BABASININ KENDİSİNE OLAN FEDEKARLIĞINI UNUTMAYAN KIZI
Babasının Eski İş Gömleklerinden Mezuniyet Elbisesi Dikti! Arkadaşları "Paçavra" Diyerek Alay Ederken Müdürün Açıklamasıyla Tüm Salon Buz Kesti..
Annemin yokluğunu bana hiç hissettirmeyen, elleri nasırlı ama kalbi pamuk gibi olan babam Metin'i, en büyük hayali olan mezuniyetimi görmesine aylar kala kaybettim. Dünyam başıma yıkılmıştı ama onun o gece yanımda olacağına dair verdiği sözü tutmanın bir yolunu bulmalıydım.
Mezuniyet balosu yaklaşırken diğer kızlar lüks markaların peşinde koşarken, ben babamın o tertemiz kokan, emektar iş gömleklerini sandıktan çıkardım. Her bir dikişi bir anıyla, her bir parçayı babamın alın teriyle birleştirerek kendime eşsiz bir elbise diktim. O elbise benim için sadece bir kumaş değil, babamın bana sarılan kollarıydı.
Ancak balo salonuna adım attığımda, ışıltılı elbiseler içindeki Pelin ve arkadaş grubu beni gördükleri an kahkahalara boğuldular. "Bu kız üzerine işçi paçavralarından mı elbise dikmiş? Paran yoksa söyle de aramızda toplayalım!" diyerek beni tüm okulun önünde aşağıladılar. Gözyaşlarım süzülmek üzereyken ve kaçıp gitmek isterken, okul müdürü Ahmet Bey sahneye çıktı..
“Sevgili öğrenciler…”
(Salon uğultuluyken sesi bir anda herkesi susturdu.)
“Az önce burada yaşananlara hepiniz şahit oldunuz. Ama şimdi size, bu geceye damga vuran o elbisenin aslında ne olduğunu anlatmak istiyorum.”
(Gözlerini salondaki genç kıza çevirir…)
“Bazılarınız onun bir ‘paçavra’ olduğunu düşündü… Ama ben o elbiseye baktığımda, alın teri görüyorum… fedakârlık görüyorum… ve en önemlisi, bir babanın kızına olan sevgisini görüyorum.”
(Salon tamamen sessizleşir.)
“Bu elbise… bir mağazadan alınmadı.
Bu elbise… bir kalpten dikildi.”
“Bu genç kızın babasını tanıma fırsatım olmuştu. Sessiz, çalışkan, kimseyi incitmeyen bir adamdı. Elleri nasırlıydı belki ama o eller, evladının geleceği için durmadan çalışan, gecesini gündüzüne katan ellerdi.”
(Bir an durur, sesi yumuşar…)
“Ve şimdi o baba… belki aramızda değil. Ama şunu çok iyi biliyorum ki; şu an bir yerden kızına bakıyor… ve onunla gurur duyuyor.”
“Çünkü o kız, bu gece sadece mezun olmadı…
Aynı zamanda babasının hatırasını, onurunu ve sevgisini bu salona taşıdı.”
(Salonun dört bir yanına bakar…)
“Şimdi size soruyorum…
Gerçekten hangisi daha değerli?”
“Parayla alınan bir elbise mi…
Yoksa bir ömrün emeğiyle, sevgiyle dokunan bir hatıra mı?”
(Salon bir anda alkışlarla yankılanmaya başlar.)
“Bu gece… en şık elbise ödülü varsa…
Ben onu çoktan gördüm.”
(Gözleri dolu dolu gülümser…)
“Ve bu ödül… kalbi en güzel olan o genç kıza ait.”
Az önce alay edenlerin bakışları yere düşerken, salonu dolduran alkışlar arasında genç kız gözyaşlarıyla gülümser…
Çünkü o gece… babası gerçekten sözünü tutmuştur.


















