Prf.Dr.Halil Çivi
[email protected]

......İZLENEN YOLLAR ÜZERİNE KISA NOTLAR

03 Ocak 2026 01:20

TOTALİTER, OTORİTER VE HİBRİT DEMOKRASİLİ SİYASİ REJİMLERDE BASININ SİYASİ İKTİDARLARIN PROPAGANDA AYGITINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ İÇİN İZLENEN YOLLAR ÜZERINE KISA NOTLAR.

Totaliter, otoriter ve hibrit demokrasilerle yönetilen ülkelerde basın ya da medya kuruluşları  genellikle kapatılmaz. Gazeteler basılılır ve dağıtılır.  Televizyonlar olağan gündelik yayınlarına devam eder; sosyal medya ya da internet siteleri varlılıklarını sürdürürler. Fakat tüm  bu cari, varlığını sürdüren  basın hareketliliğinin içine gizlenmiş  siyasi etik kurallarına aykırı, çok önemli  bir şey vardır. O gizlenen şey de genelde, siyasi iktidarların toplumun gözünden kaçırıp saklamak istetdikleri  haksızlık, yolsuzluk, hukuksuzluk, yanlışlık ... ve başarısızlıklardır. 

Siyaset sosyolojisi ve sosyal psikoloji biliminin görevlerinden biri de  totaliter, otoriter, ve  hibrit demokrasilerle  yönetilen  ülkelerdeki bu yönetim  yanlışlarını tespit edebilmektir. Siyasi iktidarların bu defolu, evrensel etik kurallara uymayan  tutum ve davranışlarını bilimsel yollarla  açıklayabilmektir.

 Bu tür siyasi rejimlerde; siyasi iktidarlar basını suturmak yerine, kendi adları ve çıkarları için bir propaganda aracına donüştürmeyi tercih ederler. Çünkü tamamen susturulmuş basın çok dikkat çeker. Ulusal ve küresel ölçekte büyük eleştiriler alır. Halbuki susturmak yerine, siyasi iktidarların çıkarlarını ve politikalarını yazan ve konuşan basın kamuoyu nezdinde siyasi iktidarlar adına   meşruiyet ve başarı senaryoları  üretebilir konuma getirilir.  

Peki bu dönüşüm nasıl sağlanacaktır?

*İlk adım;  basını siyasi iktidarların istek ve amaçlarına hizmet edecek şekle  getirmektir. Bu nedenle de   o ülkedeki medya mülkiyetini yeniden düzenlemektir. Siyasi iktidarların amacına hizmet edecek ve siyasi iktidarlara bağımlı bir medya mülkiyet düzeni oluşturmaktır. Bunun yolu da, ülkedeki medya mülkiyetinin, ideolojik olarak siyasi iktidarla uyumlu güçlü  bir sermaye grubunun eline geçmesini sağlamak  olacaktır.

Bu sermaye devirleri halka genelde " piyasa koşulları" ya da "ticari kuralların zorunlu gereği" gibi sunulur. Oysa gerçek amaç kârlılık ya da ticari zorunluluk değildir. Medyanin Siyasi iktidarlara mutlak sadakatı ve sürekli hizmet eder duruma getirilmesidir.

Basın ya da medya patronları siyasi iktidarlarla çıkar ve ideoloji uyumu içine girdikten  sonra, medyada;  halka, gerçekleri, doğruları açıklamak  bir erdem olmaktan çıkar.  Gazeteciler açısından doğruları yazmak büyük cesaret gerektirir. Çünkü bu yeni düzende,  başta işini ve kazancı kaybetmek   üzere,  çeşitli riskler oluşur.   Yazılan her yazıda hem patronları ve hem de siyasi iktidarları eş anlı olarak kollamak bir zorunluluk olmaya başlar. 

* İkinci adım, basın ya da medya kuruluşlarının ekonomik olarak, siyasi iktidarlara bağımlı duruma  gelmeleridir. Kamu reklamları, resmi ilanlar, kamu bankası kredileri, vergi bağışları,  vergi denetimleri  basını etkili olarak hizaya getirme ve siyasi iktidarlara bağımlı yapma aracına dönüşür.

Eleştirel ya da muhalif  medya ise ekonomik olarak kamusal gelir kaynakları, ilanlar, reklamlar ve kredilerden  yoksun bırakılır. Vergi ve işyeri denetimleri ile korkutma ve pasifleştirme yoluna gidilir. Tüm bunlar yapılırken de işe, piyasa koşulları  ya da kamu düzeni  algısı oluşturulur.

