ZİHİNLERİN SÖMÜRGELEŞMESİ
Sömürge denildiğinde çoğumuzun aklına önce yeraltı kaynakları, ekonomik çıkarlar ve askeri işgaller gelir. Oysa bundan çok daha derin ve tehlikeli bir boyut var ki o da zihinlerin sömürgeleştirilmesidir.
Nitekim Frantz Fanon’un da dikkat çektiği gibi, sömürgeci sadece toprakları değil; insanın zihnini, kimliğini ve benlik algısını da işgal eder. Ve belki de asıl yıkıcı olan da budur.
Bu sürecin en belirgin sonucu ise, kültürel kimliğin aşınmasıdır.
Sömürge düzeni; yerel dili, gelenekleri ve değerleri “geri”, “ilkel” ve “aşağı” olarak sunar. Zamanla birey, kendi köklerine yabancılaşır. Kendi dilinden, kültüründen utanır hale gelir.
Fanon’a göre bu durum, insanı “kendisi olmaktan utanan” bir psikolojiye sürükler.
Çünkü dil, sadece bir iletişim aracı değildir. Dil; düşüncenin evidir.
Dolayısıyla bir dili konuşmak, o dilin dünyasını da taşımak demektir.
Bu nedenle sömürgecinin dilini benimseyen kişi, çoğu zaman farkında olmadan onun değerlerini, bakış açısını ve hatta yargılarını da içselleştirmiş olur.
Fanon’un da Black Skin, White Masks (Beyaz Deri, Siyah Maske) eserinde çarpıcı şekilde anlattığı gibi:
Sömürgeleştirilen birey, “üstün” olarak sunulan sömürgeciye benzemek ister.
Bu ise insanın kendi benliğini reddetmesine, içsel bir bölünme yaşamasına yol açar.
En tehlikeli aşama ise şudur:
Artık baskı dışarıdan değil, insanın kendi zihninden gelir.
Kişi, farkında bile olmadan kendini sömürgecinin gözleriyle değerlendirir.
İşte Fanon’un işaret ettiği “zihinsel sömürgeleşme” de tam olarak bu olsa gerek.
Peki çözüm ne?
Fanon ve benzeri düşünürlere göre çözüm; kendi diline, tarihine ve kültürüne yeniden sahip çıkmak ve
en önemlisi de zihnen özgürleşebilmektir.
Çünkü gerçek bağımsızlık, sadece toprakların değil, zihinlerin özgür olmasıyla başlar.
NOT:
Kamala Soleimani & Behrooz Shojai’ye ait: Kürtlerin Devletsizlik Paradoksu
Öcalan’ın Konfederalizm ve Türkiyelileşme Stratejileri
kitabını okuyunca bu paylaşımı yapma gereğini duydum. Her nedense…


















