" ÇERÇEVE "
Dünki yazımızda da belirttik, “ iki yıldır bu topraklara cenazeler gelmiyor, evlerden ağıt sesleri yükselmiyor, bu kıymetlidir” diye.
Demek ki istenince oluyormuş, bunun olması için defalarca fırsat vardı ama hiç bir zaman bir siyasi irade olmadığı için ülke durmadan kan kaybetti, şimdi resmi ağızların yaptığı zarar ziyan hesabı ile iki trilyon üç yüz milyar doların bu sorundan dolayı gittiği ve bu olmasaydı bilmem kaç hastane, bilmem kaç otoyol, köprü falan..!
Evet, aynen öyle, eğer bütün akıl ve fikir kana yatırılmasaydı şimdi bu paralar heba olmayacak, emekli, çalışan, insan gibi yaşayacaktı, içten çalıp çırpan olmayacak, dış tefecilere kanımızı emdirmeyecektik!
Bu kısa bir özet, daha neler neler de, meseleyi biraz da buradan çıkarmak gerekiyor, bu ülkenin canına okuyan akıl yitimi sorunlarıyla cesaretle yüzleşmediği sürece, kısa vadele soluklar nefes olur mu, çok uzun sürmez yakın zamanda görürüz!
Bu son “çerçeve “ mesele neden birden aceleye getirildi, iki yıldır uyur gezer taktiklerden ani bir atağa geçildi, anlamamak zor değil, anlaşılan yeni bir rejim aralığı için böyle olması gerekiyor, ortada muhalefet falan kalmamışken, işi buradan götürmek daha çok rahat olacak!
Sonra bir anayasa değişikliği söylemleri ile ütülenen kafalar, hangi nedelerin kime nasıl ayarlanacağını bilmiyorlarsa öyle masallarla piyasaya çıkmasınlar!
Anayasanın ilk dört maddesine dokunma cesaretin olmayacak, zaten dokunamazsın da; e, geriye ne kaldı?
Geride kalanlar zaten şimdi elde avuçta istediği gibi kullanılanlar, işine gelmeyene uymamak, gelene de “ vay efendim anayasa böyle” diyor!
Sonra Türkiyeyi dönüştürme masalları!
Bu coğrafya ve insanı inancından, sosyal algısından, kendisine ait öz kültürünü kaybedip bir karma kültürle bocalarken öyle kolay değişmez, dönüşmez, dahası müsade etmezler!
Açlık büyüdükçe hurafe ve ırkçılık paralel olarak büyür, bu ekonomide bir şeyleri dönüştürmek öyle kolay değildir!
İşini kaybetme korkusu, çocuğunun iş bulamama korkusu, iki kelimeden sonra kodesi boylama korkusu hiç bir değişim için atılan adım olmaz ve bu ekonomi can almasa da veremli bir yaşama sizi razı eder, işinize gelirse!
Evet, eğer Türkiye bir hukuk devleti ise, bu çerçevenin sınırları eşitlik ilkesinden dolayı Anayasa mahkemesinden döner, bugüne kadar işe gelmeyen hiç bir Anayasa mahkemesi kararı tanınmadı, bu sefer tanırlar mı, tecrübe diyor ki
“ pek sanmıyorum “ işte o zaman anlarsınız
ülkeyi nasıl bir demokrasi ile dönüştürdüğünüzü!
Hasan ŞAHİN

