* Üçüncü adım o ülkelerdeki hukuk ve yargı düzeni ile ilgilidir. Totaliter, otoriter ve hibrit demokrasili ülkelerde, yargının siyasallaştırılması bu tür rejimlerin ayrılmaz bir silahıdır. Benzeri siyasi rejimlerde yasalardaki hukuki  tanımlamalar esnek, belirsiz ve muğlaklak şekilde yorumlanır. Ulusal güvenlik, kamu düzeni, devletin itibarı...ve benzeri gerekçelerle yargı kurumları siyasi ikdidarların buyruğu altına alınır. Siyasi iktidarlar kendilerini  halka "devlet" olarak olarak algılatır. Toplum nazarında, devlet ile iktidar farklılığı kaybolur. Siyasi iktidarlar devletle eşitlenir.
Siyasi iktidarları eleştirmek,  iktidar eleştirisi  olmaktan çıkar ve devlet karşıtlığına dönüştürülür.
 
Ayrıca ülkedeki iktidar yanlılarına başka, muhaliflere başka olmak üzere  ikili hukuk standarları ortaya çıkar. Durum bu aşamaya geldikten sonra insanlar korku iklimine, korku kültürü burgacına girer. Her yerde ve her koşulda denetlendiği duygusuna kapılır. 

* Dördüncü aşamada ise OTOSANSÜR devreye girer.Sansürlerin en tehlikelisi otosansürdür. Çünkü oto sansür düşünceyi, olağan eleştirileri, kişinin zihninden yani doğduğu kaynaktan boğmak, açığa çıkmasını engellemek demektir.  Otosansür başladıktan sonra basın mensupları artık doğruları yaz(a)maz ve konuş(a)maz konuma gelirler. "Şimdi zamanı değil", ya da " elalemin doğrusu benmiyim" ...ve benzeri gerekçelerle otosansürü giderek içselleştirmiş ve otomatiğe bağlamış olurlar.
 
* Beşinci aşama ise ülkedeki siyasi gündemi denetim altında tutmaktır. Otoriter, totaliter ve hibrit demokrasilerdeki iktidarlar güçlü bir şekilde, ülke ve siyaset gündemini de tekellerine alırlar. Medyada nelerin konuşulacağı, hangi haberlerin öne çıkarılacağı ne tür olaylar ve konuların toplumdan gizleneceği, nelerin abartılacağı ya da saklanacağına siyasi iktidarlar karar verirler.

 Ekonomik krizler, enflasyon, işsizlik,  yolsuzluk,yoksulluk,  vergi adaletsizlikleri, haksızlıklar... ve savurganlıklar toplumun gözünden kaçırılır ya da olağanlaştırılır.
Başarılar ise abartılarak ve sürekli tekrarlanarak canlı tutulur.

Sonuçta,  basın, dördüncü kuvvet olarak toplum adına siyasi iktidarları  denetleyebilme gücünü tamamen yitirir. Tersine gerçekleri saklama, halkı uyutma ve  iktidarların destek kuvvetine dönüşür.

* Altıncı aşama basının kullandığı dilde ortaya çıkan gerçek dışı,  demokrasiye aykırı  ve beyin yıkamaya yönelik  söylemlerle ilgilidir. Yazılı ve görsel basında, siyasi iktidarların isteklerine uygun yeni bir medya dili oluşturulur. Örneğin siyasi iktidarlar "devlet" olarak algılanır. Muhalif ya da öteki denilenler için suçlayıcı bir dil devreye girer. Siyasi iktidarların safında olmayanlar, " hain", "gayri milli", "devlet düşmanı", "bölücü", "dış güçlerin maşası", "vatan haini" ve benzeri sıfatlarla yaftalanmaya başlar.  Bu tür yakıştırmalar, yazılı ve görsel basındaki  bir  "uzmanlar" (!) grubunca her fırsatta durmadan tekrarlanır.

* Yedinci ve son aşama ise toplumsal kutuplaştırmadır. Medya, " Bizimkiler" ve " Ötekiler" diye ikiye ayrılır. Siyasi iktidarlara yakın olanlar" meşru", muhalifler ise " gayrimeşru " ve "düşman" konumuna sürüklenir.  Ortaya toplumsal bir fay hattı çıkar. Toplum bölünür. Bu duruma
 ve konumuna bağlı olarak, basın toplumu doğru bilgilendiren bir kurum olmaktan uzaklaşır. Tam tersine, siyasi iktidarlar adına, topluma ayar veren bir aparata dönüşür.

