK ARTIK
14 Ocak 2020 16:47

ZAVALLILAR
09 Ocak 2020 16:47

TEŞHİSİ DOĞRU KOYMADIKÇA
05 Ocak 2020 16:47

KUSURA BAKMAYACAKSIN
03 Ocak 2020 16:47

OTOMOBİL
30 Aralık 2019 16:47

İNSANI ÇILDIRTMAYIN
14 Aralık 2019 16:47

ÜLKEYİ TIRTILLAR SARMIŞ
10 Aralık 2019 16:47

TAM ZAMANI
08 Aralık 2019 16:47

BİR TANRI DÜŞÜNÜN
02 Aralık 2019 16:47

24 KASIM
24 Kasım 2019 16:47

DÜNYAYI OKUMAK
16 Kasım 2019 16:47

BAĞIMSIZLIK
13 Kasım 2019 16:47

HER CANLI ER GEÇ GERÇEKLE YÜZLEŞECEKTİR
08 Kasım 2019 16:47

İNSANI ÇILDIRTMAYIN
05 Kasım 2019 16:47

DEFALARCA DEDİK AMA
31 Ekim 2019 16:47

BU AKILLA
25 Ekim 2019 16:47

SİZE BİR AMERİKA ÖRNEĞİ
21 Ekim 2019 16:47

BÜLENT UÇAR
15 Ekim 2019 16:47

ARAP KEMERİ
14 Ekim 2019 16:47

BÜNYE ALIŞIKSA
02 Ekim 2019 16:47

ŞAMİL TAYAR VE ARINÇ
27 Eylul 2019 16:47

Başlıklar : IMF, İŞİN ÖZETİ ,AŞURE, GÜVEN VE ZEKA
25 Eylul 2019 16:47

SAYIN TARIM BAKANI VE VAN TARIM İl MÜDÜRÜ
21 Eylul 2019 16:47

KÖY- KENT PROJELERİ
19 Eylul 2019 16:47

ALLAH AŞKINA BU ÜLKEYİ KİM YÖNETİYOR?
12 Eylul 2019 16:47

NAMUSLU HIRSIZ
09 Eylul 2019 16:47

BAŞLIKLAR; EY KUTSAL RUH,BU DA OLDU,BENCEDE
07 Eylul 2019 16:47

ÜLKEYİ KİM YÖNETİYOR?
02 Eylul 2019 16:47

PUTİN,,, ESKİ DEFTERLER,,KUŞLAR AYIP ETMİŞ
29 Ağustos 2019 16:47

İDAM, KADIN CİNAYETLERİ,YALAN
28 Ağustos 2019 16:47

GAP
17 Ağustos 2019 16:47

SADECE KAZ DAĞLARI MI?
14 Ağustos 2019 16:47

SİGARAMIN DUMANI
04 Ağustos 2019 16:47

Usta!
29 Temmuz 2019 16:47

DOĞRU SONUÇ BUDUR
23 Temmuz 2019 16:47

BÜYÜK İNSAN
16 Temmuz 2019 16:47

DEMEK OLUYORMUŞ
01 Temmuz 2019 16:47

ASIL GÜNDEMİMİZE HEMEN DÖNÜLDÜ
26 Haziran 2019 16:47

BU PANİK NİYE
22 Haziran 2019 16:47

PAZAR
16 Haziran 2019 16:47

SURİYELİLER
10 Haziran 2019 16:47

İSTANBUL SEÇİMLERİ
08 Haziran 2019 16:47

İŞİNİZE GELMEDİ DEĞİL Mİ?
01 Haziran 2019 16:47

KONU TEKRARI
27 Mayıs 2019 16:47

DOĞANŞEHİR KAYMAKAMI VE ORMAN İŞLETME ŞEFİNE HATIRLATIRIM
21 Mayıs 2019 16:47

İSTANBUL SEÇİMİ
15 Mayıs 2019 16:47

BİRAZ UTANIN
11 Mayıs 2019 16:47

KİTAP FUARI
06 Mayıs 2019 16:47

MİLLİYETÇİLİK
15 Nisan 2019 16:47

TÜRKİYE DE SOL İKTİDAR OLUR MU?
04 Mart 2019 16:47

DSP NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR?
19 Şubat 2019 16:47

SAMİMİYETSİZLİK
07 Şubat 2019 16:47

GERÇEKTEN UTANIYORUM
04 Şubat 2019 16:47

BAZEN ALGILARINIZLA OYNARLAR
29 Ocak 2019 16:47

BUNDAN SONRASI.....
25 Ocak 2019 16:47

YAPMAYIN
19 Ocak 2019 16:47

RUH HALİMİZ
12 Ocak 2019 16:47

DEVLET
10 Ocak 2019 16:47

YENİ BİR YIL
06 Ocak 2019 16:47

GÖRÜNEN KÖY
30 Aralık 2018 16:47

NE OLURSUN SUS
24 Aralık 2018 16:47

ÇOK MU ŞAŞIRDINIZ?
21 Aralık 2018 16:47

ÇÜRÜDÜK
19 Aralık 2018 16:47

SİYASET VE CEHALET
14 Aralık 2018 16:47

İYİ OLACAK
07 Aralık 2018 16:47

MARS
01 Aralık 2018 16:47

DİN PAZARLAMACILIĞI
25 Kasım 2018 16:47

İŞTE BU
19 Kasım 2018 16:47

İŞKENCE
16 Kasım 2018 16:47

VEFA VE UNUTULMAK
10 Kasım 2018 16:47

Bizim basın ve ?..
05 Kasım 2018 16:47

BOP
30 Ekim 2018 16:47

İNATLAŞMA
29 Ekim 2018 16:47

BİR CİNAYETİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
24 Ekim 2018 16:47

