reklam
ALTIN
 6.427,68
DOLAR
 46,1274
STERLİN
61,7428
EURO
 53,2914
reklam

ARGUVAN BAKIŞI: YENİ PARTİ TARTIŞMASI

"Saray yeni parti kurulmasını istemiyor" iddiası bugün siyasette sıkça dillendirilen görüşlerden biridir. Bunun doğru olup olmadığını zaman gösterecektir. Ancak Türkiye'nin siyasi hafızasına bakıldığında, mağduriyet algısının seçmen davranışları üzerinde etkili olduğu inkâr edilemez bir gerçektir.

27 Mayıs sonrasında Adalet Partisi'nin yükselişi, 12 Eylül sonrasında merkez sağın yeniden güç kazanması ve 2002 seçimlerinde yaşanan değişim; toplumun zaman zaman mevcut düzene tepki göstererek yeni adresler aradığını göstermektedir.

Ancak siyaset yalnızca mağduriyet üzerinden okunamaz. Partiler birer araçtır; amaç değildir. Toplum, çözüm üreteceğine inandığı yapılara yönelir. Bu nedenle yeni bir partinin başarıya ulaşıp ulaşamayacağını belirleyecek olan şey, yalnızca yaşanan mağduriyetler değil; ortaya koyacağı kadro, program ve umut olacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin Türkiye siyasetindeki yeri ise ayrı bir tartışma konusudur. CHP, Cumhuriyet'in kurucu partisi olmasının getirdiği tarihsel mirası taşırken; aynı zamanda toplumun belli kesimlerinde mesafe ve önyargılarla da karşı karşıya kalmaktadır. Bu durumun ne kadarının tarihsel gerçeklerden, ne kadarının siyasal propagandadan kaynaklandığı ise üzerinde düşünülmesi gereken bir başka başlıktır.

Öte yandan CHP, çok partili hayat boyunca Türkiye'nin en güçlü ve en kurumsal muhalefet partisi olmayı sürdürmüştür. Kimi zaman iktidara yaklaşmış, kimi zaman ağır yenilgiler yaşamış; ancak siyasal sistem içindeki varlığını korumuştur.

Bugün dile getirilen "yeni parti" senaryoları da birer ihtimalden ibarettir. Sayın Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel, Mansur Yavaş veya başka isimler üzerinden yapılan değerlendirmeler; gerçekleşmiş siyasi olgular değil, geleceğe dair öngörülerdir. Siyasetin doğasında sürprizler vardır ve seçmenin son sözü sandıkta söylediği unutulmamalıdır.

Arguvan'ın diliyle söylersek; harman daha kurulmadan buğdayın hesabı yapılmaz. Toplum kimi zaman öfkeyle, kimi zaman umutla yön değiştirir. Kalıcı olan ise milletin iradesidir.

Sonuçta mesele kişilerden çok Türkiye'nin demokratik geleceğidir. İhtiyaç duyulan şey; kutuplaşmayı derinleştiren hesaplar değil, topluma güven veren siyaset, güçlü kurumlar ve adalet duygusudur.

Çünkü günün sonunda karar verecek olan ne saraydır, ne parti genel merkezleri, ne de siyasi kulislerdir.

Son sözü yine millet söyleyecektir.

Her şey Türkiye için.
Her şey Vatan için.
Herşey çok güzel olacak.

ARGUVAN/15Haziran2026

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.