Medya organları, sürekli olarak, toplumdaki korku, tehdit ve kuşku duygularını gündemde diri tutar. Toplumsal birlik ve ortak  değerlerle birlikte yaşama umudu aşınmaya devam eder.

* Ayrıca , totaliter, otoriter ve hibrit demoksasilerle yönetilen siyasi iktidarlar için sosyal ya da  dijital medya da tıpkı klasik medya ile aynı kapsamda ele alınır.  Bu medyada da, siyasi iktidarların istemediği haberler ve yorumlar engellenir. 

Sosyal meyada  kurulan trol oduları ile, toplum üzerinde, gerçeklerle örtüşmeyen algı operasyonları yürütülür.  Temel amaç, siyasi iktidarların, gerçeklerle, hak, hukuk ve adaletle uyuşmayan davranışlarını  halkın, toplumun gözünden gizlemektir. Eğer her şeye karşın istenmediği halde,  açığa çıkan gerçekler varsa, bilgi ve haber kargaşaları yaratılarak gerçekleri halkın gözünde  önemsizleştirme yoluna gidilir.
 
*Sonuç  nedir?  Çözüm var mıdır?

- Sonuç,  totalliter, otoriter ve hibrit demokrasilerle yönetilen ülkelerde; geleneksel ve sosyal medyanın, demokrasinin dördüncü gücü olarak, toplum adına siyasi iktidarları denetleyebilme işlevini yitirmesidir. Tersine , onların propaganda  aygına dönüşmedir. 

- Peki çözüm nedir? Hukukun üstünlüğüne, kuvvetler ayrılığına,  temel insan haklarına, tam  bağımsız yargı sistemine, yargıç güvencesine, din ve vicdan özgürlüĝüne, laikliğe, çoğulcu demokrasiye, en önemlisi de siyasi iktidarlardan ve sermaye sınıfından bağımsız bir özgür basın kurumuna sahip olabilmektir. Basın kurumunu siyasi ikdararlara zorunlu bağımlılıktan kurtarmaktır.

Bireyleri ve toplumları da, evrensel, çağdaş ve akılcı bir eğitim sistemi  ile donatarak,  gerçek demokrasinin tüm kurum ve kurallarına sahip çıkacak bir siyasi bilinç ve olgunluğa kavuşturabilmektir. 

Umutsuz yaşanmaz. Ancak umutlar, akıl, bilim ve yetkin bir ahlaki ve  siyasi bilinçle desteklenmezlerse işe yaramaz, sadece boş bir hayal olarak kalırlar.
Halil Çivi. 02.01.2026.

Yorumlar (0)

Kalan karakter : 450
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

Yazarın Diğer Yazıları

SOSYAL, KÜLTÜREL BOYUTLARI İLE DEĞİŞİMLER
30 Aralık 2025 01:20

ÇORAKLAŞMA....
26 Aralık 2025 01:20

DİNBAZ SİYASETİ
29 Kasım 2025 01:20

KISSALI VE HİSSELİ GÜNCEL MANİLER
06 Kasım 2025 01:20

KADIN KATİLİ ERKEK FAİLLERİN SOSYO PSİKOLOJİK VE KULTUREL ORTAK ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE KISA NOTLAR
15 Ekim 2025 01:20

SİYASET SOSYOLOJİSİ AÇISINDA MEŞRUTİYET VE MESRUTİYET KRİZİ ÜZERİNE KISA ANIMSATMALAR
03 Ekim 2025 01:20

OGRENCILERIM ve OGRENME MERAKI OLAN TÜM İNSANLARA DUYURU
30 Eylul 2025 01:20

DEVLET KUŞU
19 Eylul 2025 01:20

ÖĞRENCİLERİM VE ÖĞRENME MERAKI OLAN TIM INSANLARA DUYURU
14 Eylul 2025 01:20

PIR SULTAN A DAL: ANADOLU ALEVİLİĞİNIN AHLAK ADALET VE VİCDAN MAHKEMESİ İLE DILE GELEN GÜR SESİ
03 Eylul 2025 01:20

GUNAYDIN GÜZEL İNSANLAR
31 Ağustos 2025 01:20

TURKIYE DE ALEVİ TEOLOJİSININ (İNANCININ) TARİHSELSOSYOLOJIK VE KÜLTÜREL TEMELLERİ ÜZERİNE ÇOK KISA NOTLAR)
18 Ağustos 2025 01:20