İŞTE BUNU DİYORDUK
22 Ekim 2018 16:47

HAFTAYA GİRERKEN
15 Ekim 2018 16:47

YEREL SEÇİMLER
05 Ekim 2018 16:47

NEDEN McKİNSEY
01 Ekim 2018 16:47

? BENİM ÇOCUĞUM HALAY ÇEKERKEN VURULDU ?
24 Eylul 2018 16:47

KRİZ
21 Eylul 2018 16:47

ÖĞRETMEN
18 Eylul 2018 16:47

12 EYLÜL
12 Eylul 2018 16:47

İDAM ETTİLER
08 Eylul 2018 16:47

ASACAKLAR
05 Eylul 2018 16:47

VURGUN
03 Eylul 2018 16:47

BAYRAM
28 Ağustos 2018 16:47

DÜNYAYI YENİDEN OKUMAK
14 Ağustos 2018 16:47

DOLAR NASIL DÜŞER? NASIL YÜKSELİR?
10 Ağustos 2018 16:47

BİR ADIM ÖTESİNİ GÖRMEYENLERLE YÜRÜMEK
31 Temmuz 2018 16:47

NEREYE GİDİYORUZ..!?
28 Temmuz 2018 16:47

PATATES
25 Temmuz 2018 16:47

Oluk oluk kan gönderdik ne oldu?
21 Temmuz 2018 16:47

SOY
16 Şubat 2018 16:47

BİZ HAK EDİYORUZ
06 Şubat 2018 16:47

Türk tipi siyasetçi.!
01 Şubat 2018 16:47

SAVAŞ [LAR )A KARŞI ÇIKMAK NAMUS BORCUDUR
26 Ocak 2018 16:47

AHMET ÇAKIRA ÇAĞRIMDIR
19 Ocak 2018 16:47

"Yerli ve milli? ler birleşiyor mu?
12 Ocak 2018 16:47

Zıvanadan çıkmış bir devlet çarkının ağzı
05 Ocak 2018 16:47

ROBOSKİ
29 Aralık 2017 16:47

Onur, Haysiyet, Hak getire.Sadece şekil olarak insana benziyorlar!.
22 Aralık 2017 16:47

İçin gazla şişmiş!.Sen büyüdün zan ediyorsun!.
15 Aralık 2017 16:47

"Akılsız çoban sürüye kurt getirir."
09 Aralık 2017 16:47

Bak Reis!..
01 Aralık 2017 16:47

Bu işaretleri iyi tanıyoruz:
24 Kasım 2017 16:47

Kayıp denilen Bu eniştenin bülbül gibi öttüğü iddiaları var!.
17 Kasım 2017 16:47

Binalı sefere çıktı amaa!..
10 Kasım 2017 16:47

Salla gitsin:
03 Kasım 2017 16:47

NE YAPMALI?
27 Ekim 2017 16:47

Katillerin dansı:
22 Ekim 2017 16:47

Dayımın Köpeği:
06 Ekim 2017 16:47

VÜCUT DİLİNİ OKUMAK
29 Eylul 2017 16:47

PEMBEBüS.
22 Eylul 2017 16:47

EYY...YURDUM!..
10 Eylul 2017 16:47

Her şey bir delinin anlık psikolojisine bağlı!.
06 Eylul 2017 16:47

PANİK
25 Ağustos 2017 16:47

Helenistik çağ dünya kültürel mirasının en önemli kavşağıdır
19 Ağustos 2017 16:47

Gülme krizine tutulursak şaşmayın
05 Ağustos 2017 16:47

BİZİM İMPARATORLARIMIZ BÖYLE OLUR
29 Temmuz 2017 16:47

OHAL!..
23 Temmuz 2017 16:47

BİR YIL GEÇTİ AMA !..
16 Temmuz 2017 16:47

Bas bas bağırıyorlardı!.. "Biz gelirseeekkk!.."
12 Temmuz 2017 16:47

YAPILANLAR ALEVİLERİ DİZAYN ETMEK DEĞİL DE NEDİR?
14 Şubat 2017 16:47

ÜLKENİN HALİ VE AHVALİ
18 Eylul 2016 16:47

NURLU GÜNLER YAKINDIR
16 Temmuz 2016 16:47

ZERDÜŞT
11 Haziran 2016 16:47

KAOSA 'EVET' DİYENLER
22 Mayıs 2016 16:47

..Ülke hızla bir kopuş yaşıyor..
20 Mart 2016 16:47

VATAN, MİLLET DİN HİKÂYELERİ
15 Kasım 2015 16:47

TEKLEYEN TEK ADAM
25 Ekim 2015 16:47

YALAKALIK
17 Ekim 2015 16:47

Tüm Yazılar