reklam reklam
ALTIN
 6.427,68
DOLAR
 46,1274
STERLİN
61,7428
EURO
 53,2914
reklam

Entelektüel Yoksunluğun Kürtlerin Yazgısına Etkisi

Said-i Kürdî (Nursî), Kürtlerin üç temel sorunundan söz eder: "cehalet, sefalet ve tefrika." Kuşkusuz bunlar son derece isabetli tespitlerdir. Ancak bana göre bunlara dördüncü bir başlık daha eklenebilir: entelektüel yoksunluk.

Bana göre Kürtlerin modern dönemde yaşadığı en temel sorunlardan biri, son iki yüzyılda modern çağın ihtiyaç duyduğu ölçüde bağımsız ve güçlü bir entelektüel sınıf oluşturamamış olmalarıdır.

Evet, Kürdistan'da güçlü bir medrese ve ulema geleneği vardı. Mirler, beyler, ağalar ve şeyhler de vardı. Ancak Kürtlerin ve Kürdistan'ın siyasal varlığını, özerkliğini veya geleceğini modern dünyanın diliyle savunabilecek bağımsız bir entelektüel sınıf ne yazık ki yeterli ölçüde oluşmadı.

Burada yanlış anlaşılmak istemem. Sorun ulemanın varlığı değildi. Sorun, ulemanın yanında bağımsız bir düşünce geleneğinin gelişememesiydi. Toplumun düşünce hayatı büyük ölçüde medrese geleneği tarafından şekillendi. Bu gelenek dinî ilimlerde önemli bir birikim üretmiş olmakla birlikte, zamanla ezberci, tekrarcı ve şekilci bir karakter de kazandı; dinin maksat (makâsıd) ve maslahat boyutunu ikinci plana iten bir anlayış yaygınlaştı. Bunun sonucunda ise medreseden bağımsız gelişen felsefe, siyaset düşüncesi, sosyal teori ve modern anlamda entelektüel üretim yeterince güçlenemedi.

Daha da çarpıcı olan ise bazı Kürt entelektüellerinin yaşadığı tarihsel paradokstur. Kürtlerin yetiştirdiği modern entelektüellerin önemli bir kısmı, Kürt toplumunun millî ve düşünsel uyanışına öncülük etmek yerine, Jön Türk hareketinin ve Türk milliyetçiliğinin fikrî inşasında ön saflarda yer aldı. Başka bir ifadeyle, zaten sayıca sınırlı olan Kürt entelektüellerinin önemli bir bölümü, Kürtlerin değil, başka bir siyasî ve fikrî projenin öncü kadroları hâline geldi.

Türk milliyetçiliğinin ve Jön Türk hareketinin en seküler isimlerinden biri kabul edilen Abdullah Cevdet, Malatya'nın Arapkir ilçesinden bir Kürttü. Türk milliyetçiliğinin en önemli ideologlarından Ziya Gökalp ise Diyarbakır'ın Ergani ilçesinden bir başka Kürttü.

Elbette bu yalnızca kişisel tercihlerle açıklanamaz. Bana göre bu durum, Kürt toplumunun o dönemde kendi bağımsız düşünce geleneğini ve kendi entelektüel merkezlerini yeterince oluşturamamış olmasının da bir sonucuydu.

Bugün Kürtler ve Kürdistan siyasal ve kültürel varlıklarını koruma konusunda ciddi güçlüklerle karşı karşıyaysa, bunun nedenlerinden biri de kendisini sürekli yeniden üretecek "entelektüel rahmin" tarihsel olarak yeterince oluşmamış olmasıdır. Çünkü milletler ve devletler önce zihinlerde kurulur. Fikirler kurumları, kurumlar ise devletleri doğurur. Kendi fikir adamlarını ve düşünce geleneğini yetiştiremeyen toplumlar, çoğu zaman başkalarının ürettiği fikirlerin peşinden gitmek zorunda kalırlar.

Belki de Kürtlerin modern tarihte yaşadığı en büyük talihsizliklerden biri buydu.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.