ÖZGÜRLEŞME BAĞIMSIZLAŞMA YA DA " BİREY OLABILME " VE CUMHURİYETE SAHİP ÇIKMA ÜZERİNE BAZI SOSYOLOJİK KISA NOTLAR
05 Ağustos 2025 01:20

".....BİRİ KÜRT DİĞERİ DE ALEVİ OLSUN "
21 Temmuz 2025 01:20

BEN KİMDEN YANAYIM ?
29 Haziran 2025 01:20

" ÖTEKİ " NİN BİLİNCİNE NE KADAR VAKIFIZ? CAN NE DEMEKTIR??
14 Haziran 2025 01:20

MAKYAVELLİ KİM DİR? VE MAKVALIZMİN GUNUMUZDE KI YERİ NEDİR?
12 Haziran 2025 01:20

SU. SUYUN ÖNEMİ TÜRKİYEDE SU POLITİKALARI VE SU SORUNU UZERİNE KISA ANIMSATMALAR.
09 Haziran 2025 01:20

DİKTATORLER NEDEN KORKUYA VE BASKIYA DAYALI BIIR YÖNETİM POLİTIKASI SERGİLERLER YA DA DİKTARYÖL REJİMLEEİN SOSYO - PISOKO PATALOJILERİ NELERDİR ?
06 Haziran 2025 01:20

KİRLETİR!!!
04 Nisan 2025 01:20

Bayram kutlaması
28 Mart 2025 01:20

ASGARI UCRETIN YASAMSAL ÖNEMI
14 Aralık 2024 01:20

Civili manilere devam( halk felsefesi)
05 Aralık 2024 01:20

Halil Çivi den çivili maniler
30 Kasım 2024 01:20

ILLIBERAL( HIBRIT ) DEMOKRASILERINYAPISAL NITELIKLERI SIYASAL TOPLUMSAL YASAMAETKILERI
28 Kasım 2024 01:20

GÜNCEL MANILER
26 Kasım 2024 01:20

GECMISTE ALINAN KÖTÜ MIRASLAARIN GÜNÜMÜZE YANSIMASI
25 Kasım 2024 01:20

Gonulde istekler
23 Kasım 2024 01:20

DÖRT TIP INSAN VE ÖZELEŞTİRİ
18 Kasım 2024 01:20

HER OKUL AÇMAK HAPİSHANE KAPATIR MI?
04 Şubat 2023 01:20

AKILLA SÖYLEŞİ
31 Ocak 2023 01:20

HARAMLI KISSALAR
28 Ocak 2023 01:20

ÇAĞIMIZDA DİNLER YA DA DİN BENZERİ DUYGULAR NİÇİN SIYASETE ALET EDİLİR?
23 Ocak 2023 01:20

DEMOKRATİK LAİK, SOSYAL BİR HUKUK DEVLETİNDEN Mİ, ? YOKSA TEOKRATİK FEODAL BİR MONARŞİDEN Mİ YANASINIZ? KARAR SİZİN.
19 Ocak 2023 01:20

