reklam reklam
ALTIN
 4.297,56
DOLAR
 39,7257
STERLİN
53,5046
EURO
 45,8826
reklam

Tek Adam Düzeni 

Uluslararası hukuku yok sayan, kendilerini devlet yerine koyan,

Bir söylediği diğerine uymayan tek adamları görünce,

Nedense İlk Çağ’dan da öncesinden bugüne doğru bakmak geldi aklıma.

İnsanlar bir arada yaşamaya başladıklarında devlet diye bir yapı yokmuş.

Az sayıda aileden oluşan topluluğun temel ihtiyacı beslenmekmiş,

Büyüğün ya da en iyi avcı olanın sözü geçermiş ama kararlar hep beraber alınırmış.

Demek ki adı konmamış bir demokrasi varmış, 10 bin yıl önce.

*

Aileler büyüdükçe, nüfus arttıkça yaşama alanları yetmemiş, toplumlar arasında yer kapma çatışmaları başlamış.

En güçlü, en kuvvetli olan da toplumun reisi olmuş.

Toplum içinde kuralları reis koymuş, düzeni kurmuş adaleti sağlamış.

Adil olan reisler sevilmiş, olmayanların reisliğine karşı çıkılmış, değiştirilmiş.

3 bin yıl önce Yunanlılar yaşadıkları şehirlerde demokrasiyi uygulamışlar,

Yaşamlarıyla ilgili kararları hep birlikte almışlar.

*

Toplumlar büyüdükçe, sahip oldukları alanlar genişledikçe, reisler güçlenmiş ve zenginleşmiş,

Reislik ailesinde kalacak, gücünü ve zenginliğini koruyacak şekilde kurallar koymuşlar, halklarına karşı sertleşmişler.

 

Babadan oğula geçen reislik zaman içinde hükümdarlığa, krallığa, imparatorluğa, padişahlığa dönüşmüş.

*

Diktatörlüğe dayalı bu tek adam yönetimlerinde egemenlik hükümdarların, kralların, imparatorların, padişahların olmuş,

İnsanlar köleleri, kulları, halk da tebaaları, ümmetleriymiş,

Tek adam yönetimlerinde kendileri devlet, kararları da kanunmuş,

Dünyaya egemen olmak adına seferler düzenlemişler, savaşlar çıkarmışlar,

Meydanlarda tebaaları, ümmetleri savaşmış, birbirlerini öldürmüşler,

Kazananlar, güçlenenlerse hep hükümdarlar, krallar, imparatorlar, padişahlar olmuş.

İşgal ettikleri ülkelerin zenginliklerine el koymuşlar, sömürmüşler.

*

Halklar bakmışlar ki,

Savaşlarda ölenler kendileri,

Irgat olarak çalışan, yokluk yoksulluk içinde yaşayanlar da kendileri,

Nasıl yaşayacaklarına karar verenlerse,

Yaşadıkları yerde ağalar, ülkedeyse hep aynı aileden gelen egemenler…

Sonunda halklar sormaya ve bu düzeni sorgulamaya başlamışlar,

Söz ve karar sahibi olmak için yüzyıllarca yıl süren bu düzene karşı çıkmışlar.

*

Tek adam egemenliğine karşı halkın ilk baş kaldırısı Fransız Devrimiyle oldu.

Feodalizm yıkıldı, ulusal kimlik ön plana çıktı, ortak dil ve kültür temelinde ulus devlet modelinin temeli atıldı.

Feodal düzen ortadan kalkınca eski hukuk düzeni de yıkılarak yeni bir hukuk düzenine geçildi. Böylece, hukuk düzeninin öznesi olarak ‘yurttaş’ kavramı ortaya çıktı. Bu çerçevede temel yurttaşlık haklarının varlığı ve tanınması gereği doğdu.” (Başar Yaltı, Cumhuriyet 10.03.26)

*

Ülkemizde de padişahların egemenliğinden, kul ve ümmet olarak yaşamaktan,

Ulusal Bağımsızlık Savaşımızla kurtulduk,

Yurttaş kimliğimizle bir Millet olduk, egemenliğimize ve bağımsızlığımıza kavuştuk.

Kurduğumuz Meclisin duvarına “Egemenlik Kayıtsız şartsız Milletindir” yazdık.

 

Egemenlik hakkımızı kullandık, ülkemizin yönetim şekli Cumhuriyet’tir dedik.

Temel politikası “Yurtta Barış Dünyada Barış” olan,

Demokratik Laik Sosyal bir Hukuk Devletine sahip olduk.

*

Bugün yaşanılanlar,

İnsanlığın yüzlerce yıl öncesinde terk ettiği tek adamlar düzeninden ders alması gerektiğini gösteriyor.

Sözün özü,

Ne zaman egemenlik halkın, Milletin olmuş,

Adalet, barış ve huzur gelmiş. hayat bayram olmuş.

*

Gerçek anlamıyla ve tadında kutlayacağımız bayramlara ulaşmak dileğiyle…

Tevfik Kızgınkaya

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
reklam
reklam