ALTIN
 4.297,56
DOLAR
 39,7257
STERLİN
53,5046
EURO
 45,8826
reklam

KÜRTLER BİR OLDU BITTIYE GETİRİLMEK İSTENDİ

Yer yüzünde yaşayan kırk  milyondan fazla Kürd, son  bir ayda  rojavada yaşayan  kendi kardeş ve akrabası olan halka   yönelik uygulanan  ve büyük travmaya yol açan zulmü unutması  asla mümkün olmayacak. 

Geçmişte  Mahabat, Halepçe,  Irak Kürdistan bölgesinde yaşanan enfal ve diğer tüm 
soykırım trajedilerinin kürtler üzerinde yarattığı  sarsıcı etki neyse  Suriye Rojavasında Kürtlere  dayatılan soykırım pratiğide aynı etkiyi fazlasıyla göstermiştir.

En büyük Kürd nüfusun yaşadığı  Türkiye egemen iktidarın yöneticileri,  bin yıldır birlikte yaşadığı kendi yurttaşı olan Kürtlerin  öz kardeş ve    akrabaları olan Kürd halkı  yerine,  selefi, tekfirci,  daiş celatlarından yana taraf olacağını bizzat dışişleri ve savunma  bakanlarının  ağzından defalarca  ilan  ederek tutum aldı.

Türkiye  bir yandan iç  Kürtlerle çözüm süreci yürütürken diğer yandan iç Kürtlerin kardeşlerine yönelik gerçekleşen jenoside karşı sevinç ve memnuniyet göstererek ciddi bir güven sorununada  imza atmış bulunuyor.


Rojavavada başlatılan soykırım saldırıları,  Türkiye’de ayırımsız   iktidar,  muhalefet basınında  zafer çığlıkları ve ırkçı hezeyanlarla karşılanırken, Kürtlerin demokratik  protesto eylemleri,  polis baskısıyla engelenmeye çalışıldı. 

Bu ırkçı ve baskıcı  tutum Kürtleri ciddi anlamda  yaraladı. 

Türkiye’nin Rojava özerk yönetimine karşı ortaya koyduğu  bu yaralayıcı tutum yıllarca  her Kürdün hafızasındaki yer ve  tazeliğini koruyacağından kimsenin şüphesi olmasın,

Halep’in eşrefiye ve şêx mexsud mahalelerî başta olmak üzere tüm Kürt şehirlerine yönelik başlatılan kuşatma ve saldırıların yol açtığı dehşet verîcî görüntü ve çığlıklar, işkenceyle öldürülen bir  Kürt kızının kesilen saç örgüsünün  Kürtlerin duygu dünyasında yarattığı kırılmayı tedavi edecek hiç bir yöntem henüz yer yüzünde mevcut değildir. 

Kürtler için, uğurunda  feda ettikleri binlerce evladının kanı canı nedeniyle sembol   sayılan Kobani kenti hala kuşatma atında. Çocuklar  açlık ve soğuktan  donarak ölürken sınırın bu yakasında toplanarak  ulaştırılmak istenen insani yardımlar dahi geçirilmedi.

Bütün dünya Suriye’de Şam rejimi ile  SDG arasında  mutabakat metninin imzalanmasını beklediği bir anda , Paris’te Türkiye dışişleri gözetiminde  Şam yönetimi, Episteinci sapık Barrak ve İsrail arasında daha önceden hazırlanandığı anlaşılan mutabakatın imzalanması aynı anda Rojava Kürtleri başta olmak üzere tüm Kürtlerin ölüm fermanının infaz talimatı yerine geçti.

Dünya insanlığı için büyük bedeller ödeyen ve  bir anda kirli gizli anlaşmalar  sonucunda bir oldu bittiyle yok edilmek istenen Kürtlerin durumu başta diaspora olmak üzere dünyadaki tüm Kürtleri bu zulüm karşısında bir araya getirerek ayağa kaldırdı.

Kürtlerin bu ortak  çığlığı karşısında harekete geçmek zorunda kalan dünya kamuoyu ve bir çok devlet yöneticisi olup bitenler karşısında  sessizliğini  bozmuş görünüyor.

 Almanya’da toplanan dünya güvenlik zirvesine  Kürt lider general Mazlum Abdi ve İlhan Ahmed’in katılımı ve kendilerine gösterilen ilgi, Rojavaya dayatılan oldu bittiyi bir kez daha gözler önüne seriyor.

Geçte olsa Kürt temsilciler tarafından başlatılan diplomatik çıkış ve sağlanan karşılık, yüz yıldır dayatılan inkar ve imha  siyasetinin bundan sonra uygulanmasının  pekte kolay  olmayacağını gösteriyor.

Değişen dünya koşularında  silahlı mücadeleyi bırakarak demokratik siyaset ve diplomatik alana dönen Kürtler haklı ve insani talepleriyle  meşruiyetlerini üst skalaya taşırken, kendilerine yüz yıllardır  dayak atan devletler klasik düşman tutumundan vaz  geçerek kendilerine çeki düzen vermek zorundadır. Aksi halde rahat vermedikleri Kürtler kadar kendileride  rahat yüzü görmeyecektir. 

Bu gün yanı başımızda Irak Suriye ve İran’ın durumu ortada Türkiye mevcut durumu gözeten bir yerden sözde  kendi çözümünü başlatarak ön almaya çalışıyor ancak genetik yapısı ve alışkanlıkları nedeniyle kaçamak ve dayatmalarındanda  vaz geçemiyor bir kez daha Kürtleri  geriletebilmenin yollarını arıyor.

Dünyada kırk milyonu aşan diasporada güçlü ve yoğun bir kolu bulunan,haklı ve insani talepleriyle sempati kazanan son derece  örgütlü bir halkı yok etmenin imkanı kalmadığını. Bütün dünya görüyor ve biliyor. 

Dolayısıyla köprüden önceki son çıkış olarak görülmesi gereken çözüm sürecinin,  Kürtlerinde içselleştirebileceği  kalıcı onurlu bir çözüme evirilmesi herkesin yararına olacaktır. Aksi durum herkes için ağır ve telafisi imkansız yıkımlar getirir.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.