KARANLIKLARA YAĞAN KALICI IŞIK YAĞMURLARI...
16 Ocak 2023 01:20

REFERANDUMLAR SADECE DEMOKRASİ YOLUMU, YOKSA DİKTATÖRLÜKLERE DE YOL AÇABİLİR Mİ?
13 Ocak 2023 01:20

KÜRESELLEŞME İDEOLOJİSİ NEDİR?
04 Ocak 2023 01:20

DEĞERLİ DOSTLAR
02 Ocak 2023 01:20

YENİ YIL KUTLAMASI
29 Aralık 2022 01:20

AKIL, DİL, DEMOKRASİ ve ÇAĞDAŞLAŞMA ÜZERİNE KISA NOTLAR.
23 Aralık 2022 01:20

KİME YA DA KİMLERE NE DENİR?
20 Aralık 2022 01:20

HACI BEKTAŞ VELİ' YE GÖRE AKIL DİN VE İMAN İLİŞKİSİ NEDİR?
14 Aralık 2022 01:20

MİNARENİN İÇ YÜZÜ
06 Aralık 2022 01:20

SİYASİ İKTİDARIN GÖREVLERİ NELERDİR?
05 Aralık 2022 01:20

E D E P S İ Z...
01 Aralık 2022 01:20

DOĞUM VE ÖLÜM
29 Kasım 2022 01:20

MUSTAFA KEMAL'İN Ö Ğ R E T M E N İ Y İ M
24 Kasım 2022 01:20

... K.İ R L E T M E G Ö N Ü L
21 Kasım 2022 01:20

G İ D İ Ş A T
17 Kasım 2022 01:20

ATIN AĞZINDA KAÇ DİŞ VARDIR? YA DA DİNSEL BAĞNAZLIK NEDİR?
15 Kasım 2022 01:20

ATATÜRKÇÜLÜK NEDİR?
11 Kasım 2022 01:20

KÜÇÜK BİR TEBESSÜM MOLASI
06 Kasım 2022 01:20

GEÇİM DERDİ
01 Kasım 2022 01:20

...K A R I Ş M A Y I N !
24 Ekim 2022 01:20

DEVLET VE CUMHURİYETİN BEKASI, KARDEŞLİK VE TOPLUMSAL BARIŞ EŞ ANLI SAĞLANABİLİR Mİ? NASIL?
17 Ekim 2022 01:20

...AHLAK AĞLAR...
12 Ekim 2022 01:20

BİR ÜLKEDE MUTLU BİR TOPLUMSAL YAPI İÇİN SİYASET KURUMUNUN ÇÖZMESİ GEREKEN ÜÇ ANA ALAN VARDIR.
03 Ekim 2022 01:20

Tembih name
27 Eylul 2022 01:20

ANADOLU KARDEŞLİĞİ
05 Eylul 2022 01:20

26 AĞUSTOS BÜYÜK TAARRUZ VE 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMININ ANLAM VE ÖNEMİ YA DA KURTULUŞ SAVAŞI NEDİR?
28 Ağustos 2022 01:20

S E L A M   O L S U N !!!
27 Haziran 2022 01:20

İSLAMDA KONUŞMA (ÛSLUP) ve İKNA KÜLTÜRÜ NASIL OLMALIDIR?
23 Haziran 2022 01:20

İSLAMDA KONUŞMA (ÛSLUP) ve İKNA KÜLTÜRÜ NASIL OLMALIDIR?
07 Haziran 2022 01:20

İÇTİHAT KAPISI...
30 Mayıs 2022 01:20

PARANIN DEĞERİ, ENFLASYON VE MERKEZ BANKASININ GÜCÜ ÜZERİNE KISA NOTLAR...
28 Mayıs 2022 01:20

KÜRESELLEŞME VE NEO-LİBERALİZM NEDİR?
24 Mayıs 2022 01:20

BAŞLICA TEMEL KORKU ÖBEKLER İMİZ VE İNSAN YAŞAMI ÜZERİNE OLUŞTURDUKLARI ÖNEMLİ BASKILAR HAKKINDA KISA NOTLAR.
11 Mayıs 2022 01:20

YARIN 1 MAYIS
03 Mayıs 2022 01:20

KÜRESELLEŞME VE NEO-LİBERALİZM NEDİR?
27 Nisan 2022 01:20

İNSAN BEĞENDİĞİNİ Mİ SEÇMELİ YOKSA SEÇTİĞİNİ Mİ BEĞENMELİ? HANGİSİ DOĞRU?
20 Nisan 2022 01:20

UMUTSUZ YAŞANMAZ...
15 Nisan 2022 01:20

DİNBAZ YA DA DİNCİ SİYASİ REJİMLER ÜZERİNE KISA NOTLAR.
08 Nisan 2022 01:20

GENÇLER İÇİN EŞ YA DA ARKADAŞ SEÇİMİ ÜZERİNE KISA NOTLAR.
28 Mart 2022 01:20

HAK YEME GÖNÜL !!!
25 Mart 2022 01:20

NEVRUZ KUTLAMALARI VE ALEVİLER AÇISINDAN ÖZEL ÖNEMİ.
21 Mart 2022 01:20

ÇANAKKALE ZAFERİNİN YAŞAMSAL ÖNEMİ VE ATATÜRK'ÜN İNSANCIL RUHU.
17 Mart 2022 01:20

SİYASİ İKTİDARLARIN GÖREVİ NE? HALKI TESLİM ALMAK MI? YOKSA HALKI TEMSİL ETMEK Mİ?
15 Mart 2022 01:20

BURUK BİR TIP BAYRAMI KUTLAMASI.
14 Mart 2022 01:20

KİMLER ÇAĞDAŞ VE ONURLUDUR?
11 Mart 2022 01:20

EVLENMEK NEDİR VE NASIL SÜRDÜRÜLEBİLİR?
07 Mart 2022 01:20

Tüm Yazılar