Önderliği sahiplenin” deniyor.
Kim bu önderlik?
Bilmeyen biri, kurumsal bir akıldan ya da kolektif bir liderlikten söz edildiğini sanabilir. Oysa kastedilen açık: Öcalan. Tabii yanına bir de “şehitler” ekleniyor; böylece tek adamlık sorunu da aşılmış oluyor.
Formül basit: Önderlik = Öcalan+ şehitler.
Öcalan şehitlerle tartışarak karar alamayacağına göre, gerisini siz düşünün. Zaten kendileri de açıkça söylüyor:
“İrademiz Öcalan’dır.”
Bunun sade anlamı şudur:
Bizim kendimize ait bir irademiz yoktur.
Yalnızca bu olsa, kimin kime nasıl bir anlam atfettiği bizi ilgilendirmez der geçeriz. Ama bir de buna “Kürt halk önderi” denmesi yok mu…
Son dönemde yaşananlar gösteriyor ki, aslında devlet de bu durumdan gayet memnun. Kürtlerin, devletin elinde ve denetiminde olan Öcalan dışında bağımsız ve çoğulcu bir siyasal iradeye sahip olmasını niye istesin ki?
Demokrasiyi dillerinden düşürmeyenlerin,
40 yıldır “hak ve özgürlük mücadelesi” verdiğini söyleyenlerin,
iradeyi tek bir kişide toplaması tuhaf değil mi?
Bir soru daha:
Bütün kurumlar eş başkanlık sistemiyle yönetilirken,
neden en tepedeki “genel başkanın” bir eş başkanı yok?
İnsan bunu kendi kendine sormaz mı?
Sormuyorlar işte…
Ve sonra diyorlar ki:
“Bu dönemin Kobanê direnişi budur.”
Yani: Önderliğe sahip çıkmak.
Hayır.
Bu, direniş değil.
Bu, bir nevi putperestliktir.
Bu, bir halkı zihnen ve fiilen esir düşürmektir.
Bu, toplumsal iradenin askıya alınmasıdır.
Bu, Kobanê’yi arkadan hançerlemektir.

















