ALTIN
 977,20
DOLAR
 16,4337
STERLİN
20,5919
EURO
 17,6044

 

 

              Kaldı ki ülkemizde, elektrik iletim ve dağıtım hatlarındaki kayıp yüzde 30’lara varmaktadır. Bu kayıplar, bir nükleer santrale ödenecek paranın 1/3 ‘ini harcayarak önlenebilir ve böylece, 3 katı enerji elde edebiliriz...

              Mersin’in Anamur ilçesine 132 kilometre uzaklıkta, Akdeniz açıklarında, meydana gelen 6.4 büyüklüğünde deprem sonrası Yıldız Teknik Üniversitesi’nde bilim insanı olan Prof. Şükrü Ersoy “Doğu Akdeniz’de deprem sonrası tsunami olabileceğini” duyurdu! Böylece Türkiye için var olan risk bir kez daha teyit edildi.

***

Yaklaşık 23 yıl önce de Yunanistan Türkiye’yi uyarmıştı: “Akkuyu Nükleer Santrali’ni yapmayın!”

           Çünkü Yunanistan, "Akkuyu’ya nükleer santral yapmanın getireceği riskler" isimli bir rapor hazırlatmış ve Avrupa Konseyi Parlamenterler toplantısında gündeme aldırmıştı!

            Dönemin Ege Bakanı Elisavet Papazoi imzasını taşıyan rapor, Atina Üniversitesi bilim insanlarının araştırmalarını içeriyordu.

            Raporda "Doğu Anadolu fay hattı ile Doğu Akdeniz ‘deki fay hatlarının bölgede büyük bir deprem riski yarattığı ve santralın yapılacağı alanda deprem olasılığının yüksek olduğu” belirtiliyor. Ayrıca, "santralın üreteceği nükleer atığın izlenmesinin mümkün olamayacağı ve Akdeniz-Ege için risk içerdiği vurgulanıyor, olası kaza ya da deprem sonrasında, tüm Akdeniz’de büyük tehlike oluşacağı" anlatılıyordu...

Detaylı bir sismik araştırma yapılmasının da zorunlu olduğu belirtiliyordu...

             Bu rapor, uluslararası kuruluşlar aracılığıyla da dönemin Enerji Bakanlığı’na ulaştırılmış, Bakanlık araştırmaya gerek görmemiş, "Siyasi bir rapor. Nükleer teknolojiye sahip olmamızı istemiyorlar" diyerek, sümen altı etmişti!

***

Oysa Akkuyu’ya nükleer santralın kurulması, Yunanistan’ın işine gelir!

Çünkü Silifke-Fethiye arasındaki turizm yoğunluğu Yunanistan sahillerine kayar!

            Bunu bilmelerine rağmen santrala karşı duruşları, Akdeniz’de oluşacak büyük tehlikenin farkında olmaları!

***

Türkiye’de enerji sorunun nedeni, yatırımların ve yönetimin kötü olmasından kaynaklanmaktadır!

           Yenilenebilir enerji üretimine ağırlık verileceği yerde, tüketilen enerjinin yüzde 68,3’ü dışa bağımlı olan termik ve doğalgaz çevirim santralarından elde edilmektedir.

            Rüzgâr, jeotermal, güneş, gibi yenilenebilir enerji potansiyelimizin ise sadece yüzde 30,4’ünü kullanmaktayız!

           Yıllar sonra devreye girecek olan Akkuyu Nükleer santralının ürettiği enerji payı ise sadece yüzde 10 olacaktır!

Dolayısıyla, nükleer enerji ülkemizin tek ve son seçeneği değildir.

***

            Kaldı ki ülkemizde, elektrik iletim ve dağıtım hatlarındaki kayıp yüzde 30’lara varmaktadır. Bu kayıplar, bir nükleer santrala ödenecek paranın 1/3 ‘ini harcayarak önlenebilir ve böylece, 3 katı enerji elde edebiliriz...

***

               Dünyada da çevre duyarlılığı, radyasyon tehlikesi ve atıkların yok edilememe sorunu nedeniyle nükleer santral yapımı durdurulmuş, var olanlarda kademeli olarak kapatılmaya başlanmıştır!

Nükleer enerjinin, toplam enerji içindeki dünya payı: 1970’lerde yüzde 55 iken,

             1990’larda yüzde 1‘e düşmüş; yerine, yenilenebilir ve temiz enerji kaynakları bulunmuştur. Güneş, rüzgâr, su gibi...

 

              Dünya nükleer enerjiden kaçarken, ülkelerinde dahi kullanılmayan geri teknolojilerin Türkiye’ye getirilmesi yanlıştır.

Üstelik deprem ve tsunami tehlikesine rağmen!

***

Ülkeler artık nükleer enerjiden vazgeçti.

            Çünkü çevreyi yok eden, insanların ölümcül hastalıklara yakalanmasına neden olan radyoaktif elementler, nükleer reaktörler nedeniyle artmaktadır.

               Doğayı yok eden ve ancak 240 bin yıl sonra etkisini yitiren en tehlikeli nükleer atık olan Plütonyumun, ülkemizde depolanır olması, iktidarın doğa ve insanları ne denli hiçe saydığının en tipik örneğidir!

              Ayrıca, sıklaşan santral kazaları, yatırım, işletme ve güvenlik maliyetlerinin çoğalması, nükleer enerji endüstrisinin çökmesine neden olmuştur!

***

            ABD, 41 yıldır nükleer santral yapmıyor. Toplam gücü 135.000 MW olan 123 santralın tamamını 5 yıl içinde iptal ediyor!

             Kararlı olduğunu göstermek adına da çevre ve halkın güvenliğini riske etmemek için 5 milyar dolara yapılan Shoreham santralını açmadan kapattığını ilan etti!

***

            Kanada 40 yıldır santral siparişi almıyor. Çünkü bir KİT olan AECL firmasının ürettiği CANDU tipi reaktörlerin çevreye radyoaktif izotop trityum yaydığı iddiası var.

Bu nedenle Kanada, ömürlerini tamamlamadan 8 santralının kapatılmasına karar verdi.

Fransa, İngiltere, Japonya ve Almanya, nükleer santralları yapmama kararı aldı.

***

Bakın!

            Nükleer konusunda dünyada isim yapmış ülkemizin en yetkin bilim insanı değerli Prof.Dr. Tolga Yarman ne diyor:

             “Bugün Akkuyu’ya nükleer santral kurmak; turizmi, oradaki sebze meyve üretimini, ciddi olarak baltalamak, demektir.

             Bu konuda, onca feryadımıza rağmen, tek satır araştırmanın yapılmamış olmasını, Akkuyu’ya dönük, fütursuzca nükleer adımlar atılmasını, Türkiye Cumhuriyeti’nin sergilemesi gereken ağırbaşlılıkla, bağdaştıramıyorum.”

***

            Hal böyleyken Türkiye’nin büyük bir hızla Ruslara “Akkuyu Nükleer Santralını” yaptırma telaşının yanı sıra, s-400 alımı ve Akkuyu santralının limanının Rus Donanmasına üs olarak tahsis edilmesi, ülke çıkarları adına olamayacağı belli!

 

O zaman amaç nedir?

 

İleride göreceğiz!

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.