Türkiye'de on yıllardır siyasi partiler arasında var olan kutuplaşma ikliminin, bir istinaf mahkemesi kararının ardından tarihte hiç görülmedik biçimde bir siyasi partinin içine sirayet etmesi, gerçeği aktarma sorumluluğunda olan mesleğimizin yükünü kuşkusuz artırmıştır.
Bir siyasi partinin Genel Merkezi'ne ve TBMM Grubu'na iki ayrı fiili yönetimin hakim olması nedeniyle yaşanan bu kaotik durum, sahada görevini yapma sorumluluğuyla hareket eden meslektaşlarımıza "mutlak butlan" kararı olarak bilinen kararın verildiği günden itibaren fiziki müdahalelere de varan engellemelerde bulunulmasına gerekçe oluşturamaz.
Medya kuruluşlarının siyasi pozisyonları ya da editoryal angajmanları nedeniyle yayın çizgilerinden sahada görev yapan muhabir, kameraman ve fotomuhabiri arkadaşlarımızın nasibini alması kabul edilemez. Gazetecilere yapılan bu müdahale doğrudan basın ve ifade özgürlüğüne müdahale anlamına geldiği gibi Anayasa'da güvence altına alınan basın hürriyeti ve kamunun haber alma hakkının da açık ihlali niteliğindedir.
Gazetecilere yönelen fiziki müdahalelerin sona ermesi amacıyla Cumhuriyet Halk Partisi içindeki taraflara sağduyu çağrısı yapıyor, her iki grubun yetkililerinden destekçilerini uyarmalarını ve bir daha benzer görüntülerin yaşanmaması için çaba sarf etmelerini talep ediyoruz.


















